4 Nisan 2016 Pazartesi

BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ (1917 - 1997 Abdullah Çağrı ELGÜN

 BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ (1917-1997)
Abdullah Çağrı ELGÜN
Başbuğ Alpaslan TÜRKEŞ, 1860 Kayseri'nin, Pınarbaşı ilçesi'nin Yukarı Köşkerli Köyünde meskun Avşar Obalarından, Koyunoğlu ailesi bir toprak meselesi yüzünden kavgaya girişince, Sultan Abdülaziz'in fermanıyla Kıbrıs’a sürgün edilir.
İlk Yılları
Alparslan Türkeş, 25 Kasım 1917 öğle vaktinde Koyunoğlu ailesinden Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ile Fatma Zehra Hanım'ın çocuğu olarak, Lefkoşa'da Haydarpaşa Mahallesi Kirlizade sokağı 13 numaralı evinde dünyaya geliyor.
3 Haziran 1933'te ailesiyle birlikte Lefkoşa'dan ayrılarak Limasol'dan kalkan İtalyan Bandıralı   "Viyana" gemisiyle İstanbul'a geliyor.
Askeri Kariyerinin Başlaması
1933'te Lefkoşa doğumlu İzmit Milletvekili Hüseyin Sırrı Bellioğlu’nun tavsiyesiyle  Kuleli Askeri Lisesi’ne  geçici olarak kaydoldu. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçince asli kaydı gerçekleşti.
1936, Kuleli Askeri Lisesi, 1938’de de Harp Okulunu bitirdi.   1939'da piyade asteğmeni  ve atış okulu sonrasında teğmen rütbesiyle mezun oldu (P.938-348).[3] 
Refik Yurtsever'in ablasının kızı Muzaffer Hanım ile 5 Eylül 1939'da nişanlandı ve 14 Ocak 1940'ta evlendi. Bu sırada Gelibolu'daki 58. Piyade Alayı 5. Bölük Komutanlığı'na tayin edildi ve BalıkesirBandırma, Edincik, Erdek veMarmara Adasında görev aldı.
1944'te üsteğmen rütbesindeyken Nihal ATSIZ ve Nejdet SANÇAR 'la birlikte "Irkçılık-Turancılık" davasından yargılandı ve 9 ay 10 gün Tophane Askeri Hapishanesinde kaldı. 1945 yılında Askeri Yargıtay kararıyla tahliye edildi ve 1947'de "Irkçılık-Turancılık" davasından beraat etti.
Alpaslan TÜRKEŞ konuyla ilgili olarak bir konuşmasında: "Irkçılık-Turancılık" davasından beraat edince  "3 Mayıs Günü” heyecanla sokağa fırlayan gençler o günkü iktidarın politikası gereği kıyasıya dövüldüler. Kafaları yarıldı, gözleri patladı. Bazılarının kolları, kaburgaları kırıldı." demiştir.[5]
Davanın sonuçlanmasının ardından orduya tekrar döndü. 1955'de Harp Akademisi'ni (94.sınıf, Sıra No. 39) bitirdi. Daha sonra ABD'ye gönderildi ve burada Amerikan Harp Akademisi'ni ve piyade okulunu bitirdi.
1955-1957 yılları arasında Washington'da NATO Daimi Komitesi'nde Türk Genelkurmayı Temsil Heyeti’nde görev yaptı. Aynı sırada Uluslararası Ekonomi eğitimi gördü. 1959'da Almanya'da Atom ve Nükleer Okulu'na gönderildi ve buradaki eğitiminden sonra albaylığa yükseldi ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı NATO Şube Müdürü olarak atandı.
27 Mayıs Darbesi
27 Mayıs 1960'dan kısa süre önce Elazığ'daki birliğinden Ankara'ya atandı ve Albay Talat Aydemir'in önerisiyle Milli Birlik Komitesi'ne (MBK) alındı. Darbeyi planlayıp yürütecek olan 37 kişilik MBK(Millî Birlik Komitesi) içinde yer aldı. 
Darbe bildirisini 27 Mayıs 1960 günü radyodan okuduktan sonra, adı sıkça duyulmaya başlandı. 27 Mayıs sonrası Başbakanlık Müsteşarlığı yaptı. Bu dönemde sonradan Adalet Partisi(AP) Balıkesir Senatörü seçilecek Hikmet Aslanoğlu ve Cumhuriyet Köylü Millet Partisi) CKMP Genel Sekreteri olacak Fuat Uluç, Alpaslan Türkeş’in yardımcılık görevini yerine getirdi. Bu dönemde Milli Birlik Komitesi içindeki görüş ayrılığı sonucu 13 Kasım 1960'da MBK Başkanı Org. Cemal Gürsel bir bildiri yayımlayarak MBK'nin çalışmalarının ülkenin yüksek çıkarlarını tehlikeye düşürecek bir duruma geldiğini, bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri ile Millî Birlik Komitesi(MBK) Üyelerinin talepleri üzerine, MBK'yi feshettiğini açıkladı. Yeni oluşturulan MBK'de ise Alparslan TÜRKEŞ'in de içinde bulunduğu ve "14'ler" olarak adlandırılan ve ülkenin, köklü yapısal sorunları çözülmeden, kısa süre içinde yapılacak seçimlerle, iktidarın sivillere bırakılmasını reddeden 14 subaya yer verilmiyordu. Millî Birlik Komitesi(MBK) üyesi Korgeneral Cemal MADANOĞLU'nun inisiyatifiyle gerçekleşen bu operasyonla, söz konusu kişiler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nden de emekli edilerek, çeşitli görevlerle yurt dışına sürgüne gönderildiler.
 Alparslan TÜRKEŞ de bu operasyon sonucu Yeni Delhi Büyükelçilik Müşaviri olarak, Hindistan'a gönderildi. Alpaslan TÜRKEŞ , Büyük Elçilik Müşaviri olarak sürgünde iken, Milli Birlik Komitesi Başkanı Cemal Gürsel 'e, Yüksek Adalet Divanı'nda yargılanan Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam edilmelerinin hiçbir şekilde doğru olmayacağını açıklayan ve "Millî Yol"dergisinde yayınlanan, mektubunu gönderdi.
25 ay kadar sonra, 23 Şubat 1963'te Gümülcine'den yurda döndüğünde, burada kalabalık bir "Milliyetçi Topluluk" tarafından karşılandı.
Siyasi Hayata Girişi
 (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Dönemi)
Gökhan Evliyaoğlu'nun  Adalet Partisi'ne katılma yolundaki teklifini reddeden TÜRKEŞ , milliyetçi çevreleri bir araya getirmek için 2 Mayıs 1963'te Türkiye Huzur ve Yükselme Derneği'ni kurdu. Darbe hazırlığı yapan Talat Aydemir - Fethi Gürcan ikilisiyle temas kurdu. Ancak Talat Aydemir'le anlaşamadı. Bunun üzerine darbeyi hükümete haber verdi. Kendisi de darbe girişimi nedeniyle yargılandı, ancak darbeyi hükümete duyurduğu için beraat etti. Alparslan TÜRKEŞ , sürgünde olduğu dönemde 14'lerden çoğu ile sık sık bir araya gelerek dönüşten sonraki stratejisini belirleyici toplantılar yapmıştı. Nitekim 31 Mart 1965'te, 14'lerden DÜNDAR TAŞERAhmet ErMuzaffer ÖZDAĞRıfat BAYKALMustafa KAPLAN gibi eski MBK üyeleri ile birlikte Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi - (CKMP)'ne girerek fiilen siyasi hayata atılmış oldu.
1965'te bu partinin, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi - (CKMP) başkanı oldu. Uzun tartışmalardan sonra, parti tüzüğünde  9 Işık Doktrini yer aldı. TÜRKEŞ , bu dönemde kendisini sevenler tarafından Başbuğ ilan edildi. Aynı yıl Ankara'dan milletvekili seçildi. 6-8 Şubat 1969'da Adana'da yapılan olağanüstü kongrede CKMP adı Milliyetçi Hareket Partisi ve Terazi olan amblemi de Üç Hilâl olarak değiştirildi. BAŞBUĞ Alpaslan TÜRKEŞ , 1966 yılında cumhurbaşkanlığına aday oldu ve Cevdet SUNAY karşısında 11 oy alarak seçimi kaybetti.
1969 ve 1973 yıllarında Adana Milletvekili olarak parlamentoya seçildi. 1974'te ilk eşi Muzaffer TÜRKEŞ 'i kaybetti. Bundan iki yıl sonra 1976'da Seval TÜRKEŞ'le evlendi.
1975 Sonrası Dönem ve 12 Eylül
1975'ten sonra Milliyetçi Cephe adı verilen koalisyon hükümetlerinde, Başbakan Yardımcılığı görevinde bulundu. Bu dönemde, Sağ ve Sol Çatışmaları arttı. Yetkililerin elinde Milliyetçi Hareket Partisi'nin, şiddetin esas kaynağı olduğuna dair kanıtlar vardı.
Cumhuriyet Savcısı, kapsamlı bir soruşturma yapmak istiyordu; ancak mevcut hükümet, buna izin veremiyordu; çünkü bu rolün açığa çıkarılması, koalisyonun dağılması anlamına geliyordu. Demirel bunu düşünmek bile istemiyordu. 
12 Eylül darbesi sırasında Milli Güvenlik Konseyi Başkanı, diğer üç parti başkanlarının teslim olduğunu, Alparslan TÜRKEŞ'in de teslim olmasını, aksi takdirde suçlu durumda olacağını belirten bir bildiri yayınladı.[5]  12 Eylül Darbesi’nden sonra 9 Nisan 1985'e kadar 4,5 yıl tutuklu kaldı. 12 Eylül döneminde idam cezasıyla yargılanan TÜRKEŞ, bu davadan da beraat etti.[6]
12 Eylül Sonrası Dönemi
1987'de siyaset yasağının kalkmasıyla birlikte Milliyetçi Çalışma Partisi'ne girdi ve aynı yıl, yapılan olağanüstü kongrede Genel Başkanlığa seçildi.1991 genel seçimlerinde Refah Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile seçim ittifakı yapan MÇP lideri Türkeş, Yozgat Milletvekili olarak yeniden parlamentoya girdi. Bu sırada 1992'de 12 Eylül darbesi ile kapatılmış olan partilerin, eski adlarını alması hakkında Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılan değişiklikle MÇP'nin ismi de 1993 yılında MHP olarak değiştirildi.  1995 genel seçimlerinde  parlamento dışı kalan TÜRKEŞ, bu dönemde uzlaşmacı bir lider olarak, ülke siyaseti üzerinde en etkili siyasetçi oldu. TÜRKEŞ, 9 IŞIK, başta olmak üzere, siyasî ve tarihî  görüşlerini içeren kitaplar yazdı.
Ailesi ve Ölümü
İlk evliliğini, 1940 yılında, Muzaffer Hanım ile yaptı. Muzaffer Hanım 1974 yılında ölünce, arkasında (5)beş çocuk bıraktı.
Ayzıt,
Umay,
Selcen, XXIII. Dönem Bursa Milletvekili Hamza Hamit Homriş ile evlidir.
Sevenbige (Çağrı), Çağrı Saraç Türkeş
 XIII.XXIV. ve XXIV. Dönem Ankara Millet Vekili ve  63. Türkiye Hükûmeti Başbakan Yardımcısı Türkeş'in
ikinci evliliğini, 1976 yılında, Seval Hanım ile yaptı. Bu evlilikten de:
Ayyüce,
Ahmet Kutalmış,  XXIV. Dönem AKP’den İstanbul Milletvekili idi.

Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997'de geçirdiği kalp krizi sonucu Ankara'da yaşama veda etti. Kabri, Ankara Beştepe'de bulunmaktadır.
Sağlık Kontrolünden Dönmüştü.
Ölümünden bir hafta önce Almanya'da sağlık kontrolünden geçen Alparslan Türkeş, 3 Nisan Perşembe günü saat 23.00'te yurda döndü. 4 Nisan cuma sabahı karayolu ile Amasya'ya giden Alparslan Türkeş. burada Milliyetçi Hareket Partisi'nin il kongresine katıldı. Daha sonra Ankara'ya dönen Türkeş. akşam yakın dostu işadamı Burhanettin Kaya'nın kızı Burçak Kaya'nın Hilton Oteli'ndeki nişan törenine katıldı. Türkeş’e Anavatan Partisi İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı da eşlik etti. Nişanda oğlu Tuğrul Türkeş ve Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı ile ayni masayı paylaşan Türkeş, Burçak Kaya ve Özcan Haçıoğlu'nun yüzüklerini taktı. Yüzüklerini bağlandığı kurdeleyi bir süre kesmeyen Türkeş nişanlılara. "Şimdi bu kurdeleyi kesmeyeyim de hiç ayrılmayasınız" diye şaka yaptı.
Evine Dönerken Rahatsızlandı
Türkeş, nisan töreninden evine dönerken saat 22.30 sıralarında aniden rahatsızlandı. Yanında bulunanlara " Arabanın camını acın, daraldım" diyen Türkeş'in bu sırada yüzü sarardı ve nefesi sıkıştı. Bunun üzerine evinin yakınındaki Çankaya Hastanesi'ne götürülen Türkeş'e buruda kalbi güçlendirici iğneler yapıldı, masaj ve sok tedavi uygulandı. Ancak bu müdahalelerin sonuç vermeyince Türkes, Bayindir Tıp Merkezi'ne götürüldü. Bu sırada yanında doktorlar ve oğlu Tuğrul Türkes bulundu
Çabalar Sonuç Vermedi
23.15'te Bayındır Tıp Merkezi'ne ulaştırılan Türkeş'in kalbine, acil serviste masaj yapılırken, sok tedavi uygulandı. Bayındır Tıp Merkezi Acil Servis Nöbetçi Doktoru Sertaç Yıldırım, "Geldiğinde kalbi tamamen durmuştu, masaj ve şok tedavi uygulandı. Bir ara kalp yeniden çalışır gibi oldu. Sonuç alamayınca yoğun tedavi merkezine kaldırdık. Ama sonuç alamadık, diye konuştu.
Ölüm Haberi Üzüntü Yarattı
Türkeş'in ölümüyle ilgili haberlerin duyulması adeta şok etkisi yaptı. Yüzlerce kişi Bayındır Tip Merkezi'nin çevresinii doldururken, gazete ve televizyonlarin telefonları kilitlendi. Hastane önünde bekleyen kalabaklikla birlikte tüm Türkiye, Türkeşin sağlik durumuyla ilgili net bir bilgiye sahıp deyildi,Türkeşin sağlik durumuyla ilgili resmi açıklamanın gecenin geç saatlerine kadar yapılmaması, hastane önünde meraklı ve üzüntülü anlar yaşanmasına neden oldu... Hastaneye akın olmasi nedenıyle Tuğrul Türkeş, ülkücüleri sakinleştirmeye çalişti. Ancak Başbuğ'un sağlığından endişe tüm yüzlerde gözleniyordu
Geniş güvenlik önlemleri
Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Bu sırada polis geniş güvenlık önlemleri alarak, hastane içine giren partilileri dışarı çıkardı. Çevik Kuvvet hastane çevresini ablukaya aldı. Başbuğ'un dava arkadaşları istiklal Marşıni söyleyip. tekbir getirirken. "Başbuğ Türkeş" şeklinde sloganlar attı. Hastane bahçesinde herkes birbirini bilgilendirmeye çalışırken, parti yöneticileri de kalabalığın dağilmasi için buyük gayret gösterdi.
Resmi Açıklama
4.5 saat sonra Saat 22.45 te hayatini kaybeden Türkeş'in ölümüyle ilgili resmi açıklama yaklaşik 4.5 saat sonra yapıldı. Türk dünyasının büyük lideri esir Türk Cumhuriyetlerinin yıllarca umudu olan Başbuğ Alparslan Türkeş'in vefati Ülkü Ocaklari Genel Başkanı Azmı Karamahmutoğlu saat 03.10'da gazetecilere ve çevrede bekleyen ülkücülere Türkeş'in ölüm haberini açıklayan oldu. Sözlerine "kolay değıl" diyerek başlayan Azmı Karamahmutoğlu çevreden "Açıklayın" sesleri yükselince, ağlarak "Zamani değildi Türk milletinin başı sağolsun" şeklinde konuştu
Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ
Bu acı haber Alparslan Türkeş in yıllarca büyük emek verdiği evlatları üzerinde büyük acı yarattı... Bunun uzerine hastane önünde bekleyen kalabalık "Başbuğlar ölmez ", "Ya Allah Bismillah. Allahuekber" dıye sloganlar atmaya başladi Bazıları gözyaşlarini tutamazken. bazilari kendilerini yerlere attı. Bu arada MHP Başkanlık Divanı üyeleri de haberi alır almaz Bayındır Tıp Merkezı'ne geldi Öte yandan hastaneye gelenler arasında çok sayıda politikacı da vardı. Hastaneye ilk gelenler; DYP'li Ulaştırma Bakanı Ömer Barutçu ile Osman Bölükbası oldu. Ardından Anavatan Partisi istanbul milletvekili Bülent Akarcalı. Doğru Yol Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı, milletvekilleri Ayvaz Gökdemir , Zeki Ertugay. Refah Partili Bakanlar Gürcan Dağdas. Recai Kutan. İsmail Kahraman ve RP'lı milletvekili Metin Işık, Ankara Emniyet Genel Müdürlüğüne atanan Kemal Çelik ile Ankara Büyukşehır Belediye Başkani Melih Gökçek hastaneye geldi.
Tarihî Bir Şahsiyet
Doğru Yol Partisi Genel Başkanı. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller, MHP Genel Başkanı Alparslan Tüıkeş'ın ölüm haberini alır almaz, istanbul'daki programını yarıda keserek, saat 02.15'te Ankara ya gitti. Ankara'ya hareketinden önce Atatürk Hava Limanında bır açıklama yapan Tansu Çiller. "TÜRKES tarihi bir şahsiyettir. Daha durum netleşmemiştir. Ancak hemen gidip görmek istedik. Çok üzgünüz Meclis'le bulunduğumuz süre içinde oldukça uyumlu çalışmalarımı olmuştur. Gerçekten de büyük üzüntü duyduk." diye konuştu. Çiiler'e DYP İstanbul İl Başkanı Celal Adan da eşlik etti.
Türk Siyasetinin Ona İhtiyacı
MHP Lideri Türkeş'in ölüm haberi siyasi çevreleri de derinden etkiledi. Onun ölümünün ardından görüş ve düşüncelerini dile getiren siyasetçilerin hemen hemen hepsi. Türk siyasetinin kendisine daha ihtiyacı olduğunu dile getirdiler. Siyasetçiler söyle dediler:
Sanayi Bakanı Yalım Erez: "Allah rahmet eylesin."
Sağlık bakani Yıldırım Aktuna: "Türk siyasetine uzun yıllar hizmet etmiş bir politikacıydı."
Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan: "Bir fikrin simgesiydi. Karizmatik bir liderdi 1960 sonrasına yön vermiş bir liderdi. Bugünlerde ölmemeliydi."
Devlet Bakanı Nevzat Ercan: "Türk milliyetçiliği açısından çok önemli bir şahsiyetti."
DYP Milletvekili Mehmet Ağar: "Allah rahmet eylesin. Türk siyasetinin en kritik döneminde kaybettik. Siyasetin kendisine daha ihtiyacı olduğu bir dönemde kaybettik. Çok üzüldüm."
DYP Milletvekili Köksal Toptan "Gerçekten üzgünüm. Türk milliyetçiliği iyi yetişmiş önderini kaybetti. Türk siyasetine olduça lazım olacağı bir dönemdi."
Devlet Bakanı Salim Ensarioğlu. DYP Genel Başkan Yardımcısı Rıza Akçalı ve DYP Genel Sekreteri Nurhan Tekinel de Türkeş'in ailesi ve yakınları ile MHP camiasına başsağlığı dileğinde bulundu.
Son Yolculuk
Alparslan Türkeş için 8 Nisan Salı günü düzenlenen cenaze törenine 4-4,5 milyon kişilik katılım oldu. Alparslan Türkes'i son yolculuğunda yalnız bırakmak istemeyen MHP'liler, gerek yurtiçinden gerekse yurtdışından Ankara'ya akın ettiler.Türkes'in cenazesine katılmak için gelenlerin yoğunluğu ve nisan ayı olmasına rağmen ani olarak bastıran kar yağışı nedeniyle 8 Nisan günü sabaha karsı Eskişehir, Samsun Konya ve İstanbul yolları tıkandı. Tören için başkente yaklaşık 9 bin araç geldi.
Üç Ayrı Yerde Yapılan Tören
Türkeş için üç ayrı cenaze töreni düzenlendi. Cenaze töreni için ilk toplanma Türkes'in naaşnın bulunduğu Bayındır tıp Merkezi önünde oldu. MHP yetkilileri ve binlerce partili, Türkes'in naaşını almak bildirilen saatten çok önce Bayındır Tıp Merkezi'nde toplanmaya başladı. Ankara dışından gelen araçlar, 8 Nisan sabahı saat 03.00'den itibaren Bayındır Tıp merkezi önünde ve çevresinde toplandılar.Bayındır Tıp Merkezi'nin Eskişehir yolu üzerinde bulunmasından dolayı, kente bu istikametten gelen yollar saat 05.15'te tamamen trafiğe kapandı. Türkes'in oğlu Tuğrul Türkeş, saat 07.30'da hastaneye gelerek, babasının başucunda bir süre dua okudu. Türkes'in Türk bayrağına sarılı naası. saat 8.30'da Bayındır Tıp Merkezi morgundan alındı. Naaş. kırmızı-beyaz karanfillerle Türk bayrağı motifi seklinde süslenmiş bir cenaze arabasına kondu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlenecek törene götürülmek üzere yola çıkarıldı.
