Milliyetçi Hareket Partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milliyetçi Hareket Partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Milletin Sizlere Verdiği Yetkiyi Kullanın ve Bu Kirli Oyunu Bozun!., Abdullah Çağrı ELGÜN

MİLLETİN SİZLERE VERDİĞİ YETKİYİ KULLANIN!..
                                                        Abdullah Çağrı ELGÜN
7 Haziran seçimleri sonrasında, Deniz BAYKAL’ın Meclis Başkanı seçilmesi ve sonrasında CHP’den koparacağı Millet Vekilleri ile AKP-BAYKAL HÜKÜMETİ’nin kurulmasının istendiğinden, daha o günlerde yazdığımız bir makale ile bahsetmiştik. Kurulması planlanan bu koalisyonu, büyük bir uzak görüşlülük ile kavrayan sayın Dr. Devlet BAHÇELİ, bugüne geldiğimizde nasıl bir zeka ile bu oyunu bozduğunu, daha oyun başlamadan ters yüz etmiş, olduğunu göstermiştir.
Gelinen noktada sn. Dr. Devlet BAHÇELİ CHP, MHP ortak adayı Sn. Ekmelettin İHSANOĞLU’nu Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdi. Bu oyunu kavrayamayan CHP lideri, Sn.Deniz BAYKAL’ı aday olarak göstererek “ortak adayın” Cumhurbaşkanı olmasını engelledi.  Bunun üzerine oynanan oyunlar ve kurulması düşünülen koalisyonlar ve AKP’nin blöflerini göremeyerek, oyalanan ve vakit kaybeden CHP, seçim öncesi tamamen karşı olduğu ve bir çok tavizler de vererek koalisyon kurmak için gittiği Davutoğlu’nun söylemlerine kanmış; fakat koalisyon teklifi dahi yapılmadan geri döndürülmüştü.
Halkın % 60 lık blok olarak gördüğü ve iktidarı, muhalefet karşısında yenilgiye uğratarak AKP’yi tek başına iktidardan aldığı halde; AKP’nin iktidar olma, iktidarda kalma arzusu, hırs ve hatta ihtirası, millete rağmen devam etmiştir. Hükümet edenlerin  İktidardan bir dakikalığına da olsa vazgeçmeye niyetleri yoktur… Üstelik, son gelinen noktada:   “İster kabul edilsin, ister kabul edilmesin, yönetim sistemi değişmiştir.” denilerek Başkanlık sistemine geçildiğini, ilan etmiştir. Tabii PKK’da doğuda yerel yönetimlerinin bağımsızlığını ilan etmiştir.
Rejim değiştirmek, bir anayasal süreçtir. Böyle bir süreç yaşanmadan yönetim, değişti demek nasıl bir iştir anlaşılamamıştır… Eğer böyle bir şey olacak ise buyurunuz SEÇİMSANDIĞI yaklaşmıştır. Pusulaların arasına bir de bu tercihi koyarsınız “Başkanlık Sistemini” de bu seçimde birlikte oylattırırsınız. Eğer halk buna oy verir, %60 “Evet!” der ise “Başkanlık Sistemine” geçmiş oluruz… Sıkıntı da ortadan kalkar… Böyle olmayacaksa, gereksiz dayatmalardan vazgeçip normalleşme yolunda adımlarımıza kuvvet verelim.
Bugün AKP diye bir parti yoktur.  Kalmamıştır; çünkü AKP-CHP’nin kuracağı  koalisyonunu bütün iş adamları, ortak akıl istediği halde Davutoğlu gerçekleştirememiştir… CHP ve MHP’ye giden AKP, koalisyon kurmak için bir gayret sarfetmiş; fakat vesayet sebebiyle bu konuda eli kolu bağlı kalmıştır. Kırk gününü oyalama taktiği ve oyun içinde oyun ile oyalayarak geçiren AKP, parti olarak sahnede yoktur, sahneden çekilmiştir. Bu hali ile bir siyasi kuruluş AKP’den söz etmek mümkün değildir. Bütün AKP’liler de bunu görmektedir. Hatta Basındaki haberlere göre Sn. Davutoğlu’nun muhalefet partilerine, uzun uzun görüşmeler esnasında, terör hakkında bilgi verdiği, kendi görüşlerini anlattığı; fakat koalisyon yapmayı teklif dahi etmediği aktarılmaktadır.
BU OYUN DA BOZULACAKTIR
Hükümeti kuramayarak değil, bilerek ve isteyerek hükümet kurma alternatiflerini bitiren, hükümeti kurdurtmayarak, her türlü riski göze alarak, tek başına iktidar olmak için yeniden seçime giden hükümet, bu konuda başarılı olamayacaktır.
Sebebi şudur ki: Üç yıldır devam eden ve uğrunda bugüne kadar 50.000 masum vatandaşımızın canını alan terör duracak;  halk savaşsız bir ortamda huzur ve sukûn bulacak; bayraklar indirilmeyecek; yollar kesilerek yolcular öldürülüp, arabalar ateşe verilmeyecek; okullar içindeki öğrencileri ile birlikte, camiler ibadet edenler ile birlikte  yakılmayacak; iş yerleri, fabrikalar ateşe verilmeyecek; yerel yönetimler ilan edilmeyecek; öğretmen, doktor, hemşire, asker, polis dağa kaçırılmayacak, devletin görevlileri çarşıda, pazarda, evinde, ensesine kurşun sıkılarak öldürülmeyecek; bazı esnaf ve  iş yeri sahipleri devletten para almak amacıyla PKK’ya gelin benim iş yerimi yakın diye yalvarmayacaktı… Bunu gerçekleştirecek olan ve dağdan inip Meclise giren koalisyonun muhataplarına koalisyon için çağrı dahi yapılmadı… Peki bunlar ile yapılmıyorsa, bu konuyu kimin ile görüşeceksiniz, görüşüyorsunuz?!..
