11 Temmuz 2019 Perşembe

BARIŞA ADIM ATINIZ! Abdullah Çağrı ELGÜN


Abdullah Çağrı ELGÜN
Ortadoğu’da barış: İngiltere, ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki; Ruslar’ın “Sıcak Denizlerdeki (Karadeniz ve Akdeniz) emellerinin bitmesi ile Barışa Adım Atılacaktır…
2010 yılında Tunus’ta başlayarak bütün Ortadoğu’ya yayılan, 2011-2015 ve 2019 yıllarında tamamen iç savaşa dönüşerek yaygınlaşan, çıkar ve vekalet savaşları devam ediyor.
2015’ten bu yana şiddetini artırarak devam eden savaşın getirdiği göç ile yaklaşık beş milyon (5) Suriyelinin Türkiye’ye getirildiği(?!.) bilinmektedir…
Türkiye hükümeti (AKP), muhtemel sınır güvenliğini sağlayabilmek için: Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Operasyonları ile teröristleri dize getirmiş ve Amerikan emperyalizmine tam da son vermek üzere iken: “Ateş Kes!..” diyerek “Yanlış Karar”ın batağına saplanmıştır…
Burada yapılması gereken “Barışa Adım Atmak”, Esat ile anlaşmak ve yeniden 2005’li savaşsız, refah ve mutlu günlere geri dönmektir. Barış Savaştan her zaman iyidir. Ülkemize girilmedikçe halkımıza eziyet ve sıkıntı edilmedikçe; ülke, sınırlarımız ve ötesinde, bizi alâkadar eden, gerçek bir tehdit arz etmedikçe savaş, cinayetten başka bir şey değildir…
Sıcak Denizler
Barışa Adım Atarak, İngiltere, ABD, İsrail ve Rusya’nın emperyalizmini ve Rusya’nın açıktan ve gizli “Sıcak Denizlere İnme”, heveslerini kursağında bırakmak en başarılı ve en aktif siyaset yolarından biridir. 
Suriye, dün, Filistin için Israil’e büyük sed olabilirken, bugün iç ve dış savaşlar ve Esat’a yapılan baskılar sebebiyle, bu ülke ve lideri Esat, can derdine düşürülmüştür…
İdlip bir kara deliktir…Doğu Akdeniz’e ve Sıcak denizlerimize inen İngiltere, ABD ve Rus Savaş Gemileri nereyi bombalamak için oradadırlar?.. Bunlar, Dünya Barışı için bu çıkmaz sokaktan geri dönmelidirler… Türkiye, İran, Rusya, Suriye; Barışa Adım Atmak için birleşmelidirler.
Kazakistan’ın başkenti Astana ve Rus Limanı Soci Görüşmeleri ile sağlanan mutabakata kesin olarak uyulmalı dünyan insanlarının özlemi olan Barışa Adım Atılmalıdır…

Amerika’nın, Suriye’nin Deyr ez Zor Bölgesini, dünyaca kullanımı yasak olan “Fosfor bombası” ile vurduğu, medya haberlerinde yer aldı… Bugün tam da emperyalizmin boğazına pamuk tıkamışken, “Ateş Kes” demek Amerika emperyalizmine devam etmek demektir. Askerlerimiz her ne olursa olsun ateşi
kesmeden sonuna kadar gitmeli ve hedefe varmalıdır. Cesaret, atılganlık, riskin olmadığı hiçbir davanın başarı kazanamayacağını herkes bilmelidir.
Beşer Esat ve Suriye
Bugün için: Beşer Esat, Suriye Halkının resmî Cumhurbaşkanıdır. Yarın ülkelerin başında kimin, kimlerin olacağını kimse kestiremez… On yıl, on beş yıl sonra kimlerin nerede olacağı ve hangi ülkelerin yan yana gelip birleşip bütünleşeceği, hangi liderlerin, yerinde yerlerin eseceği, hangilerinin zirvede ve konuşulan şahsiyetler olacağını kimseler bilemez. Hükümetler geçer giderler, Devlet Politikaları sürekli ve kalıcıdır, buna gereğinden fazla dikkat edilmelidir…
Suriye Halkının resmî Cumhurbaşkanı Beşer Esat’tır. Türkiye, daha dün kol kola gezdiği Esat ile ne zaman düşman olmuştur?..  TRT ve medya kuruluşları, bu konuda kışkırtma ve hasmane tavır takınmamalıdır…  “Rejim Güçleri!..” ne demek? Suriye’yi ve Esat rejimini tanımıyor musunuz?  Bugün gizliden gizliye BOP Başkanlığı hâlâ devam mı ediyor?  Değilse, etrafımızda olan bitenlerin mesuliyetini kim üstlenecek? Bir dönem Amerika’nın bütün isteklerini kabul edip, aynı havuzda vals yaparken, bugün bir ileri iki geri hamlelerin sebebi nedir?.. Böyle politikalara bir son verilmelidir!.. Amerika ile dost muyuz düşman mıyız? Bu şekilde ortaklık devam edebilir mi?.. Devletlerde politika her an ve zamanda değişkendir, değişebilir, değişmelidir… Bugün dost olduklarımızla yarın düşman, düşman olduklarımızla da dost olabiliriz… Bu talihin ve bulunduğumuz coğrafyanın bir cilvesidir.
Mensup olduğumuz milleti kendimiz seçemediğimiz gibi komşularımızı da biz seçemiyoruz. Yarın bunlar da değişebilir. Devlet adamlığında ve liderlerdeki cesaret, bazan bir ülkeyi, bir orduyu ve bir devleti kurtarır bazan da ülkeleri başka devletlerin hegemonyası altına sokar…
Azim ve Kararlılık