Törende Yoğun İzdiham
Saat 08.45'te yola çıkan Türkes'in cenaze arabası, yoğun izdiham nedeniyle, 100 metre ilerideki Eskişehir yoluna ancak 35 dakika sonra saat 09.20'da çıkabildi. Bu sırada cenaze kortejine Devlet Bakanı Bekir Aksoy ile DYP Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar da katıldılar. Cenaze kortejinin önünde bir partili tarafından taşınan Türkes'in posteri yer aldı. Bu arada taşınan pankartlarda, "Ruhun şad olsun Türk'ün gerçek Başbuğ'u", "Türkeş gibi lider yüzyılda zor çıkar.". "Başbuğlar ölmez, yüreklerde yaşar.", "Mekanın cennet olsun Bilge Başbuğ", "Yüce Başbuğ, ülkün ile yaşayacaksın", "Türk eşsiz, Türk emsalsiz. Türk ne yapar Türkeş'siz", "Türk-İslam aleminin başı sağolsun" yazıları dikkat çekti. Sık sık "Başbuğ Türkeş" sloganı atıldı.
Yoğun izdiham nedeniyle doğabilecek sağlık sorunlarının giderilebilmesi amacıyla cenaze kortejinin önünde Sağlık Bakanlığı ve Kızılay'a ait 5 ambulans hazır bulundu. Ülkü Ocaklarına ait bir araç da kortejin en önünde polis araçlarıyla birlikte yürüyüş yolunun önünün açılmasına çalıştı. Cenaze korteji İnönü Bulvarı boyunca yolun her iki tarafındaki MHP'li gençlerin oluşturduğu güvenlik çemberi arasında ilerlerken. Bursa İl Başkanlığı'na ait bir araçtan da sürekli olarak, "provakasyonlara karsı dikkatli olunması" yönünde uyarı anonsları yapıldı.
Kortej, tekbir sesleri ve gözyaşları arasında ilerledi
Tuğrul Türkeş, Devlet Bakanı Bekir Aksoy ve DYP Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar ile bazı partililer, cenaze aracının arkasında. Ülkü Ocakları Genel Başkanı Azmi Karamahmutoğlu ve diğer yöneticiler ise aracın önünde yürüdüler. Tekbir sesleri ve gözyaşları arasında ilerleyen cenaze korteji; Bayındır Tıp Merkezi ile Meclis arasındaki yaklaşık 4 kilometre mesafeyi, 3 saatte alabildi.
İlk Tören Meclis'te
Alparslan Türkeş için ilk tören Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlendi. Buradaki törene, Türkeş'in eşi Seval Türkeş, büyük oğlu ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, ile diğer çocukları katıldı. Meclis'teki törene Başbakan Necmettin Erbakan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller de katıldı. Tansu Çiller Türkeş'in ailesine başsağlığı diledikten sonra, bir süre Türkeş'in yakınları arasında durdu. Daha sonra da Bakanlar Kurlu için ayrılan yere geçti. Meclis'teki törene ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal. DSP Lideri Bülent Ecevit ve diğer partilerin yetkilileri de katıldı. Törende Türkeş'in özgeçmişinin okunmasının ardından bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
Cenaze MHP Genel Merkezi'ne Doğru Yola Çıkarıldı
Türkeş'in cenazesini taşıyan araç Meclis'teki tören sonrasında saat 11.15'te Çankaya kapısından çıkış yaparak, kortejin önüne alındı ve MHP Genel Merkezi'ne yöneldi. Türkeş'in naaşı cenaze arabasına konduktan sonra Tansu Çiller, Türkeş'in ailesine Çankaya kapısına kadar eşlik etti. Meclis'ten parti merkezine doğru yürüyüş sırasında kortejdekiler tarafından tekbir getirildi, "Başbuğ ölmedi kalbimizde yaşıyor" sloganları atıldı. Cenazenin MHP Genel Merkezi'ne getirilmesinden önce görevliler tarafından vatandaşlara, Türkeş kokartları ve üzerinde "Başbuğ Ölmez" yazılı Türkeş posterleri dağıtıldı. Bu sırada genel merkez önünde siyasi içerikli sloganlar atan gençler, parti yöneticilerinin uyarılarıyla susturuldu.
İkinci Tören Genel Merkez'de
Kortej saat 11.45 sıralarında MHP Genel Merkezi'nin önüne ulaştı. Cenaze burada yolun her iki tarafında toplanan partililerce tekbir sesleriyle karşılandı. Binaların pencerelerinden ve yolda bekleyenler tarafından cenazenin üzerine karanfiller atıldı. Cenazenin gelişi sırasında "Başbuğ ölmedi, kalbimizde yaşıyor" sloganları atılarak, tekbir ve salavat getirildi. Parti genel merkezi pencerelerinden de cenazeyi taşıyan araç üzerine spreylerle gül suları sıkıldı.
Bizi affet Başbuğ!..
Genel Merkez önündeki törende bir konuşma yapan MHP Genel Sekreteri Koray Aydın, herkesin anasını, babasını, yakınını kaybetmenin acısını yaşadığını belirterek, bugün acıların en büyüğünü tattıklarını, "Başbuğlarını kaybettiklerini" söyledi. Türkeş'in kendilerine verdiği ülkücü kimliğin hakkını ödeyeceklerini bildiren Koray Aydın, "Başbuğum, bugün genel merkez önünde ebedi istira-hatgahınıza uğurlamak için toplandık. Seni başbakan olarak uğurlayamadık. Bizi affet. Sana söz veriyoruz. Hepimiz birlik ve dayanışla içinde olacağız, türk milleti ve türk dünyasının başı sağolsun," şeklinde konuştu. Cenaze töreni sırasında kalabalıkta ve parti genel merkezinde çok sayıda kişinin gözyaşlarını tutamayarak ağladıkları görüldü. Koray Aydın'ın konuşmasının ardından Alparslan Türkeş'in ruhu için Kur'an-ı Kerim okunarak dua edildi.
Türkeş'in cenazesi, saat 12.00'de Kocatepe Camii'ne götürülmek üzere Genel Merkez önünden hareket etti. Parti genel merkezindeki cenaze törenini İstanbul eski Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu bina içinden izledi. Bu arada Türkeş'in kızları Selcen ve Sevenbige'de Parti Genel Merkezi'ndeki törende hazır bulundular.
Son Tören Kocatepe'de
Cenaze namazının kılınacağı Kocatepe Camii, saat 11.00'den itibaren törene katılmak için gelenlerle dolmaya başladı. Cami avlusunda bekleyenler Türk bayrağı ve MHP bayrağı taşıdılar. Camiide sürekli olarak Kur'an okundu ve dışarıya da hoparlörle yayın yapıldı. Cenaze töreni dolayısıyla cami çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Tören için camiye gelenler, üstleri aranarak içeri alındı ve ambulanslar hazır bekletildi. Cami avlusunda birikenlerin musalla taşı çevresine yaklaşmasına izin verilmedi. Önlem alan polis, protokol için katafalk çevresinde boş bir alan kalmasını sağladı. Partili görevliler de polisin bu yöndeki çabalarına destek verdiler.
Cami Avlusu Hınca Hınç DoluyduMHP Genel Merkezi ndeki törenin ardından saat 12.00'de Kocatepe Caınii'ne yönelen kortej, yaklaşık 10 dakikalık yürüyüşün ardından camiye ulaştı. Cenaze burada yaşanan izdiham nedeniyle bir süre protokol kapısı önünde bekletildi. Daha sonra cenaze aracından alınan Türkeş'in naaşı. eller üzerinde Kocatepe Camii'ne taşındı ve musalla taşına konuldu. Caminin ana kapısı protokol girişleri için saat 11.30'dan itibaren kapatıldı. Dini tören için çok sayıda bakan, milletvekili, bürokrat ve sivil toplum örgütü yöneticisinin camiye geldiği görüldü. Cami avlusuna sığmayan vatandaşlar, çevre alan ve sokakları da doldurdular.
Başbuğun Son Yolculuğuna Yoğun Katılım
MHP Genel Başkanı Türkeş'in cenaze namazını Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz kıldırdı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Basşbakan Necmettin Erbakan ve diğer ricaliyenin camiye gelişleri sırasında çevredeki kalabalık nedeniyle sıkışıklıklar yaşandı. Cumhurbaşkanı, başbakan ve diğer protokol mensupları ana kapıdan itibaren oluşturulan polis kordonu arasında tören alanına alındılar. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, saat 12.55'le Başbakan Necmettin Erbakan, saat 12.50, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller saat 12.58'de Kocatepe Camii'ne geldiler. Süleyman Demirel, Türkes'in eşi Seval Türkeş, oğlu Tuğrul Türkeş ve diğer çocuklarına başsağlığı diledi.
Necmettin Erbakan da Tuğrul Türkeş'e taziyelerini ilettikten sonra camiye girerek, öğle namazını kıldı. Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller ise, camiye geldikten sonra doğruca Türkeş ailesinin bulunduğu yere gitti. Çiller, Seval Türkeş'e taziyelerini bildirdi. Alparslan Türkeş'in naaşınının öğle namazından sonra yoğun kar yağışı nedeniyle biı süre için konulduğu katafalktan alınarak, musalla taşına yerleştirilmesi sırasında çok büyük bir izdiham yaşandı.