Vatandaş bu oyunu da görüp bu oyunu da bozacaktır. Sizin gördüğünüzü vatandaşın göremediğini sanarak yanılgıya düşmek, vatandaşı hiçe saymak, halkı hafife almak, onu es geçmek mümkün değildir. Bunu, yeni seçim sonrasında da göreceğiz…
İktidar muhataplarına: "Dağdan inin, siyasete girin." Çözüm süreci sona ermiştir, Çözümü buzdolabına kaldırdık.”, diyerek onların % 10 barajını geçerek seksen(80) Millet Vekili çıkararak Meclise girmesine yol veren, geçmişte CHP, şimdi de AKP olmuştur.  İkisi de aynı ölçüde veballidir… Kiminle neyi çözüyorsunuz? Şimdi niçin çözmüyorsunuz?!.. Şimdi onlar söylenenleri dinledi gereğini yaptı… Siz neden yapmıyorsunuz?!.
Sn. Devlet BAHÇELİ’nin öne sürdüğü AKP, HDP koalisyonunun  gerçekleşerek halkın dertlerinin bitirileceği, olmaz ise AKP-HDP, daha olmadı, AKP,CHP,HDP koalisyonunun mümkün ve de uyumlu olacağını, MHP’nin de memnuniyetle Muhalefette kalabileceğini belirtmesine rağmen, AKP tek başına iktidar hırsı sebebiyle, bu koalisyonları denememiş hatta HDP’ye dağdan inin siyasete girin demesine rağmen koalisyonu HDP’ye teklif dahi etmemiştir… Halkın seçtiği ve büyük bir teveccüh göstererek Meclise taşıdığı bu partiyi partileştiren, siyasete girmelerine yol açan, dağdan indiren  odur. Arınç bunu itiraf etmiştir…Eee!  Niçin ortak olamıyoruz?.. Ortaklık dahi teklif edemiyoruz?...
  Halbuki bu parti, terörü durduracak tek muhatap, Meclis’e kadar taşınmış tek meşru siyasî partidir. Meşru yolla  veya olmadan gelmiş olsa bile tek muhataptır.  Böyle olmak ile birlikte son günlerde sanki dağdaki PKK seçimi kazanmış gibi  HDP dışarıda kalmış, PKK, Kandil, bu partiden daha öne geçer olmuştur…
Peki ne oldu ki muhataplar ile iktidar arasında ipler gerildi?   7 Haziran sonrasında gereksiz söylemler çoğaldı: “PKK sizi tükürüğü ile boğar.”, “Herkes silahlansın.” , “Bizim ne olduğumuzu size göstereceğiz!..”  Tabii bunlar gereksiz anlamsız Vekillere yakışmayan sözlerdir… Meclis’e girerek söz sahibi olmuş ve dahi bu kadar halkın teveccühüne mashar olmuş iken bu sözler  “GEREKSİZ”, “BOŞ”  “BEYHUDE”  ve anlamsızdır… Ne istiyorsunuz? Ne yapıyorsunuz?!.. 
Türk ordusunun karşısında hangi gücün bir fonksiyonu olabilir? Tarih,  bu konunun açık olarak, bir değil, bir çok belgeleri ve örnekleri ile dolu olup denemek bile acı, ıstırap ve çok büyük kanın akması sebep olur. Kardeşin kardeşi yok etmesi demek olur ki bu düşmanlarımızın işine yarar. Kazanan kimse olmaz. Kaybeden bu ülke ve vatandaşı olur…
Önümüzdeki beş günde de yeni bir altarnatif belirmez ise seçim tek mecburi istikamet olduğu belirmiş olacak… Bu seçimde Başkanlık sitemi de halk tarafından oylansın, konu sonlandırılsın.
Koalisyon, koalisyonlar,  AKP için büyük risktir. “İntihar edecek hali yok!”  Sözü ile de teyit edilmiştir. 7 Haziran’da yazdığımız makalemiz, ve ”Deniz BAYKAL’ın manevrasına karşı, sayın  Dr. Devlet BAHÇELİ’nin yaptıkları MHP’nin doğru yolda olduğunu gösteriyor…
SONUÇ OLARAK:
AKP'nin hiç bir şekilde iktidarı bırakmak gibi niyeti yoktur; çünkü bırakacağı bakanlıklarında da  bu kadar yolsuzlukları ve kirli işleri çıkabileceği endişesini taşımaktadır. Bürokratlarını ise içten içe bir korku sarmıştır.  İktidardan çekilmeleri halinde, adalet önüne çıkarılacaklarını ve yapılan yanlışların hesabını veremeyeceklerini bilmektedirler. Bunun için iktidara sıkı sıkıya sarılmıştır. PKK, Yerel yönetimlerin bağımsızlığını ilan etmiştir. Acil ve köklü bir çözüme ihtiyaç vardır.
Türk ordusunun PKK’lı 5000 kişiyi öldürdüğü, “Çözüm Süreci”nin inşasında Obama’nın eli varlığı ve Ortadoğu’nun şekillenmesine el atacağı düşünülmelidir. Türk siyasi sisteminin çöktüğü ayan beyan ortadadır. Ülke Diktatörlük ve Bölünme arasındaki süreçte seçime doğru ilerliyor…
Muhalefet için,,  CHP, MHP ve HDP’nin birbirlerine  yakın söylemleri ile MHP’nin ileri sürdüğü şartlar: 17-24 Aralık, soruşturmasının yeniden yapılması; Dört bakanın yargılanması olayları,
"Çözüm Süreci" sona erdirilmesi, süreçleri ilgili partilerin muhataplarınca kabul edilmemiş bir koalisyon gerçekleştirilememiştir. Böyle bir durumda muhalefetin yan yana gelmesi ve ülkeye sahip çıkılması zaruri ve hatta bir mecburiyettir… Vekillere sesleniyoruz: İKTİDAR kaybetmiş, MUHALEFET kazanmıştır. Bu gerçeği görün, ve bu milletin sizlere verdiği yetkiyi  kullanın... (Ankara, Çarşamba, 19 Ağustos 2015)