“Beş milyon Türk vatandaşı olmuş Suriyelinin hakkını teslim etmek üzere!..” girip Suriye’yi alacaksınız. Musul, Kerkük, Telefer, …vb. bize ait ne varsa alacaksınız… Mültecilere teslim ederek, Türk bayrağını oraya dikeceksiniz… (Kırk yıl boyunca parça parça sürekli savaş yapılmaz. Bir defa girilecek ve iş noktalanacaktır!..) Askerimizi, güvenlik güçlerimizi, orada tutacağız, kısaca yerleşeceğiz. Soruyorum mağdurları, bizim de vatandaşımız olan Suriyeli Göçmenleri, oraya yerleştirmeye kimsenin itirazı olabilir mi?.. Biraz cesaret!.. Beşer Esat, Özgür Suriye Ordusu, Kürt Grupları, Türkmenler veya Türk Ordusunun sarsılmaz azmi ve ezici gücü… Kiminle yapacaksanız yapın ve elinizi çabuk tutunuz… Azim ve kararlılık ile bu işi bitiriniz!.. Bazı işler, gecikme kabul etmez!..
Üç beş çatlak ses için de meşhur Türk Ata Sözü yeterlidir: “İt ürür, kervan yürür!..” Yapamıyorsanız Suriye üzerinde halen hakim unsur üzerine politikalar kurulmalı ve stratejiler ona göre belirlenmelidir…
Amerika Birleşik Devletleri
Türkiye’de her ne olursa olsun ABD üstleri tamamen kapatılmalı, Amerika Ortadoğu’dan sökülüp atılmalıdır.  Kesin kararlılık, biraz cesaret bunun için yeterli olacaktır. Bir ileri iki geri adımlarla politikalar yürütülemez…
İran ve Rusya’nın bize bu konularda yardım etmesini beklemek hayal olur; ancak ABD ve İsrail’i kendimize güldürürüz.
Suriye Savaşını görüşmek üzere İngiltere, ABD, Almanya, Fransa, Ürdün, Suudi Arabistan 14 Eylül 2018’de Mısır’da bir istişare toplantısı yaptı. Neticede, ülkeler ve halkları ve teröristleri savaşa sokanlar bilmelidir ki savaş bitip taşlar yerine oturunca, besledikleri teröristler sahiplerine geri dönerler “Besle kargayı, oysun gözünü!..”  o zaman yanlışlarını telefi edemezler…Ortadoğu, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasının ardından İngiltere ve Fransa gibi Batılı sömürgeci güçlerin kontrolü altına girmiştir. Böylece bölgeniz zenginlik kaynakları yıllarca, bu bölge halkına değil, bu sömürgeci güçlerin baştaki yöneticileri tarafından Batı’ya aktarılmıştır. Ülkenin halkını ise yıllarca baskı ve şiddetle susturmuş, aç, açık, yoksul ve eğitimsiz bırakmıştır.
G 20 Zirvesi 