Cenaze namazını kıldıracak olan Mehmet Nuri Yılmaz, musalla taşının yer aldığı bölüme geçebilmek için büyük çaba sarfetti. Diyanet İşleri Başkanı'nın ardından Cumhurbaşkanı Demirel ile diğer protokol da büyük güçlükle musalla taşının bulunduğu bölgeye ulaşabildiler. İzdiham nedeniyle cenaze namazı için güçlükle saf tutulabildi. Saf tutulmasında düzenin sağlanmasının ardından cenaze namazı, musalla taşının önünde yüksekçe bir yere çıkan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz tarafından kıldırıldı.
Tuğrul Türkeş'in Veda Konuşması
Tuğrul Türkeş cenaze namazının ardından babasının naaşı önünde yaptığı konuşmada, Alparslan Türkeş'in Türk neslinin yetiştirdiği büyük devlet adamlarından, bilge liderlerden biri olduğunu ifade etti. "Kabrin Atatürk'ün kabri karşısında. Kabrinde rahat uyu" dedi. Tuğrul Türkeş şunları dile getirdi:
"Sevgili babacığım, yetiştirdiğin bir evlat olarak, 'Başbuğ, Başbuğ, Başbuğ' diyerek, senin için en anlamlı tarifi yapıyorum. Türk-İslam ülküsünün kurucusu, öncüsüydün, Türk dünyasının kara sevdasıy'dın. Senin izinde yürüyeceğiz.
Son nefesini görev başındayken verdin. Evine bile gidemeden son nefesini verdin. Binlerce, yüzbinlerce insan, bozkurtlar senin bayrağım almış, senin gibi ayakta olmaya talip oldular. Fatih Sultan Mehmetler, Kanuni Sultan Süleymanlar gibi hakka yürüdün. Kabrin Atatürk'ün kabrinin karşısında. Ruhun şad olsun, kabrinde rahat uyu." Namaz sırasında avluda bekleyen ve Çiller'in koluna giren Seval Türkeş'in ağladığı, Çiller'in de gözlerinin dolduğu görüldü. Türkeş'in cenazesi daha sonra polisler tarafından eller üzerinde taşınarak, tekbir sesleri arasında saat 14.00'de cenaze arabasına konuldu. Cenaze karanfil yağmuru arasında toprağa verilmek üzere, Atatürk orman Çiftliği Emek kavşağına doğru yola çıkarıldı. Cenaze namazı sırasında avluya giremeyen kalabalık bir grubun antmezar yerine doğru yürüyüşe geçtiği görüldü.
Ebedî İstirahatgaha Doğru Yolculuk
Türkeş'in naaşı polis kordonu eşliğinde Meşrutiyet Caddesi-Atatürk Bulvarı-Kızılay-Gazi Mustafa Kemal Bulvarı güzergahım takip ederek, Atatürk Orman Çiftliği-Emek kavşağındaki mezar yerine götürüldü. Yoğun kar yağışı altında yürüyen kortejdekiler, yaklaşık 7 kilometrelik mesafe boyunca tekbir getirerek, "Başbuğ Türkeş" şeklinde slogan attılar. Bu sırada bir araçtan sürekli olarak Kur'an-ı Kerim okundu. Türkeş'in eşi Seval Türkeş de cenaze kortejine otomobilinden eşlik etti. Bulvar boyunca bazı binalara Türk bayrağı asıldığı görüldü. Bulvar üzerinde MHP Çankaya İlçe Başkanlığı binasından Türkeş'in cenazesini taşıyan aracın üzerine karanfiller atıldı.
Kortejin yürüyüşü devam ederken, anıt mezar yerinde de son hazırlıklar yapıldı. Beştepe'deki mezarlığa aileden ilk olarak Tuğrul Türkeş'in eşi ve çocukları geldiler. Sonra devlet Bakanı Namık Kemal Zeybek ile Bekir Aksoy anıt mezar alanına ulaştı. Kortej saat 15.45'te anıt mezar alanına geldi. Aynı anda Başbakan Yardımcısı Çiller, İçişleri Bakanı Meral Akşener, eski politikacılardan Osman Bölükbası da Türkeş'in kabrine geldiler. Ayrıca Kırım-Tatar Milli Meclisi başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'da  cenazeye teşrif etti.
Cenaze bulunduğu araçtan partililerce alınarak, mezar yerine taşındı. Cenazenin anıt mezar alanının girişinden kabre getirilmesi 20 dakika sürdü. Defin için Türkeş'in naaşını tabuttan küçük oğlu ve damadı çıkardılar. Tuğrul Türkeş naaşı mezara indirilirken kabre girerek, babasının cenazesini kendisi yerleştirdi. Türkeş'in eşi ve diğer çocukları da defin sırasında mezarın başında bulundular.
Ölüm Tarihi Yazılmadı
Türkeş'in naaşı saat 16.03'te defnedildi. Granit
mermerden hazırlanan mezar taşında Türkeş'in doğum tarihi 1917 olarak yazılırken, ölüm tarihi boş bırakıldı. Türkiye'nin tüm illeri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırım, Balkanlar ve Türkistan'daki Hoca Ahmet Yesevi'nin türbesinden getirilen topraklar Türkeş'in mezarına konuldu. Devlet Bakanı Namık Kemal Zeybek'in bir süre önce Türkistan'a gittiğinde, Ahmet-Yesevi'nin türbesinden "lazım olur" diye bir çuval toprak getirdiği ve bu toprağın da Türkeş'e nasip olduğu dile getirildi. Buradaki törene Türkeş'in ailesi, Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Meral Akşener, Devlet Bakanları Namık Kemal Zeybek ve Bekir Aksoy, siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri, Osman Bölükbası ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Yoğun Güvenlik Önlemi
Görülmemiş bir kalabalığın katıldığı Alparslan Türkeş'in cenaze töreninde güvenliğin sağlanması için 12 bin polis görev yaptı. Bunun yanı sıra MHP Genel Merkezi ve Ülkü Ocakları Derneği, cenazede düzenin sağlanması için 20 bin ülkücü genci görevlendirdi. Kortejin geçeceği yerlerde 3 ayrı bomba ekibi seyyar olarak görev yaparken, 3 helikopter de havadan kontrolü sağladı. Türkeş'in cenazesi Bayındır Tıp Merkezi'nden taşınırken, 4 kilometrelik bir kortej oluştu. Meclis önünde bekleyen büyük bir grup da buradaki törenden sonra korteje katıldı. MHP Genel Merkezi önünde bekleyen grupların da eklenmesiyle, cenazenin Kocatepe Camii'ne götürülüşü sırasında kortej bir kaç kilometre daha uzadı. Kortejin geçişi sırasında Türkeş'in naaşı etrafında 5 ayrı polis kordonu oluşturuldu. Türkeş'in cenaze törenini 8 televizyon kanalı canlı yayın yaparak izleyicilerine yansıttı.
KKTC'de Gıyabi Cenaze Namazı
MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 10 Nisan Perşembe günü gıyabi cenaze namazı kılındı. Gıyabi cenaze namazı Türkeş'in doğduğu evin yakınında bulunan Selimiye Camii'ndeki öğle namazının ardından kılındı. Ayrıca Londra'da Türk-İslam Ocağı tarafından da gıyabi cenaze namazı kılındığı öğrenildi.
Kosova'da Mevlit
Türkeş için Kosova'nın başkenti Priştin'de de bir tören düzenlendi. Kosova Türk Demokratik Birliği (KTDB) tarafından düzenlenen törene çok sayıda kişi katıldı. Törende bir konuşma yapan KTDB Genel başkanı Erhan Köroğlu, Türkeş'in "Turan" ülküsünün Kosova Türkleri tarafından ebediyete kadar sürdürüleceğini belirtti. Kosova Türk Demokratik Partisi Genel Başkanı Orhan Sait de, "Türk dünyasının en büyük çınarını kaybettiğini" ifade etti.Törenin ardından Prişüne Merkez Camii'nde Türkeş için mevlit okutuldu
Ayrıca Selanik, Kırcaali, Üsküp gibi Türklerin çoğunlukta olduğu Balkan illerinde lokmalar döküldü.
ESERLERİ
Milli Doktrin 9 Işık; Alparslan Türkeş, Kamer Yayınları; İstanbul, 1999.
Dokuz Işık; Berikan Elektronik Basım Yayım;
9 Işık; Hamle Yayınevi; İstanbul
Dokuz Işık ve Türkiye;Hamle Yayınevi; İstanbul
Ülkücülük; Hamle Yayınevi; İstanbul,
12 Eylül Adaleti (!) : Savunma; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1994.
1944 Milliyetçilik Olayı; Hamle Yayınevi;
Modern Türkiye ; İstanbul.
Milliyetçilik Olayları; Berikan Elektronik Basım Yayım.
27 Mayıs ve Gerçekler; Berikan Elektronik Basım Yayım.
27 Mayıs, 13 Kasım, 21 Mayıs ve Gerçekler; İstanbul, 1996.
Ahlakçılık; Berikan Elektronik Basım Yayım.
Etik (Ahlak Felsefesi), Etik.; Bunalımdan Çıkış Yolu; Kamer Yayınları.
Türk Edebiyatında Anılar, İncelemeler, Tenkidler, Anı-Günce-Mektup; İstanbul, 1994.
Bunalımdan Çıkış Yolu; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996.
Dış Meselemiz; Berikan Elektronik Basım Yayım.
İlimcilik; Berikan Elektronik Basım Yayım.
Kahramanlık Ruhu; İstanbul, 1996.
Temel Görüşler; Kamer Yayınları.
Sistemler ve Öğretiler; İstanbul, 1994.
Türkiye'nin Meseleleri; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996.
Yeni Ufuklara Doğru; Kamer Yayınları.
Sistemler ve Öğretiler; İstanbul, 1995.
Gönül Seferberliğine; Kamer Yayınları; İst; 1994
KAYNAKÇA
Hulûsi Turgut, Şahinlerin Dansı, ABC, İstanbul, 1995, s.3-14.
Arslan Tekin, Son Başbuğ, Elips Kitap, Ankara, Haziran 2005, s.77-80.
Kenan Evren (Top.938-50) ile sınıf arkadaşıdır. Fakat tanışıklığı yoktu. Turgut, a.e.g, s.23.
Feroz Ahmad, Modern Türkiye'nin Oluşumu, Kaynak Yayınları, Mart 2006, s.199
Arslan Tekin, Son Başbuğ , Elips Kitap, Ankara, Haziran 2005, s.77-80.
http://www.mhp.org.tr/htmldocs/medya/siteler/mhp/internet_siteleri.html