27 Şubat 2015 Cuma

Millet Vekili (07 Haziran 2015) Aday Adayı

GELİN TANIŞ OLALIM
HAYATI HAKKINDA BİLGİLER
Adı soyadı: Abdullah (Çağrı) ELGÜN  
Bitirdiği Okul: GAZİ ÜNİVERSİTESİ ve  ERCİYES ÜNİVERSİTESİ  SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜLERİNDE aynı anda MASTER YAPTI;         
ANA BİLİM DALI: Türk Dili, Dilleri (Türkçenin Yabancılara Öğretimi)                                
Görevi: BASIN MÜŞAVİRİ
Medenî Durumu: Evli
Çalıştığı Yer: Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı İlk Göreve Başladığı Tarih: 16 Haziran 1980
(Sağlık Bakanlığı Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü)
Kadro Derecesi: ¼
Hizmet Yılı: 30
Görev Yaptığı Yerler:
1980-1982, Ankara, Sağlık Bakanlığı, Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğünde ÖĞRENCİ İŞLERİ ile DEĞERLENDİRME  ŞUBESİ MEMURLUĞU,
1982-1983, Kayseri, İl Sağlık Müdürlüğü, Tayin ve AtamalarıDEĞERLENDİRME MEMURLUĞU,
1983-1984, Kayseri, İl Sağlık Müdürlüğü, Genel İdare Şefliği,
1984-1985, Kayseri, Sağlık Meslek Lisesi'nde Türk Dili ve EdebiyatıÖğretmenliği,
1985-1987, Kayseri, Sağlık Meslek Lisesi'nde Müdür Yardımcılığı,
1987-1993,Ankara, Keçiören Çevre Sağ. Mes Lisesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği,
1994-1995, Kayseri, Sağlık Meslek Lisesi Müdürlüğü,
1995-1997,Kazakistan, Abay Devlet Üniversitesi'nde DOĞU DİLLERİ DOÇENTLİĞİ YAPTI.
2000-2004,Kayseri, Erciyes Üniversitesi Türk Dili Derslerini okuttu.
2000-2004,KAYSERİ, SAĞLIK EĞİTİM ENSTİTÜSÜ'nde TÜRK DİLİ DERSLERİni okuttu.
2004-2006, Kayseri, Sağlık Eğitim Enstitüsü MÜDÜR YARDIMCILIĞI
2006-2008, Kayseri, Sağlık Eğitim Enstitüsü MÜDÜRLÜĞÜ
2008-2010, Ankara Sağlık Bakanlığı, Sağ. Eğitimi Genel Müdürlüğü EĞİTİM UZMANI;
2010-2014, Ankara Sağlık Bakanlığı Kamu Hast. Kurm. Kalite Gözlem ve Eğitim Daire Başkanlığı,
2014…     
Halen SAĞLIK BAKANLIĞI, Halk Sağlığı Kurumu BASIN MÜŞAVİRİ olarak görevini yürütmektedir.
ÇEKTİĞİ DİZİ FİLMLER:
1) Ata Yurdunda Gezinti (26) Yirmi altı Bölüm.
2) Eşekli Kütüphane (9) Dokuz Bölüm
OYMADIĞI DİZİ FİLMLER :
“Beni Affet”; “Unutma Beni”, “Hıyanet Sarmalı”, “Rüzgârlı Sokak” ,“Deniz Yıldızı”
Kayseri’de dünyaya geldi. Kayseri Atatürk İlkokulu, Fevziçakmak Ortaokulu, Kayseri Lisesini bitirdi. Ankara Gazi Eğitim Fakültesi'nde LİSANS, Erciyes Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitülerinde Türk Dili ve Türk Dilleri üzerine iki yerde MASTER yaptı.
İlk Yaz Dergisi, Gevher Nesibe Dergisi ve Gevher Nesibe Dergisi Haber Bülteni ile Türk Ocağı Dergisinin Kurucularındandır. Ayrıca İlk Yaz Dergisi Yayın Kurulu Üyeliği; Gevher Nesibe Dergisi Haber Bülteni ile Gevher Nesibe Dergisi ve Türk Ocağı Dergilerinin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı.
Erciyes, Gülpınar, Hakses, Doğuş Edebiyat, Küçük Dergi, Çınar, Töre, Kayseri İl Yıllığı, Kayseri’de Sağlık, Yeşilay, Laçin, Geçit, Çemen, Yeniden Diriliş, Kayseri Kültür Ocağı, Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, Türk Yurdu, Türk Edebiyatı, Türk Dünyası Tarih, Artı Eğitim, Anasam, Orkun, Kurultay, Gökkubbe, İlesam Haber, Maki, Ölçek,(http://www.haberolcek.com/makale/563/abdullah--cagri--elgun.aspx) gibi çeşitli gazete ve dergilerde eserleri ve hakkında yazılar yayınlandı.  
Kayseri Hakimiyet,  Kayseri Haber, Kayseri Anadolu Haber Gazetelerinde uzun yıllar  köşe yazarlığı yaptı. Kayseri Özvatan Haber Bülteni, Sağlık Sen Haber Bülteni, Kayseri Devlet Hastanesi Haber Bülteni, Hoca Ahmet Yesevî Üniversitesi Haber Bülteni, gazete, dergi ve haber bültenlerinde yazıları yayınlandı.
Kayseri Halk Aşıkları Gününüorganize etti. Elif Televizyonunda Salı ve Perşembe günleri, Başak Televizyonunda Salı ve Pazar Akşamları; Erciyes TelevizyonundaÜniversitenin akademik personeli ve konusunda uzman olarak tanınmış kişilerle dört yıl boyunca şiir, edebiyat, kültür programları ve aktüel konular olmak üzere, sohbet programlarını yaptı ve yönetti.
SOSYAL HAYATI:
Kayseri’de Elif TV. Başak TV. Erciyes TV’lerinde Tarihten Günümüze Türk Şiiri, Genel Kültür, Sohbet Programları Yaptı Öğretim Üyeleri, Aydın Kesim ve konunun uzmanları ileGRUP SOHBETLERİ yaptı ve AÇIK OTURUMLARI yönetti.
Kazakistan’ın Abay Devlet Üniversitesi'nde  DOÇENT olarak görev yaptığı sırada hazırladığı (Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Yakutistan Türk Cumhuriyetleri ile ilgili) yirmi altı bölümlük"ATAYURDUNDA GEZİNTİ" adlıTelevizyon Dizisi ERCİYES TV’de beş ay süreyle yayınlandı. SHOW TV’DE EŞEKLİ KÜTÜPHANE FİLMİ yayınlandı. Bir çok Devlet Programlarını dayöneten ve sunuculuğunu gerçekleştiren ELGÜN,Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL, Başbakan Mesut YILMAZ ve hanımlarının açılış konuşmalarında da sunuculuk yaptı. Kayseri Hakimiyet Gazetesinde “ Gesi Belgeseli ” ve“Belgelerle Ermeni Günlüğü” adı ile fotoğraflı belgesel yayınladı. Aynı gazetede “Ufukların Ötesi” adı ile köşe yazarlığı yaptı.
Erciyes Üniversitesi Sabancı Kültür Sitesi’nde Rektör Mehmet ŞAHİN ve Kültür Spor Daire Başkanı Hüseyin CÖMERT döneminde, “Fotoğraflarla Türk Dünyasından Görüntüler”  adı ile bir  Fotoğraf   Sergisi  düzenledi. Kazakistan Almatı Televizyonunda“Türkiye’deki Cirit Oyunları” konulu bir konuşma yaptı. Kazakistan’ınTaldıkargon şehrinde, Kazak Türkçesive Türkiye Türkçesi ile “20.yy Klasik Türk Edebiyatçıları” konulu yirmi sayfalık bir Tebliğ sundu. (Abay  Devlet Üniversitesi Doğu Dilleri Kafetrası Tarafından Rusça olarak yayınlandı.) Halen, Haber Ankara’da Günebakış Gazetesi, Haberin Kıblesi (http://www.habergunebakis.com/haberdetay/864-Abidin-G%C3%BCneyli%E2%80%99nin-hayat%C4%B1-ve-eserleri.html) ; (http://abdullahcagrelgun.blogspot.com/2011/07/haberin-kiblesi-yazar-akademisi-on.html) ta da köşe yazarlığı yapmaktadır.
1 Nisan Dünya Şiir GünüKoordinatörlüğü,  Erciyes Üniversitesi Nisan Kültür ve Sanat Haftası  Şiir Koordinatörlüğü yaptı.