Bu zirve hakkında bir çok medya kuruluşları yazıp çizdi, yorumlar ve değerlendirmelerde bulundu. Bunun için burada çok fazla konuşmanın yersizliği kanaatindeyim; fakat sonuç ve durum halkın vicdanında sübut bulmuş olduğu kanaatindeyim. Şöyle ki:
Zirve görüşmelerinin hemen akabinde veya aynı anda ve derhal parasını ödeyip teslim almamız gereken malların kargoya verilerek yola çıkarılması gerekmez miydi?...
Biz o gün: “Türkiye’ye haksızlık yapıldığını kabul ediyoruz!” söylentilerine kanmayız!..
Sonuç ne? O günden bugüne kadar parasını ödediğimiz mallarımız bize hâlâ teslim edilmemiş ve teslim edilmek için de bir adım atılmamış olarak görünüyor. Hâlâ yalvarmakla, aman dilemekle, etmeyin, tutmayın, “Parasını ödedik yahu!..” larla vakit öldüremeyiz! Başka alternatifler ve yaptırımlar, göz dağları ve çıkışlar yapmalıyız…
Yüz Yıl Duran Türkiye  

Dün zor şartlar içinde olmak hasabiyle tek kurşun sıkmadan emanet bıraktığımız eyaletlerimizin İnisiyatifi İngiltere’nin hoyrat ve acımasız ellerinde kardeşlerimiz aç, yoksul, sefil ve eğitimsiz bir vaziyette birbirlerine düşürülmüş ve savaşa şartlandırılmıştır… Buna bir son vermenin zamanı geldi ve geçiyor..
17 aralık 2010’da Tunus’ta, seyyar satıcılık yaparak geçinen Muhammed Buazizi’nin kendisini yakmasıyla başlayan ve adına “Arap Baharı” denen ayaklanmaların her anlamda öncü ve önemli gelişmeleri oldu. Bugün bu gelişmeler, Barışa Adım Atılarak halkın, refah ve mutluluğu yönünde gelişmelere sahne oldu. İslâm dünyası Modern Türkiye ve onun halkı yanında Avrupa’yı tanıma fırsatı elde etti. Bu durum Doğu halkının ne kadar geri kalmış, yoksul, eğitimsiz ve kendi zengin kaynaklarının kendilerine değil, Batıya akıtıldığını, yöneticilerinin kırallar gibi; fakat kendilerinin Batı ve Türkiye karşısında geriliğini fark etmesine ve yöneticilerine seslerini yükseltmelerine sebep oldu. Kısa Müslüman halkı uyandı!..
Bu gelişmelerle Barışa Adım Atılarak Bu Doğu Müslüman Halklarının yoksulluktan kurtarılıp, refah ve mutluluk yönünde bir ivme kazandırılabilir. Büyük ve güçlü devletlerin   zayıf ve güçsüz devletlerin zenginliklerini, yer üstü ve yer altı kaynaklarını sömürerek halklarını yoksul ve sefalete terk etmeleri doğanın adaletine ters bir davranış olup Allah’ın  hakkaniyet kurallarıyla bağdaşmaz…
Dünya kaynakları savaşa değil, insanların huzuruna, sağlık ve refahı yönünde insanların mutluluğu için kullanılmalıdır.
Bugün gerçekleştirilmesi gereken tek şey, ülke halklarını, makul, ülkeleri içinde kendi tercihleriyle müreffeh ve huzur içinde yaşamaları için onlarla iş birliğine gitmek olmalıdır. Bunun yolu da yerinde ve zamanında yapılacak kesin bir savaş ve sonrasında Barışa Adım Atmaktan geçer…

SONUÇ OLARAK:
· İngiltere, ABD, Israil başka ülkelerin topraklarından ve zenginlik kaynaklarına el koymaktan vaz geçmelidirler.
· İngiltere, ABD ve İsrail savaşa sebep olan devletlerle, Suriye, Türkiye, İran, Rusya, Çin ve kendini savaşın ortasında bulan devletler, savaşa sebep olan unsurları ortadan kaldırarak, Barışa Adım Atarak, Ortadoğu’da barışı derhal sağlamalıdırlar.
· Bunca meşakkât ve acılar içinde yaşayıp vatan özlemi ile dolu olan Mülteciler, bir an önce sahip oldukları vatan topraklarına yeniden döndürülmelidirler.
· Mevcut beş milyon mültecileri vatan topraklarına döndürmek için kendi gençlerinden de oluşturulabilecek iyi bir ordu gücüyle Irak, Suriye tamamen alınarak teröristler temizlenmeli barış sağlanarak huzur ve müreffeh bir hayata adım atılmalıdır…
· Barışa Adım Atmak, sadece kendimiz ve kendi milletimiz için değil dünya insanlığı ve milletleri için de örnek bir davranış ve insanlığın zaferi olacaktır.