19 Mart 2016 Cumartesi

BİR EFSANE DİLE GELDİ, DESTAN OLDU ÇANAKKALE... Abdullah Çağrı ELGÜN

ÇANAKKALE
Abdullah Çağrı ELGÜN
Türk kahramanlığı, imanı, inancı, azmi ve vatan sevgisi… Türk insanının toprakla hamurlanıp, pişip, kavrularak çelikleştiği; medeniyetle insan gücünün düello ettiği bir mekan…
Türkler, yalnız başına savaştıkları halde, karşısında Haçlılar’ın birleşerek amansız bir güç oluşturdukları savaş Çanakkale!.. Daha önce de böyle olmadı mı?..
Kanije: Macaristan’da Drava Nehri’ne akan bir su kenarında kurulmuş Kanije Kalesi’ne hücum edenlerin başında(1601): Avusturyalılar başta olmak üzere, Roma, İspanya, Fransız, Macaristan, Malta ve Papalık  kuvvetlerinden birleşmiş yüz bin (100.000) kişilik bir ordu (Arşidük II. Ferdinand)  komutasında,  dokuz bin (9.000) kişilik ihtiyar kurt, Tiryaki Hasan Paşa’nın komuta ettiği kaleye saldırıyorlar. Tabii sonuç belli…Türkler  Arşidük II. Ferdinand’ın komuta ettiği orduyu darma dağın ederek dağıtıyor…
Kanije Kalesi
Preveze’de (28 Eylül 1538): İspanya, Portekiz, Venedik ve Papa Donanmaları’ndan kurulu elli iki parça (52) kadırga,  ile Andredorya, yetmiş parça(70) kadırga ile Venedik Generali, otuz parça(30) kadırga ile  Papa Komutanı, ve on parça(10) kadırga ile  Rodos Hakimi ve sair gönüllü  hurda gemilerle, altı yüzden (600) fazla yelkenli ile tufan gibi sökün etmişlerdi…
Türk donanması ise sadece ve sadece  yüz(100) parça çektiri gemidir… Bütün bu gemilere rağmen savaş öğle vaktine yakın başlamış ve ikindi vakti namazına kadar sürmüştür…Yanan ve denizin dibine gömülen kadırgalar arasınd,a Andredorya kurtuluşu kaçmakta bulmuştur.
Türk ordularını ille de mağlup etmek isteyen Avrupa, bu düşüncesinden bir saniye bile olsa vazgeçmemiştir; lâkin bunu yapamadığı için Evliye Çelebi’nin: “Evliya’nın Sadaka Vermek İstedikleri”  adlı yazısında  belirttiği gibi,  Türk ve Müslüman elbiseleri giydirilmiş robotlar yapıp, çalıştırarak bu komplekslerinden kurtulup kendilerini tatmin etme yoluna gitmişlerdir.
Plevne Kahramanı 
Osman Paşa
Plevne’de, 19 Temmuz 1877-10 Aralık1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında  Rus İmparatorluk Ordusunun kuşattığı Plevne(Bulgaristan), kentinin Müslüman Türk Ordusu tarafından savunulmasıdır.
Slistre’de, 28 Haziran 1854 Topçu Mustafa Ferit Paşa Komutasında on bin (10.000) civarında bir kuvvet vardır. Kırk bin (40.000), kişilik Rus Ordusu’nu, 28 Temmuz 1828’de perişan etmiştir. Bu savaşta Türkler’den üç bin (3.000) şehit verilmiş; Ruslar’dan on beş bin (15.000) asker öldürülmüştür. Çaldıran, Mohaç, Niğbolu, Kosova, Varna; Kocatepe, Tınaztepe, Dumlupınar,Sakarya, Büyük Taarruz; Afyonkarahisar,…vb. zaferlerimiz anlatılmakla bitmez… Çinliler’in meşhur bir sözü vardır:  Bir Tümenin karşısına bir kişi çıkıp da meydan okuyor ve sizinle savaşıyorsa, hiç süphesiz ki o Türk’tür!..." der.
Silitre Kalesi
Çanakkale… 18 Mart 1915
“Hasta Adam” ilan edilen Müslüman Türk devletin, emperyalist Avrupa’ya hadlerini bildirdiği gündür. Dünyanın hemen her yerinden en güçlü insanlarından toplanan ordularla ülkeye saldırıyorlar. Bu dönemin manevî kahramanı Âkif manzarayı şöyle sergiler:
“Eski dünya, yeni dünya, bütün akvam ı beşer;
Kaynıyor:kum gibi tufan gibi, mahşer mi mahşer!...
Yedi iklimi cihanın duruyor karşısında,
Ostralya’yla beraber bakıyorsun Kana’da.
Çehreler başka, lisanlar, deriler, rengarenk.
Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk!..”
Manzara korkunçtur! Seddülbahir, Arıburnu, ve Kumkale adeta kan gölü haline dönmüştür. Mehmetçik’te açlık, sefalet ve hastalığa rağmen korku yoktur. İnsanlar kenetlenmiş, kendi dertlerini unutmuşlardır. Birbirlerine:
Hanümanlar sönüyor, zelzele yalnız bana mı?
Ortalık can çekişirken açamam ben yaramı” diye seslenmektedirler. İki yüz elli bin(250.000) münevver insanımızın, coşkun bir sel gibi taşıp gittiği Çanakkale Muharebeleri’nde, ham hayalin peşinde koşan Avrupalılar emellerine erişememişlerdir. Bundan sonra da erişmeleri mümkün olmayacaktır.
Konuyu Âkif’in şiiriyle noktalamak isterken aziz şehitlerimizi bir defa daha rahmet minnet ve saygıyla yad ediyor ve aziz hatıraları önünde bir kez daha eğiliyoruz.
“ Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!..
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer…
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi.
Bedr’in aslanları; ancak bu kadar şanlı idi!..”