 Uzun yıllardır, KUNG-FU, JUDO ve TEAK WAN DO (II.GIP) Uzakdoğu sporları yaptı. 1982 yılından 1986 yılına kadar KAYSERİ  Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü Teak Wan-Do  Bölge Ajanlığı, Uzakdoğu SPOR OKULLARINI ve SPOR müsabakalarını KOORDİNE ETTİ. KAYSERİ’deki TÜM UZAKDOĞU SPOR OKULARINDAKİöğrencilerin başarı belgeleri ve diplomalarını düzenleyip imza attı.
Kayseri/Develi’de, bütün Develihalkının katıldığı, ERMENİLER ve TEHCİR OLAYI konulu bir konferans tertipledi. Develi’de, “Göcekler Göğerince” “Bir Ölüm Trafik”, “Çanakkale Geçilmez” adlı piyesleri,Kayseri’den ordu komutanlarının da katıldığı büyük bir davette sergiledi.Kayseri Valiliği ve  İl Sağlık Müdürlüğünün işbirliği ile düzenlenen 21 Mart  2000 Nevruz Kutlamalarını yönetti ve sunuculuğunu yaptı.
FAALİYETTE BULUNDUĞU KURULUŞLAR:
1) Kayseri Ju Do Spor Kulübü(Yönetim Kurulu);
2) Kayseri Hilâl Ay Kung Fu  Spor Kulübü (Yönetim Kurulu),
3) Kayseri Teak Wan-Do  Bölge Ajanlığı,
4) Kayseri Kültür ve Turizm Derneği (KTKD),
5) Kayseri, Akkışla ve Yöresi Türkmenler Derneği,
6) Ankara, Gazi Eğitimliler Vakfı (GEMVAK),
7) Yörük Türkmenleri Vakfı (YÖRTÜRK),
8) Ankara Türkiye Gönüllü Eğitimciler Derneği Genel Merkezi,
9) Türkiye Makedon Dostluk Derneği Genel Merkezi,
10) Aydınlar Ocağı (Başkan Yardımcısı),
11) Türk Ocakları (Yönetim Kurulu Üyesi, Başkan Adayı),
12) Büyük Anadolu Konfederasyonu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı;
13) Ankara Türkiye Yazarlar Birliği Genel Merkez i(Yönetim Kurulu),(TYB),
14) Ankara İlim ve Edebiyat Eserleri Sahibi Meslek Birliği Genel Merkezi (İLESAM)
15) Ankara, Sağlık Sen Genel Merkezi (Üye) ..vb Kamu Yararına çalışan dernek kuruluş ve vakıflarda yöneticilik ve üyelik  görevlerinde bulundu.
ALDIĞI ÖDÜLLER
1) 1982 Yılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğünün Düzenlediği  “ EĞİTİM METODOLOJİSİ ve TEKNOLOJİSİ”  BAŞARI BELGESİ;
2) 1984 Yılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğünün Düzenlediği “ REHBERLİK ve DANIŞMANLIK”  BAŞARI BELGESİ;
3) 1984 Yılı TC. Gençlik ve Spor Bakanlığı Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü Kayseri Bölge BaşkanlığıCumhuriyetimizin 60.Yılı münasebetiyle ÜSTÜN HİZMET ve ŞÜKRAN  BELGESİ; 
4) 1991 Yılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğünün Düzenlediği “ TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ ” BAŞARI BELGESİ;
5) 1994 Yılı Erciyes Aylık Fikir ve Sanat Dergisinin 200. sayıya ulaşmasının anısına TEŞEKKÜR BELGESİ;
6) 1995 Yılı Bizim Gençlik Aylık Kültür ve Sanat Dergisinin düzenlediği  “ŞAİRLER ANTOLOJİSİ”  TEŞEKKÜR BELGESİ;
7) 1995-1997 Yıllarında Kazakistan Cumhuriyeti Eğitim Bakanlığı Almatı Abay Devlet Üniversitesi TARİH FAKÜLTESİ DEKANLIĞI, TEŞEKKÜR BELGESİ;
8) 1995-1997 Yıllarında Kazakistan Cumhuriyeti Eğitim Bakanlığı Almatı Abay Devlet ÜniversitesiREKTÖRLÜĞÜ DOĞU DİLLERİ BÖLÜMÜ, TEŞEKKÜR BELGESİ;
9) 1999-2000 Öğretim Yılında“CUMHURİYETİN 75. YILI”Çerçevesinde düzenlenen Öğretmenler arasında yapılan Makale Yarışmasında “ATATÜRK ÇAĞDAŞ EĞİTİM ve ÖĞRETMEN” konulu makâlesiyle İL BİRİNCİLİĞİ; 
10) 2000 Anadolu İlim ve Edebiyat Eserleri Meslek Birliği (ANASAM) “KAYSERİ ŞAİRLER GÜNÜ”,  TAKDİR BELGESİ;
11) 2000 Yılı, Kayseri Kültür ve Turizm Derneğinin düzenlediği  “1.DÜNYA ŞİİR GÜNÜ” dolayısı ile TEŞEKKÜR BELGESİ;
12) 2000-2001 Yıllarında “OSMANLI DEVLETİNİN KURULUŞU’NUN 700. YILI”çerçevesinde düzenlenen makâle yarışmasında “OSMANLI ve VELİAHT TÜRKİYE” konulu makâlesiyle İL BİRİNCİLİĞİ ve Türkiye GenelindeMANSİYON ve PARA ÖDÜLLERİ;
13) 2001 Yılı, Kayseri Kültür ve Turizm Derneğinin düzenlediği “2.DÜNYA ŞİİR GÜNÜ” dolayısı ile TEŞEKKÜR BELGESİ;
14) 2001 Yılı, Erciyes Üniversitesi’nindüzenlediği “ 2.KAYSERİ ŞAİRLER GÜNÜ” dolayısı ile TEŞEKKÜR BELGESİ;
15) 2002 Yılı, Kayseri Turizm ve Kültür Derneği’nin düzenlediği “9. DÜNYA ŞİİR GÜNÜ” dolayısı ile TEŞEKKÜR BELGESİ;
16) 2002 Yılı “ERCİYES AYLIK FİKİR VE SANAT DERGİSİNİN 300. SAYIYA ULAŞMASINI SAĞLAYAN YAZARLARINA”  TEŞEKKÜR
BELGESİ;
17) 2005 Yılı “Kayseri Turizm ve Kültür Derneği”, “Erciyes Aylık Fikir ve Sanat Dergisi”, “Çemen Şiir Dergisi”, “Yeniden Diriliş Kültür Ocağı Dergisi”Yönetim Kurulu Başkanlığının “AHMET’İN AKKIŞLASI”  kitabının çıkışına  TEŞEKKÜR BELGESİ;
18) 2007 Yılı Mustafa Kemal İlköğretim Okulu’nun düzenlediği ŞİİR DİNLETİSİ’nde  TEŞEKKÜR BELGESİ;
19) 2007 Yılı,Türkiye Yazarlar Birliği Kayseri Şubesinin düzenlediği Kültür Sanat Ödülleri çerçevesinde   “2007 YILI KAYSERİ KÜLTÜRÜNE HİZMET ÖDÜLÜ” ;
20) 2008 Yılı, Kayseri Turizm ve Kültür Derneği’nin düzenlediği “3.Dünya Şiir Günü” dolayısı ile TEŞEKKÜR BELGESİ;
BASILMIŞ ESERLERİNDENBAZILARI ŞUNLARDIR: 
1) 'Düşten Öteye”, (Şiir, Aslımlar Matbaası, Ankara 1983): 
2) 'Türk Edebiyatında Söz Sanatları, İmlâ ve Noktalama”(Servet Yayın Dağıtım, İstanbul 1988): 3) 'Kültür İstilâsı”, (Kültür Basın Yayın Birliği, İstanbul 1990): 
4) 'İlk Kıble”, (Kültür Basın Yayın Birliği, İstanbul 1991): 
5) 'Şiirlerle Hemşire”, (Bizim Ofset, Kültür Basın Yayın Birliği Yayınları, Ankara 1991): 
6) “Mehmet Âkif”, (Kültür Basın Yayın Birliği, İstanbul 1992): 
7)) 'Türk Dili” (Geçit Yayınları, Kayseri 1999): 
8) 'Edebî Sanatlar”, (Laçin Yayın Dağıtım, Kayseri 2000): 
9) “Duran Karakuş’un Şiirleri”, (Laçin Yayın Dağıtım, Kayseri 2001): 
10) 'Türk Dili”,((Genişletilmiş İkinci Baskı) Laçin Yayın Dağıtım, Kayseri 2001): 
11) “Gesi Belgeseli”, (Akın Günlük, Kayseri 2001): 
12) “Çanakkale (Piyes) ”, (Laçin Yayın Dağıtım, Kayseri 2001): 
13) “Belgelerle Ermeni Günlüğü”, (Araştırma) , (Laçin Yayın Dağıtım, Kayseri 2001): 
14) 'Kazak Şairleri Antolojisi”, (Laçin Yayın Dağıtım, Kayseri 2002): 
15) “Özel Öğretim Metodları I”, (Laçin Yayın Dağıtım, Kayseri 2002): 
16) “Özel Öğretim Metodları II”, (Laçin Yayın Dağıtım, Kayseri 2002): 
17) “Türk Dilini Öğrenmenin Metodları”, (Laçin Yayın Dağıtım, Kayseri 2003): 
18) 'Akkışla Yöresi ve Ağızları”,(Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü, Kayseri 2005): 
19) “Eşekli Kütüphane” (Bizim Gençlik Yayınları, Kayseri 2005): 
20) “Ahmet’in Akkışla’sı”(Bizim Gençlik Yayınları, Kayseri 2005) adlı eserleri bulunmaktadır. 







23 Şubat 2015 Pazartesi

CABER KALESİ ve GELİNEN NOKTA

CABER KALESİ ve GELİNEN NOKTA
                                                                              Abdullah Çağrı ELGÜN
  Süleyman NAZİF, TÜRK İLÂHİSİ adlı şiirinde:
“Dedem koynunda yattıkça, benimsin ey güzel toprak,
Neler yapmış bu millet, en yakın tarihe bir sor, bak.
Yerim sensin, göğüm sensin, cihanım, cennetim hep sen
Nasıl bir zinde millet çıktı, gördüm; hasta sînenden...  ”
diyor…
Dedemin koynun alınarak getirildiği bu topraklar benden çıkarıldı… Yetmedi Doğuda da çıkarılmak üzeredir… Bu onulmaz yara, kanamağa devam ediyor; fakat Türkiye, kendi küllerinden doğan Anka Kuşu gibi, kendi küllerinden yeniden doğacaktır…
Büyük Türkiye(Osmanlı), beş kıtada hüküm sürmüş, 24.milyon kilometre karenin üzerindeki toprağıyla, Türk insanının ufuklarını süslemeye devam etmektedir. Genetik kotları bu özünde barındıran Büyük Türk milleti, kendi içinden aldığı güçle yeniden dünyaya açılacaktır.
26 Ocak 1699’daki (Haçlı İttifakı, Kutsal Roma, Cermen İmparatorluğu, “Avusturya, Venedik ve Lehistan”) Karlofça Antlaşması ile yaşanan ilk toprak kaybı, büyük Türkiye’nin gücünün sarsıldığı, ihtişamını zaafa uğratan ilk antlaşmadır.
Ardından gelen yenilgiler: 
Duraklama(1579-1699); Gerileme(1699-1792); Dağılma(1792-1922) dönemleri ile toprakların birer birer kaybedildiği zamanlardır. Bu gün gelinen noktada durum aynıdır. Tarih tekerrür etmektedir.Mehmet Âkif ERSOY'un dediği gibi: 
Tarihi tekerrürdür diye tarif ediyorlar; 
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?..."  
2004’te AKP’nin halkın büyük bir tevveccühü ile iktidar yaptığı hükümet, ilk dört hatta altıncı yılına yakın sattıkları yerler hariç; büyük hamlelere imza attı. Bu hamlelerden halkın da memnuniyeti gözle görülür bir şekildedir. Altı yılın sonunda ise iktidar: Ülke kaynaklarının satışı, yalan dolan, talan, şaşaa, dep debe, ihtişam içinde, tek başına diktatörlüktür ve ülkenin bölünmüşlüğüdür. …
Muhalefetin ve iktidara aleyhte söz söyleyenlerin tamamına yakınının susturulduğu, mevcutların da susturulmağa çalışıldığı; televizyonların ve diğer basın kuruluşlarının İKTİDAR HAVUZUNA ALINDIĞI, kırk binin üzerinde Polisin, Öğretmenin ve Okul İdarecilerinin, Tecrübeli Bürokratın, acemi Bakanlar ve ekibi tarafından Müşavir ve Araştırmacı yapılarak Bankamatik Memuruna düşürüldüğü, kıyıma uğradığı;
Türk Milletinin bütün unsurlarının DİNDAR, DİNSİZ; BİZDEN OLANLAR ve ÖTEKİLER adı ile ayrıştırıldığı ve sürgüne tabi tutulduğu;
PKK, KCK ve İŞİD örgütlerinin palazlandırıldığı ve PKK’nın üniversite koridorlarına, sınıflara kadar inerek, buralarda hakimiyet kurduğu gözler önünde olup, körler dahi görmüştür…
Doğu vilayetlerimizin kontrolünün sağlanamadığı, PKK ve KCK’nın buralarda BÜYÜK KÜRDİSTAN HAYALİNİ gerçekleştirmek için Yerel Yönetimler Kurduğu; Ordu ve Polis gücü oluşturduğu ve asayişi temine kalkıştığı;
Buna bağlı olarak PKK’nın yol kestiği, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşına Kimlik sorduğu ve sorguladığı;
İktidarın ÇÖZÜM SÜRECİ adı ile uydurduğu yalanın büyüsüne kapılan BÜYÜK KÜRDİSTAN HAYALCİLERİNİN ve ONLARIN UZANTILARININ şehirler arası yollarda kaçırdıkları ASKERLERİMİZİ orada infaz ettiği;
Doğuya giden yollarda seyahat etme özgürlüğünün kalmadığı, Devletin Polisinin, Askerinin çarşıda pazarda, ensesine tabanca dayayarak infaz edildiği;
Göreve giden Ebe, Hemşire ve Doktorun ve Öğretmenin dağa kaldırıldığını “Havuz Medyasına Rağmen” duymayan kalmamıştır.
İçinde kendi halkının çocuklarının eğitildiği öğretmen ve öğrencilerin bulunduğu okulların ateşe verilerek yakıldığı;
Şehir içinde ve dışındaki polis ve askeri karakolların bombalandığı ve arkasından havanlar ve makinalı tüfekler ile tarandığı gerçeğini hiç kimse gizleyemez duruma gelmiştir…
Bu ülkede HÜKÜMET, ARTIK YÜKLENMİŞ OLDUĞU 

SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİREMEMEKTEDİR.