9 Şubat 2016 Salı

ANARŞİ, TERÖR-TEDHİŞ VE İKTİDAR; Araştırmacı - Yazar Abdullah Çağrı ELGÜN

ANARŞİ, TERÖR-TEDHİŞ VE İKTİDAR                    
Abdullah Çağrı ELGÜN
İktidar ilk geldiği altı yıllık dönemde komşularla sıfır sorun politikasını öncelik olarak gerçeğe dönüştürdü. Elli yedi ülke ile olan vizeyi sorununu ortadan kaldırdı. Türk parasından altı sıfır atarak Türk Lirasına değer kazandırdı. “Yurta barış, dünyada barış!” sloganı ile yola çıkıp, İMF’ye olan borçlarımızı ödedi. Oto yolları, otobanlar, köprüler, dev hava alanları, kocaman asma köprüler, dağlarda açtığı tüneller, İstanbul boğazından karşıya taşınmak için gerekli olan devasa tünelleri, büyük şehirler ile dış ülkelerde büyük camilerin yapımını gerçekleştirdi. Halkın yüzde yetmişe yakınının teveccühünü kazanarak ülkede yaşayan halkın ayırım olmaksızın gönlüne taht kurdu… Umutsuz gönüllere umut, dışarıda yaşayan kardeş, dindaş ülkelere de örnek ve ülkenin geneline bir umut ışığı olarak parladı… 
Bu yaptıkları ile: “Yaptıklarım, yapacaklarımın delilidir.” diyerek tüm halkın % 50 sine yakınını hemen hemen her seçimde kensine inandırmayı başardı… 
Yaptıklarım, Yapacaklarımın Delilidir.
Bugün, iktidarını hiç kesintisiz olarak, akıllı bir siyaset duayenliği ile başkalarına devretmenin de önüne geçerek, tek başına götürüp, elinde tutarak, on dört yıla yakındır ülkeyi idare etmektedir. 
Propaganda araçlarında, seçim şarkılarında("İlk Oyum İlk Heyecan." "Canım Türkiyem."" Yakın Işıkları", " Söyle Var mısın?.", " Sevda ile Aşk İle." "Bidaha Bidaha!", "Şimdi Tam Vakti.","Hep Beraber Yürüyelim", "Haydi Bismillah!", "Geliyor Halk Geliyor.","Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda""Beraberiz Biz Hepimiz.",,) ...vb. çoğaltılabilir. Reklam türkülerinde aynı dağın gülü olduklarını, aynı toprağın insanı olduklarını, ayrı gayri olmadıklarını; çünkü Türkiye olduklarını, her defasında söylemişlerdir... "Recep Tayyip Erdoğan" sözünü söyleyip, seçimden seçime halkın yüzde elliye yakınının oyunu almışlar; fakat halkın tamamına yakınını kucaklamak hiç bir seçim sonrasında mümkün olmamıştır...
Rakip partilerin kan damarlarını besleyen cevval, başarılı lider, gelecek vaad eden politikacı, gazeteci, yazar, sanatçı, sporcu, şarkıcı ve türkücüleri de kendi potasında cazip tekliflerle birlikte yol almaya davet ederek, kendileri ile birlikte olmayı kabul edenlerin yıllarca savunduğu davalarından fikirlerinden ve kader arkadaşlarından kopararak saflarına dahil etmeyi de başardılar… (Ertuğrul GÜNAY, Ahmet TÜRKEŞ, Erdal KALKAN, Salih FIRAT, Halûk ÖZDALGA, Hakan ŞÜKÜR, Numan KUTULMUŞ, Yıldırım Tuğrul TÜRKEŞ, Yalçın TOPÇU,...vb.) Böylece rakiplerin elinde bulunan tüm kozları tek tek alarak söylemlerini kendi söylemleri haline dönüştürüp büyük bir siyaset kurnazlığı popilarite ile siyasî platformun hegemonyasını ele geçirmiştir.
Bütün bankaları yandaş, partili ve yakınlara sonuna kadar açmış, yüksek hibe krediler ve devletin arazisi, satılan binaları, maden yatakları, en etkin kuruluşları elden çıkarılmıştır. 

"Cam ve Çimento Sanayi Ünye Çimento A.Ş.
Paşabahçe Cam Sanayi ve Ticaret A.Ş
Trakya Cam
Anadolu Cam
Soda Sanayi
Metal Sanayi
ERDEMİR
İSDEMİR
ÇELBOR
TAKSAN
Oymapınar Barajı
Seydişehir Eti Alüminyum A.Ş
ETİ Alüminyum AŞ’ye ait Antalya Limanı
Eti Alüminyum’a ait 4 Taşınmaz
GERKONSAN (Gerede Çelik Konstrüksiyon Ve Teçhizat Fabrikaları San. Ve Tic. A.Ş.)
DİTAŞ (Doğan Yedek Parça İmalat ve Teknik A.Ş.)
TÜMOSAN
ORTADOĞU TEKNOPARK A.Ş.
Tarımsal Sanayi

T.Z.D A.Ş. Sakarya Trakya İşletmesi
SÜTAŞ Malatya İşletmesi,
HEKTAŞ A.Ş. (Veteriner İlaçları ve Halk Sağlığı İlaçları)
Türkiye Gübre Sanayi AŞ (TÜGSAŞ)
TÜGSAŞ A.Ş.                              ,
Gemlik Gübre Sanayi A.Ş.
Samsun Gübre San. A.Ş.
İstanbul Gübre Sanayi A.Ş.
Kütahya Gübre A.Ş.
İstanbul Satın Alma Müdürlüğü Binası
Şanlıurfa depoları arazisi
Tekirdağ Depoları
Fatsa Depoları
TEKEL

Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş. 
Adana Sigara Fabrikası
Tokat Sigara Fabrikası
Bitlis Sigara Fabrikası
İstanbul Sigara Fabrikası
Malatya Sigara Fabrikası
Samsun-Ballıca Sigara Fabrikası
Ambalaj Fabrikası Müdürlüğü
Ankara Başmüdürlük Binası (İkiz Kuleler)
Bodrum Tesisleri ve Taşınmazları
Gemlik Suni İplik Müessesesi Taşınmazları
İnegöl Kibrit Fabrikası Taşınmazları
İstanbul Tütün Mamulleri San. ve Tic. A.Ş,
Kastamonu Jüt İpliği Fabrikası Makine ve Teçhizatı
Kıbrıs Türk Tütün Endüstrisi Ltd. Şti.
TEKA ile Sigara San. İşletmesi A.Ş.'ye ait puro marka ve varlıklar
İzmir Yaprak Tütün İşletmesi Makine-Teçhizatı
Çamaltı Tuz İşletmesi Müdürlüğü
Ayvalık Tuz İşletmesi Müdürlüğü

Çankırı Kaya Tuzlası
Tuzluca Tuzlası
Yavşan Tuzlası
Kağızman Tuzlası
Kaldırım Tuzlası
Kayacık Tuzlası
Kristal Tuz Rafine
Sekili Tuzlas
SÜMER HOLDİNG
Adıyaman İşletmesi
Bakırköy İşletmesi
Diyarbakır İşletmesi
Malatya İşletmesi
Sarıkamış İşletmesi
TÜMOSAN İşletmesi
Sarıkamış Ayakkabı İşletmesi,
Manisa Pamuklu Mensucat A.Ş.
Beykoz Deri ve Kundura İşletmesi
Çanakkale Sentetik Deri İşletmesi
Yeşilova Halı Yün İplik ve Battaniye Fabrikası T. A.Ş.
Akdeniz İşletmesinin Makine ve teçhizatları,
ASELSAN Hisseleri
BUMAS
ERYAĞ
İstanbul İmar Ltd. Şti.
Mazıdağı Fosfat Tesisleri
Merinos İşletmesinin Makine ve teçhizatları,
Merinos Halı Markası
Ortadoğu Tekonpark A.Ş. (%15.00 hisse)
SÜTAŞ hissesi
Tercan İşletmesi Makine ve Teçhizatları
Şeker Fabrikaları

Adapazarı Şeker Fabrikası
Amasya Şeker Fabrikası
Kütahya Şeker Fabrikası 
Et ve Balık Üretim AŞ (EBÜAŞ)
Manisa Et Ve Tavuk Kombinası
Samsun Soğuk Hava Deposu
Mersin Soğuk Hava Depoları
Çeşitli illerde 11 Mağaza, 23 büro
Enerji Sektörü
PETKİM
TÜPRAŞ
BURSAGAZ
ESGAZ
Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş.Elektrik Üretim AŞ(EÜAŞ) 
AKARSU SANTRALLERİ: 
Ahlat Akarsu Santrali
Akyazı Akarsu Santrali
Anamur Akarsu Santrali
Bayburt Akarsu Santrali
Berdan Akarsu Santrali
Besni Akarsu Santrali
Bozkır Akarsu Santrali
Bozüyük Akarsu Santrali
Bozyazı Akarsu Santrali
Bünyan Akarsu Santrali
Büyükkızoğlu Akarsu Santrali
Cerrah Akarsu Santrali
Çağ Akarsu Santrali
Çamardı Akarsu Santrali
Çemişgezek Akarsu Santrali
Değirmendere Akarsu Santrali
Dere Akarsu Santrali
Dereköy Akarsu Santral
Derinçay Akarsu Santrali
Derme Akarsu Santrali
Durucasu Akarsu Santrali
Engil Akarsu Santrali
Erciş Akarsu Santrali
Erkenek Akarsu Santrali
Ermenek Akarsu Santrali
Esendal Akarsu Santrali
Finike Akarsu Santrali
Girlevik Akarsu Santralleri
Göksu Akarsu Santrali
Hamitabat Elektrik Üretim Ve Tic. A.Ş.

Hendek Akarsu Santrali
Hoşap Akarsu Santralleri
İvriz Akarsu Santralleri
Karaçay Akarsu Santrali
Karaköy Akarsu Santrali
Kayadibi Akarsu Santrali
Kayaköy Akarsu Santrali
Kernek Akarsu Santrali
Kısık Akarsu Santrali
Kiti Akarsu Santrali
Koçköprü Hidroelektrik Santrali
Kovada I Akarsu Santrali
Kovada II Akarsu Santrali
Koyulhisar Akarsu Santrali
Kuzuculu Akarsu Santrali
Malazgirt Akarsu Santrali
Otluca Akarsu Santrali
Pınarbaşı Akarsu Santrali
Sızır Akarsu Santrali
Silifke Akarsu Santrali
Sönmez Akarsu Santrali

 Suuçtu Akarsu Santrali
Telek Akarsu Santrali
Uludere Akarsu Santrali
Visera (Işıklar) Akarsu Santrali
Zeyne Akarsu Santrali
Termik SantrallerÇatalağzı Termik Santrali
Kangal Termik Santrali
Kemerköy Termik Santrali
Kemerköy Liman Sahası
Orhaneli Termik Santrali
Seyitömer Termik Santrali
Soma Termik Santrali
Tunçbilek Termik Santrali
Yatağan Termik Santrali
Yeniköy Termik Santrali
Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ)
Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş.
ARAS Elektrik Dağıtım A.Ş.
Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş.
Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.
Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.
Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş.
Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.

Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş.
Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş.
İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş.
Meram Elektrik Dağıtım A.Ş
Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş.
Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş
Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.
Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş.
Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.
Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.
Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş.
BANKACILIK

OYAKBANK

T. Sınai Kalkınma Bankası

İş Bankası Hisseleri
T. Halk Bankası Hisseleri
MADENCİLİK
Mazıdağ Fosfat Tesisleri
Divriği Demir Madeni
Hekimhan Demir Madeni
Alümina Madeni
Güney Ege Linyitleri İşletmesi
Bursa Linyitleri İşletmesi
TKİ’ye ait 79528 ve 73021 no.lu maden ruhsatları
ETİ Holding
ETİ Bakır AŞ
ETİ ELEKTROMETALURJİ A.Ş.
ETİ Gümüş A.Ş.
ETİ Krom A.Ş.
Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş.
Karadeniz Bakır İşletmesi (KBİ)
Samsun İşletmesi
Murgul İşletmesi
Giresun'da 2 Maden ruhsatı işletme Hakkı Devir
Murgul İşletmesi Hidroelektrik Santrali Samsun'da varlıklar
Sinop'da 1 Maden ruhsatı işletme Hakkı Devir
Sigorta Sektörü
Ray Sigorta A.Ş.
Başak Sigorta A.Ş. Ve Başak Emeklilik A.Ş.
SEKA
Taşucu Tersane Alanı
Afyon İşletmesi
Aksu İşletmesi
Balıkesir İşletmesi
Kastamonu İşletmesi
Akkuş İşletmesi
Çaycuma İşletmesi
Karacasu İşletmesi

Ank. Alım Satım Müdürlüğü BinasıArdanuç İşletmesi Varlıkları
YİBİTAŞ KRAFT Torba İşletmesi,
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD)
İskenderun Limanı
Derince Limanı
Mersin Limanı
Taşucu Limanı Tersane Alanı,
İskenderun İSDEMİR Limanı
Ereğli ERDEMİR Limanı
Türkiye Denizcilik İşletmesi (TDİ)
Çanakkale’ye ait 9 Gemi,
Çeşme Limanı
Deniz Nakliyatı T.A.Ş. 3 Tanker
Dikili Limanı
Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı
Kuşadası Limanı
M/F Ankara Feribotu
M/F Samsun Feribotu
M/S Karadeniz Gemisi
Nakliyat İnşaat Turizm İhracat Pazarlama A.Ş.
Salıpazarı Liman Sahası (GALATAPORT)
Şehir Hatları Çanakkale Hizmetleri ve 9 Gemi
Trabzon Limanı
Turan Emeksiz Yolcu Gemisi
Yakıt II Gemisi
Türk Hava Yolları (THY)
Sabiha Gökçen Havaalanı
THY – USAŞ Hisseleri

THY- Lojman
TÜPRAŞ USAŞ Hissesi
Turizm ve dinlenme tesisleri
Erciyes Sosyal Tesisi (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı)
Erciyes Sosyal Tesisi (DSİ)
Erciyes Sosyal Tesisi (Karayolları Genel Müdürlüğü)
Ataköy Otelcilik A.Ş.
Ataköy Marina Ve Yat İşletmesi A.Ş
Kuşadası Tatil Köyü
Yeditepe Beynelmilel Otelcilik Turizm Ve Tic. A.Ş. (% 26 hisse)
Emekli Sandığı
Büyük Ankara Oteli
Büyük Efes Oteli
Büyük Tarabya Oteli
Kızılay Emek İşhanı
Kuşadası Tatil Köyü
İstanbul Hilton Oteli
Çelik Palas Oteli
İLETİŞİM
T.TELEKOM
AyCell
ÇEŞİTLİ KURUMLAR