Bağımsızlığımızın sembolü olan Bayrağımızın, dalgalandığı gönderden defalarca indirildiği, yakıldığı; ve ayaklar altında çiğnendiği; ve buna misli ile gerektiği gibi bir cevap verilemediğini bütün halk gözleri ile görmüş ve şahit olmuştur…  
Müsamahalar, tavizler ve AÇILIM HOŞGÖRÜSÜ ile şımartılan PKK, KCK, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP)’nin Meclisteki Vekilleri, Meclisi karıştırmaya devam etmektedir.   Terör örgütlerinin uzantıları, üniversitelerimizin koridorlarına, sınıflarına kadar hakim olmuş ve burada okuyan vatanperver bir yiğidimiz Fırat ÇAKIR’ı  bıçaklayarak şehit etmişlerdir. Bu durum ülke içinde büyük bir infiale sebep olmuş; hükümet, ülkeyi kardeş kavgasına dönüştürmenin eşiğine getirmiştir.
Daha dün, gizlice Caber Kalesinde Mezarı bulunan Süleyman Şah’ın Kabristanı, Türbesi, gönderilen askerler tarafından bizzat, yerle bir edilerek emanetlerin Tükiye’sınırına getirildiği gerçeğini Büyük Türk Milleti büyük bir acıyla öğrenmiştir. Bu elem verici durum bağrımızda büyük yaralar açarken, halkın bu hükümete olan güvenini yıkmıştır.
“Dedem koynunda yattıkça, benimsin ey güzel toprak,
Neler yapmış bu millet, en yakın tarihe bir sor, bak.” Bu topraklar, bizim olmaktan çıkıp, İŞİD denilen çapulculara terk edilmiştir.
Bizim olan toprağın koynundan kaçırılarak, getirildiği o topraklar, tek bir silah sıkmadan bizden koparıldı… Yetmedi Doğuda da çıkarılmak üzeredir…
Bu onulmaz yara kanamağa devam ediyor; fakat Türkiye, kendi küllerinden doğan Anka Kuşu gibi, kendi küllerinden yeniden doğacaktır…
Vatanın geleceği tehlikededir. Bu hükümet, kendisine verilen görevi yerine getirememektedir.
İnanıyorum ki bu seçimlerde millet, kendi kaderine yine kendi sahip çıkarak, üzerine örtülmüş bu ölü toprağı silkinip atacaktır.
“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

8 Ocak 2015 Perşembe

NEVŞEHİR ÜZERİNDEKİ KARA BULUTLAR; Abdullah Çağrı ELGÜN

NEVŞEHİR ÜZERİNDEKİ KARA BULUTLAR
                                                             Abdullah Çağrı ELGÜN
                                                    cagrielgun@hotmail.com
Bazı gazetelerde yayınlanan Ürgüp’teki köylerin boşaltılma çabaları boş, anlamsız, dayanaksız; ve tamamen asılsız bir sav olarak karşımıza çıkmaktadır.
Şöyle ki: Şirin bir yöremiz ve Dünyanın Yedi Harikasından Birini barındıran yöremiz ÜRGÜP ve çevresindeki insanları telaşlandırmak, endişelendirmek ve korkutarak sahip oldukları mallarını mülklerini orada doğup orada büyüdükleri; ve atalarının mezarının bulunduğu bu müstesna mekanları büyük bir aymazlık ile ucuza kapatmak, toptan veya parça parça sattırarak bölgenin en turistik, en stratejik, en kıymetli, en çok Turist Çeken ve İç Anadolu’nun en çalışkan ve en aydın insanlarının yaşadığı bölgeyi terk etmeye mecbur bıraktırmak kurnazlığından başka bir şey değildir.
Bu şahsi görüşüm olmak ile beraber bunca zamanki deney ve tecrübelerim de bana öyle diyor ki bu boşaltılan köyleri yabancılar çok ucuz paralarla kapatıp burasını Ankara’nın ilçesi ALTINDAĞ, HAMAMÖNÜ gibi restorasyona tabii tuttup sonra Dünyanın Yedi Harikalarından birini barındıran bölge halkını, TÜRK’ü söküp attıktan sonra buraların verimli topraklarının ve Bacasız Sanayiinin(Turizm Cenneti) üzerine çörekleneceklerdir.
Tabii bunları yaparken “Şen olasın Ürgüp, dumanın tütmez. Asmalı Konak, Temenni Tepesi, Kabpadokya(İhlara Vadisi), Mustafapaşa’nın Tarihi Konakları, Uçhisar, Ortahisar, Zelve, Avanos, Göreme, Damsa Çayı, …vb kasaba ve tarihi güzellikleri ve adını Türk Sanat Tarihine kazımış türkülerini, yazarını ve bestekarlarını, yabancıların vazgeçemediği boğma rakısını, şaraplarını, üzüm pekmezi, sirkesi, pestilini de unutmak unutturmak olmayacak mı?..
Ürgüp Neresidir? 
Nevşehir'in 20 km. doğusunda olan Ürgüp, Kapadokya bölgesinin en önemli merkezlerindendir. Göreme'de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çok sayıda isme sahip olmuştur. Bizans döneminde Osiana (Assiana), Hagios Prokopios -Selçuklular dönemi'nde Başhisar; Osmanlılar zamanında Burgut Kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır.
Ürgüp ve civarındaki ilk yerleşim, antik adı Tomissos olan Damsa Çayı'nın doğusundaki Avla Dağı etekleridir. Daha geç dönemlere ait en önemli kalıntılar ise Ürgüp kasaba ve köylerinde bulunan Roma dönemine ait kaya mezarlardır. 
Bizans döneminde de önemli bir dini merkez olan Ürgüp, köykaya kiliselerin ve manastırların Piskoposluk merkeziydi.
1515 yılında Osmanlı topraklarına katılan Ürgüp, 18. yüzyılda Osmanlı Sadrazamı Damat İbrahim Paşa'nın kadılık makamını doğduğu kent olan Nevşehir'e (Muşkara) taşıması nedeniyle ilk kez ikinci planda kalır. Şemsettin Sami 1888-1900 yıllarında yazdığı Kamus-ül Alam adlı tarih ve coğrafya ile ilgili eserinde Ürgüp'te yetmiş  Camii, beş Kilise ve on bir kütüphane olduğunu belirtilmektedir.
Ürgüp'ün tarihten bu yana şarapçılığı meşhurdur. Bölgede tekel şarap fabrikası dahil sekiz şarap fabrikası vardır. Dolayısı ile terk edilmesi pahalı bir yerdir Ürgüp…
Ayrıca bu köylere Almanlar, Fransızlar ve Ruslar gelerek bu yıkıntı evleri çok az paralar karşılığında satın alıp burada yaşamaya hayatlarının kalan kısımlarını burada geçirmeye başlamışlardır. Kısaca bu yabancılar, bu kadar saf veya akılsız mıdırlar ki buralardan ev satın alıp, restore ettirdikleri evlere gelerek yerleşiyorlar?..  
Bu yabancılar, ülkelerindeki tatlı hayatı bırakıp güya bu hastalık saçan(!..)  bu yaşanılamaz yerlere neden gelip yerleşirler ve nedendir ki yıllardır buralarda yaşarlar ve halen sürekli bir şekilde gelip yerleşmeye devam ederler?..
Bu mesnetsiz fikirler ve bu düşüncelerle dolu insanların, yıllardır bu yöre insanlarına yaptığı bu kötülüğü kimse ortadan kaldıramamış ve kaldırmak için çaba harcamamış gözükmektedir.  Bu köylerin boşaltılmaya çalışılması çabaları yabancı kişilerin çıkarlarına hizmet etmekte, yine yabancıların oralardan çok ucuz paralarla satın aldıkları evleri restore ettirerek küçük şatolar haline getirdiklerini herkes görmekte, bilmekte ve buna rağmen seyrederek hâlâ inatla bu yerlerin boşaltılması için büyük gayretler peşine düşenlere de kimse ses çıkartmamaktadır. Acaba bu yanlış uygulamaya sebep gösterilen hastalık önlenemez bir illet midir?.. Bu konuda sudan bahaneler üretmenin kimseye yararı dokunmayacağı bilinmelidir. 
Bir dönem “EŞEKLİ KÜTÜPHANE” isimli kitabımı yazabilmek için üç yıl boyunca o yöredeki on beş, yirmi köye gidip araştırma yaptım yaklaşık bu araştırmalarımı da üç yıl içinde tamamladım. Demek ki üç yıl boyunca bu köyler arasında gidip gele gele oradaki evlerde otellerde ve meskûn yerlerde ekibimle kala kala mekik dokudum. Bu yöreyi iyi bilirim. Bir çok da dost edindim. Mustafa GÜZELGÖZ, Rasim PEHLİVANOĞLU, Şükrü TAŞKIN, Rahmetli Bekir Koca’nın oğulları, yakınları, Eczacı İsa DURU… vb. isimlerini burada saymadığım yüzlerce kişi ve bugün oradaki bir çok dostlar Hakk’ın Rahmetine kavuşmuştur. Birçokları da halen sağ olarak hayattadırlar.
Haber Türk ve Milliyet Haber sitelerinde “05 Ocak 2015 Pazartesi Türkiye Asbest Kontrolü Stratejik Planı”na ait bazı sonuçlarla ilgili haberler yayınlanana haberlerin toplumu yanıltıcı ve toplumu ümitsizliğe sevk edici sonuçlar doğuracağı endişesini haklı olarak taşımaktayım.
Memlekette içinde tam doğruluğu tespit edilmeden yayınlanabilen bu tür spekülatif haberler, yöre halkının psikolojilerini bozmak, onları ümitsizliğe, güvensizliğe; ve gereksiz gelecek endişelerine sevk ederek algı yanılgısı ile MECBURÎ GÖÇE ZORLAMAK görevine hizmet etmekten başka bir işe yaramaz. 
Bana kalırsa buralarda uzun yıllar araştırma yapmış bir kişi olarak ne köyler boşaltılmalı ne de gereksiz olarak yolların asfaltlanması anlamsızdır. Lüzumu yoktur. Her şey olduğu gibi tabii haliyle kalmalıdır.
Bu yörede spekülasyonlar yeterli hatta fazladan olarak yapılmıştır. Bunların da önüne geçilmesi ve bilgi belge ve ilme dayanmayan anlamsız ve boş haberleri yayınlamanın da önüne geçilmelidir.
Burada çalışmalarını gerçekleştiren konusunda uzmanlaşmış kişilerin görüşleri doğrultusunda işlemler yapılmalıdır.  Bir kısmında, yıllar önce benim de gezdiğim ve bizzat gözlemlediğim “ kitabım sayesinde” ve Ürgüp’teki bu güzel, çalışkan insanların ve köylerin taşınmaları onlar için ölümdür. Bu tarz fikir ve fikirler de tamamen yanlıştır.  Millî servetin heba edilmesinden başka bir şey olamaz.  Ayrıca bu amaca hizmet etmenin iki art niyeti olabilir:
1)Bu yerlerden rant elde etmek isteniyordur;
2)Buraları boşaltarak yabancılara peşkeş çekmek; ve buradaki verimli topraklara konmak, burada yaşayan çalışkan, üretici, yöre insanlarına ihanet!..  Başka bir anlamı olamaz.
Bugün belki döküntü durumda bulunan 300-350 köy ve bu köylerde yıkılmaya yüz tutmuş iki bine yakın ev restorasyon yapılabilir. Buradaki yıkıntılar, dört beş milyon gibi küçük harcamalarla kullanılabilir hale getirilebilecektir. Buradaki yıkıntılar, tozlaşan asbes taşlar da hem turizm hem de yörede yaşayan çalışkan köylülerimiz için bir kurtuluş ve başarı madalyonu olacaktır.
Nevşehir üzerinde dolaşan karabulutları dağıtmak, her sorumlu vatandaşın görevidir. Yetkililerin ise daha fazla görevidir… Bu konuda ülkenin uzman dernekleri, “İlgili Bakanlıklar, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu”  “Türkiye Mezotelyoma Çalışma Grubu”  “Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği”, “Türk Toraks Derneği”  “Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği”, “Tıbbî Onkoloji Derneği”,  “Türk Akciğer Kanseri Derneği”, “Türk Göğüs Cerrahisi Derneği”,  “Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği”,  “Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği”,  “Türkiye Kanserle Savaş Vakfı”  “Türk Kanser Araştırma ve Savaş Vakfı”  Kanser Araştırma Vakfı  Kanserli Çocuklara Umut Vakfı” Kemik İliği Transplantasyon ve Onkoloji Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı”…vb. Kurum, Kuruluş Dernek ve Vakıfların ilgililerinin yan yana geleceği bir komisyon ve onların seçeceği  “İLİM HEYETİ” bu konuya yıllarını harcamış uzmanlar, bu problemi çözecektir…
Aksi hal ise buralardaki binlerce evin boşaltılması, binlerce insanın taşınması, binlerce ata mezarlarının terk edilmesi, yüzlerce Camii, yüzlerce kütüphane ve yüzlerce tarihî dokunun kaderine terki ile atalarımızın bizlere bıraktıkları kutsal emanet ve miraslarını heba etmekten ve yağmalatmaktan başka bir şey olmayacaktır.
KAYNAKLAR:
http://www.yenimakale.com/hangi-sehrin-neyi-meshur.html
NOT: Bu güzel yöre için iki şiir de benden:

GÜZEL ATLAR DİYARI
Araratas, Tuvana, Katpatuka, Hattuşil,
Kızılırmak’tan gelir, yağlı toprak özü, mil,
Urgüp ve Avanos’ta, çanak, çömlek pişer, kil,
Yedikat şehir altı; güler, oynar; çalar zil,
Harİkalar dİyarI, perİlerİn mekÂnI,
Senİn adIn Muşkara, ŞEHİRLERİN HakanI.