OYAK İNŞAAT A.Ş. (%25 Hisse)
Araç Muayene İstasyonu I. Bölge
Araç Muayene İstasyonu II. Bölge
MEYBUZ A.Ş.
ARÇELİK Hisseleri
ASELSAN Elektrik San. ve Tic. A.Ş. Hisseleri
ASPİLSAN Askeri Pil San. ve Tic. A.Ş. Hisseleri
HAVELSAN A.Ş. Hisseleri
İstanbul İmar Ltd. Şti,
KOÇ HOLDİNG A.Ş. Hisseleri
KTHY Kıbrıs Türk Hava Yolları Ltd. Şti Hisseleri
TOFAŞ Hisseleri
AKP döneminde kapatılan kurum ve işletmeler
SSK Eczaneleri (Tasfiye Edildi)
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (Tasfiye Edilerek İl Özel İdarelerine Devredildi)
REYTEK
Adana, Adıyaman, Besni, Kahta, Malatya, Akçaabat, Akhisar, Aydın, Muğla, Milas, Bafra, Batman, Bekirhan, Beşiri, Kozluk, Kurtalan, Sason, Bitlis, Bursa, İnegöl, Hamdibey, Denizli, Acıpayam, Güney, Tavas, Buldan, Kale, Diyarbakır, Silvan, Bismil, Hatay, İskenderun, Yayladağ, Altınözü, İstanbul, İzmir, Cumaovası, Kemalpaşa, Tuzla, Yazıbaşı, Manisa, Kula, Salihli, Sarıgöl, Selendi, Osmancalı, Saruhanlı, Muş, Samsun, Tokat, Erbaa, Gümüşhacıköy, Taşova Yaprak Tütün İşletme Müdürlükleri ve Diyarbakır Yaprak Tütün İşletme Fabrikası Müdürlüğü
Adana, Afyon, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Sivas, Tokat, Trabzon, Van ve Zonguldak Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlükleri...vb.diğer taşınmazlar.) 
(Kaynak: http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/akp-12-yilda-hangi-isletmeleri-ve-fabrikalari-satti-h45464.html)
Böylece  partililer ve onlara oy verenler zenginleştirilerek, kurulan ortak havuzlara aktarılan paralarla gazeteler, televizyonlar ve rakiplerin şirket ve bankaları, önce TMSF'ye (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) devredilmiş ve sonrasında partililere uygun fiyatlarla ve banka kredileri ile satılmış(Uzan Grubu, İpek Grubu, Doğan Grubu,...vb.) siyasî çevre korunup kollanarak erişilmesi güç, yeni ve zengin bir grup oluşturulmuştur.
Muhalefetteki rakipler ise, bütün bu popilerite iktidarın muhteşem atılımları, yatırımları ve göz alıcı, ihtişamlı açılışları karşısında halka kendini inandıramamış, haklı olarak söyledikleri doğruları keskin, kemikleşmiş partilileri dışında, hiç kimseye izah edememişler hatta kendi taraftarlarının bir kısmını küstürmüşler, bazıları kendi olağan durumunu korurken bazıları da büyük oy kaybına uğrayarak yenilgi üzerine yenilgi yaşayarak birbirlerini sulamağa devam etmişlerdir.
Türklüğü ayaklarının altına almış, Milliyetçiliği çiğnemiş, “Türk’üm doğruyum çalışkanım!” diye başlayan “AND”ımızı ilköğretim okullarından kaldırmış, “Türk” kelimesini levhalardan, dağlardan ve resmî yazılardan silmeğe, İstiklâl Marşı’nı tartışmağa açmış; ve onu kaldırmağa, Atatürk heykellerini sökmeğe ve kaldırmağa, mümkünse Atatürk’ün adını silmeyi tamamen ortadan kaldırmayı akıllarına koymuşlar, Atatürk İnkılâplarını rafa kaldırmak, resmi kurumlarda saç sakal, ve kılık kıyafet yasalarını hiç etmiş, camilere kimi şapka ile gelen vatandaşların şapkalarını hedef alıp, çalıp, onları çöpe yollamışlar veya çöpte yakmışlardır…
Yeni Türkiye diyerek Cumhuriyet Türkiye'sini rafa kaldırıp yerine Osmanlı İmparatorluk coğrafyasına yönelmiş; fakat bu coğrafyada karşılaştıkları dostluğu gereği gibi değerlendiremeyip dışarıda destekledikleri kuruluş ve kişileri gizleyemeyerek, böylece niyeti ortaya çıkınca, yakayı ele vermiş, hem komşu ülkelerle dialoğu koparmış hem de dışarıdaki büyük güçlerin dikkatlerini ve husumetlerini üzerlerine çekerek, tüm komşularla olan irtibatı askıya almak zorunda kalmış, elçiliklerini geri çekmiş, barış zedelenmiş, ülke her komşu ile husumetli, Rusya, İran, İngiliz, Israil ile arası açık, problemli hale gelmiştir.
Ülke içindeki PKK ve diğer örgütlere ve siyasî teşekküllere müsamahalı tavır, taviz üzerine taviz vererek onları: Çözüm Süreci ve Dolmabahçe Sarayı, Kandil, Apo ve Olsa Andlaşmaları ve Mütabakatları ile (Bu mütabakatlarda teröröristlere ve bunların uzantılarının meclise taşınan liderleri BDP’lilere hangi bedel karşılığında ne sözlerin verildiği bu güne kadar gizli kalmıştır.) ülkede üç yıl boyunca teşkilatlanmalarına, ülkenin her bir köşesini silah deposu ve yığınağı haline getirmelerine göz yumulmuş, Vali, Merkez Komutanları, Kaymakam ve Karakollara: “Operasyon Yapmayın! Bunlara terörist demeyin!..” diyerek onların ülke içinde teşkilatlanmasına seyirci kalınıp, göz yumulmuştur…  “Barış Süreci” adı altında yapılan tüm bu gizli bağlantılarda istediklerini alamayanlar, 1 Kasım 2015 seçimleri sonrasında, bu terörist demeyin dedikleri ile göğüs göğse savaşa karar vermiş ve aradan üç aya yakın zaman geçmiş olmasına rağmen, hâlâ bu üç buçuk soysuz teröristin hakkından gelememiştir…
Savaş yapılan şehirler ve insanları akın akın göç yollarında çaresiz terör belası ile cebelleşip evini barkını, ocağını ve yuvasını bırakıp kaçmak zorunda kalmıştır... Yöre halkı bu kışta kıyamette bunca şehit, bunca vatandaş büyük sıkıntılar içerisinde yollara düşmüş iken, Hakkari şehri Yüksekova'ya; Şırnak şehrinin de Cizre’ye taşınmasına karar verilmiştir…
Rusya’nın Suriye’ye yerleşmesi ile Musul’a girmiş; fakat kararlılık gösterememiş, Süleyman Şah’ ta olduğu gibi geriye dönüş yapmıştır. Bir zamanlar Amerika'ya kafa tutan iktidar bu defa çark etmiş ABD ne derse onu yapar duruma gelmiştir...
Halkı da kendi yaptıklarının doğruluğuna inandıran iktidar, inandıramadıklarını da parçalayıp, bölüp; bizden olanlar, bizden olmayanlar, imam hatipliler, diğerleri, dindarlar, paralelciler, cemaatçiler, ülkücüler, Osmanlı Ocakları, Akıncı Gençlik, CHPliler, MHPliler gibi bir çok kamplara bölerek eski Koministlerin yaptığı oyunu bunlar da oynamağa  “parçala ve yönet” taktiği uygulamaya başlamışlardır. Bu yöntemde halk ne kadar ayrıştırılabilirse o kadar kolay yönetilir ve yönetenler de o kadar rahat ederlermiş.
Bir söz ne kadar çok kullanılırsa o kadar akılda kalır ve o kadar da beyinlere yerleşir. Bizim halkımızın inancında da “Bir sözü  kırk kez söylerseniz o söz gerçekleşir, gerçek olur!..”  
“Emevi Camii’nde bir sabah Cuma Namazı kılacağız”  derken Rusya Hazar’ı Rus Gölü yaptıktan sonra Karadeniz’i de aynı amaçla kullanmağa başladı ve Akdeniz’den İŞİD, DAEŞ’i bombalıyorum derken Bayır ve Bucak Türkmen kardeşlerimizin hanelerini başlarına geçirip yağmalarken Türkiye’nin sesi cılız ve sönük kalmıştır.
Esed’i iktidardan almak siyasetiyle hareket eden Türkiye’nin karşısında Suriye, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran’ı da yanına alarak daha da güçlendi. Yerini sağlamlaştırdı.Eset yönetimi, Suriye’den ölüm kurşunlarından kaçarak Türkiye’ye sığınarak Mülteci durumuna düşen Suriyeli Müslümanlar, büyük bir sıkıntı ve sefalet içinde Şehirlerimizin sokaklarını doldurdular. Bunlardan bir kısmı işyerleri kurmağa, buralarda kalıcı olarak ikamete karar verirken bazıları da Avrupa yolarının bir geçiş güzergahı olarak sokaktadırlar…
Devletin bu konuda nasıl bir tedbir aldığı meçhul. On beş yirmi yıl sonra bu çocuklar hiçbir eğitim almadan ve sokaklarda dilenerek büyürlerse, Türkiye ve Türkiye Halkı için nasıl bir tehdit olacağını kestirmek mümkün değildir…
Halk, yapılan bu yanlışları görmek istememiş, tek başına iktidara gelerek AKP’nin terörü bitireceği propagandasına kanmış, komşularla yeniden barış sağlayacağını, ülkede huzuru yeniden tesis edebileceğini, ekonomiyi düzlüğe çıkaracağını, işsizliğe çare olacağını, işçiye, emekliye, memura hakkını teslim edeceğini düşünmüş; fakat yanılmış olduğunu ancak bugün anlamıştır…
Türkiye yanlış üzerine yanlış yapmağa devam ediyor. Bu kararsızlık ülke itibarını zedelediği gibi gelecek kuşakların istikbalini de ipotek altına almakta onların geleceğini de tehdit etmektedir. Kararlılık ve bu kararlığın arkasında büyük bir cesaretle durması gereken iktidar, Suriye’de, Irak'ta, Libya’da, Mısır’da, bu günlerde de Suudi Arabistan’da yanlış yapmağa devam ediyor.
Suriye ile niçin kötü olduk? Diğer komşularımızda niçin Büyük Elçilik açamıyoruz? Irak’a niçin girdik ve başkaları: “çekilin”denilince çekiliniyor?!.. Anlamak zor! Böyle bir politika(!) politikasızlık olamaz! Olmamalıdır!.. Ortadoğuda Lider olmak korkaklık ve kararsızlıkla asla bağdaşmaz…
Ülkesi açlık, sefalet ve işsizlikle kıvranan Putin ülkemiz sınırlarını bilmem kaç defa ihlali yetmiyor, teröristleri kaç kez desteklediği bilinmez; fakat hâlâ kuyruğunu dik tutarak Türkiye’ye rest çekiyor ve bizim mallarımızı almayarak orada bulunan iş adamlarımıza olmadık zorluklar çıkararak her şeylerini bırakarak ülkeye dönmesini sağlıyor…Bu ne cesaret!.. Eski, hantal silahları ve aç ve sefil askeriyle dünyaya horozlanıyor hayret!... Bu Rus Rulet’i, Poker oyununda hiç de güzel kağıtların yokken karşıdaki oyunculara REST çekmekten başka bir şey değildir.
Terörü on dört(14) yıllık iktidarında bitirememiş; fakat buna rağmen halktan yüzde elli % 50 halk desteğini yanına almış bir iktidar?..
Koalisyonlar, hezimettir, koalisyonlar çaresizliktir, koalisyonlar  ölümdür!...
Tek parti gelsin terörör biter!..
Tek parti gelsin evlatlarımız ölmez!...
Tek pati gelsin huzur gelir!.. diye diye üç yüz on yedi vekil çıkarmayı başarmıştır...
Bugünlerde de:
Başkanlık gelsin ekenomi düzene girer!...
Başkanlık gelsin  işsizlik çözülür!...
Başkanlık gelsin terör biter söylemlerini sık sık duyar olduk!..
Teröristleri “Çözüm Süreci” aralığında palazlandırmış, çıkarılan Yerel Yönetimler Yasası ile doğuda eyaletlerin kurulmasına, özel şehirlerin oluşturulmasına, otonom veya Bağımsız Kürt Devleti yapılanmasına ses çıkarmamış, özel şehirlerde teröristlere Anıt Mezarlar dikilmesine sessiz ve seyirci kalmış, şehirlerde bulunan levha ve isimlerin değiştirilmesini seyretmiş, teröristler için yapılan cenaze törenlerine katılarak onları alkışlamış, dağdan inen teröristleri bayraklarla ve davullarla karşılamışlar, üç yıl boyunca Bölge Komutanlarına, Valilere ve Kaymakamlara, Karakollara gönderdikleri emirlerle: “Operasyon yapmayın emri vererek ”şehir ve mezralarda silah yığılması, depolanması ve teröristlerin organize olmasını seyretmişler…
Bugün gelinen noktada bu terör örgütlerinin örgütlenmesini bilerek veya bilmeyerek  sağlayan Valiler, Bölge Komutanları, Kaymakamlar ve Karakol Komutanları da bu kanunsuzluğu yapanlar kadar  suçun içinde, sorumlu ve de suçlu değil midirler?...
Son seçimlerden sonra (1 Kasım 2015) geçen zaman da bizlere göstermektedir ki AKP bu işi götürememektedir. Seçimler öncesinde: “Tek parti gelirse, terör bitecek istikrar gelecek diyenler” bugün bir kez daha yanıldıklarını ezile büzüle ititiraf etmek zorunda kalmışlardır…  İstikrar şöyle dursun ülke kan gölüne dönmüş, Suriyeli Mülteciler bir tarafa, insanlarımız kendi ülkelerinde, bulundukları ev ve barklarını terk ederek Büyük şehirlerde Mülteci duruma düşmüşlerdir…
“Hendekleri kazdıranlar, Heykelleri diktirenler, teröristleri davullarla karşılayıp alkışlatanlar, teröristlere terörist demeyin, operasyon yapmayın!”  diyenler bir kez daha yanılmışlardır... Bu iktidar döneminde doğu bölgemiz insanlarının, huzuru kaçmış, yöre halkı canlarından bezmişler ve yurtlarını terk ederek Mülteci duruma düşmüşlerdirler….
Bugün Doğudaki vatandaşlarımızı kucaklayamaz, onların yaralarını saramaz ve dertlerine çare olamazsak yarın, eğitimsiz, refahtan yoksun, sokak dilencisi çocukların çok değil on, on beş yıl sonra, bu ülke insanlarına düşman, devlete düşman, bir grupla karşı karşıya kalacağız… Suriyeli mülteciler içinde durum aynıdır. Şimdiden tedbir gerekli ve elzemdir... 
Ankara, Çarşamba, 28 Ocak 2016
http://cagrielgun.blogspot.com.tr/