Leon, Fravun, Neron; zalimdi, dünya gördü,
Üçü de zûlmedici, halkını yurttan sürdü,
İkonalar gizlendi, Kıptier zulüm gördü,
Türk‘ün  hoşgörüsünde, halklar huzura erdi.
Göllü dağIn, melendİz, ERCİYES, HASAN DAĞI,
AltmIş mİlyon YIL önce, OLDU MİYONSEN ÇAĞI.

Bir inancın uğrunda, kayalara ev yaptı,
Paşabağlı Keşişler, inzivada ün yaptı,
Hiristiyan olsa da, tek bir Allah’a taptı,
Dört kitaba inandı, Müslümanlığı kaptı,
ALADAĞLAR’IN KIZI, HER YERDE, AVAZIN VAR,
KAPADOKYA YILDIZI, NAĞME YÜKLÜ SAZIN VAR.

Leon yasaklasa da, İkonalar yitmedi,
Keşişler kaya evde, İnzivalar bitmedi,
Oyma taş Kiliseler, Hıristiyan yetmedi,
Gülşehir, Paşabağı, Burgut’a us yetmedi,
nevşehİr, türkİye‘nİn, KULE EVLER dİyarI.
Ihlara vadİsİnİn, yoktur benzer, ayarI.

Katpatuka, Pers adı; Burgut, Başhisar adı,
Tabal Kırallığının, Tuvana idi adı,
Pontus, Galat, Makedon, Roma, Bizans yaşadı.
Ne onlardan bir nişan ne de kaldı bir yadı .                 
TARİH KİTAPLARINDA, ARAPSUN’DUR, GÜLŞEHİR
ŞEHİRLER PADİŞAHI, MUŞKARA’DIR, NEVŞEHİR.

Türkiye’m, Türk güzeli, çok muamman, gizin var?
Nevşehir, Ürgüp, Göreme; söylenmemiş sözün var.
Kapadokya, Ihlara; içinde çok sızın var.
Turistler cennetisin, Peribacan, özün var.
TUVANA, GÖLLÜDAĞI, DAMSA HALKIN DURAĞI,
FİRİK, SÜMER, YATAĞI; MED, PERSLER’İN UĞRAĞI.    

Eşekli Kütüphâne’n, Karain, üzüm dolsun.
Paşabağı, Evenes, Zelve, Uçhisar, olsun. 
Kuşgözlem, Melegübü, kurşlar cenneti olsun.
Dillere destan adın, Tuvana ünle dolsun.
PERİ BACALAR KIZI, HER IRKTAN NEFESİN VAR,
NEVŞEHİR’İN YILDIZI, YÜREKLERDE SESİN VAR.

Arap, Emevi, Selçuk, Hittler’den diyarsın.
Her zihinde sen varsın, gönüllerde bir yârsın.
Ihlara Vadisi‘nde, yeni açmış baharsın.
Selvi boylu, yağız Türk, kaç gönülü yakarsın?
DALGALANAN BAYRAĞIN, YILDIZI ve de AYI,
GÜZEL ATLAR DİYARI, NEVŞEHİR’İN TOR TAYI.

Şiir şölenlerinde, şairlerin yarışır,
Düğün, toyun ses verir; sesler, sese karışır,
Minarelerde ezan; Haham, Papaz çağrışır,
Hoşgörü ortamında, ırklar, ırkla yarışır.
NEVŞEHİR’İN GENÇ KIZI, ŞEN ÜRGÜP’ÜN ŞEN YÂRİ,
TÜRKİYE’MİN GELİNİ, HARİKALAR DİYARİ … 
                               Ankara, 19 Mayıs 2009,  ÜRGÜP, Nevşehİr

Çanak, çömlek ocağı, killerin nehri,
Peri pacaları, yer altı şehri,
Düşlerin ülkesi, hayâller şehri,
İnsanı hünerlı; Ürgüp, Nevşehir,
Vadileri sırlı;  Ürgüp, Nevşehir
                                                                                             
Minareler gibi, Peri bacası,
Derin Kuyu derler, ünlü locası,
Gülşehir, Avanos, gülün goncası,
Akasya gülleri boldur Nevşehir,
Çanak çömlekleri doldur  Nevşehir.
                                  
Bir çok tümülüste, Hakan Mezarı,
Kaya KiIisesi, Çeş’te mezarı,
Toplamış şenliğe, şair, yazarı,
Düğün dernek eder, çoşar Nevşehir,
Hiç kabına sığmaz, taşar Nevşehir.

Paşabağı; Keşiş, inziva yeri,
Yiğitlikte yoktur eşi, benzeri,
İşçimen, tacirdir, geçmişten beri,
Esnafı, tüccarı  ünlü,  Nevşehir,
Misafir, turitsti günlü, Nevşehir.

Ihlara Vadisi, Asmalı Konak,
Tepede, zirvede; yapılmış sunak,
Gomeda Vadisı, Damsa’sı, durak,
Filimler diyarı; Ürgüp, Nevşehir,
Ataların yadı;  Ürgüp, Nevşehir.

Sarnıç, Taşkın, Dinler, Aküzüm Otel,
Refik Başaran’ın Sazı’ndaki tel,
Misafir cenneti, Şen Ürgüp’e gel
Saza, söze, çümbüş olan Nevşehir,
Tarihlere ibret olan Nevşehir
Çanak çömlek, şarap, pestil, kermesi 
Kara üzüm, bağ yaprağı, sarması 
Halıyı, kilimi, yere  sermesi,  
Şaraplık üzümü, ünlü Nevşehir,
Bağ ile bahçesi, güllü  Nevşehir.

“Şen olasın Ürgüp Dumanın tütmez”,
Tarhananın tadı, ağzından gitmez,
Evinde misafir, turisti bitmez,
Turistler cenneti, olan Nevşehir,
Yedikat şehirle, dolan Nevşehir.

Ovmaç, taka, boğmaç, köftor, erişte,
Alınteri döker, koşar her işte ,
Hitit, Firik, Asur, bir de Kaniş’te,
Nice tapun durur; Ürgüp, Nevşehir,      
Yer tutmuş oturur; Ürgüp, Nevşehir,
                                     
Kamelya, akasya, leylâk, fesleğen,
Sıcak şarapları, testi ve leğen,         
Sabah güneşidir, yüzüne değen,  
Tatili bir başka, olan Nevşehir,
Gönüllerde bır iz kalan Nevşehir.
Topuzdağ’dan güzel, yüzüne bakıp,
Balonları gibi, göklerde akıp,
Efsane aşklara, meşale yakıp ,
Beyaz atlar gibi, koşan Nevşehir,
Dağ dağ gönülleri, aşan Nevşehir       

Her mevsim açınca, gonca gülü hoş,
Gül dalında şakır bülbülleri hoş,   
Güzel, beyaz atlar, çılgın ve sarhoş,                                            
Beyaz ellerinden tutsam Nevşehir,
Bir gece koynunda, yatsam Nevşehir
 
Avladağ Tepesi, ruhları yaksın,         
Erciyes, ak karı, eriyip aksın,
Bu vatan ateşi, hep beni yaksın,
Beyaz atlar gibi koşan Nevşehir,
Namı, ülkemizden, aşan Nevşehir.
                               19 Mayıs 2009 ANKARA
                               Abdullah Çağrı ELGÜN