Rusya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rusya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2019 Perşembe

BARIŞA ADIM ATINIZ! Abdullah Çağrı ELGÜN


Abdullah Çağrı ELGÜN
Ortadoğu’da barış: İngiltere, ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki; Ruslar’ın “Sıcak Denizlerdeki (Karadeniz ve Akdeniz) emellerinin bitmesi ile Barışa Adım Atılacaktır…
2010 yılında Tunus’ta başlayarak bütün Ortadoğu’ya yayılan, 2011-2015 ve 2019 yıllarında tamamen iç savaşa dönüşerek yaygınlaşan, çıkar ve vekalet savaşları devam ediyor.
2015’ten bu yana şiddetini artırarak devam eden savaşın getirdiği göç ile yaklaşık beş milyon (5) Suriyelinin Türkiye’ye getirildiği(?!.) bilinmektedir…
Türkiye hükümeti (AKP), muhtemel sınır güvenliğini sağlayabilmek için: Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Operasyonları ile teröristleri dize getirmiş ve Amerikan emperyalizmine tam da son vermek üzere iken: “Ateş Kes!..” diyerek “Yanlış Karar”ın batağına saplanmıştır…
Burada yapılması gereken “Barışa Adım Atmak”, Esat ile anlaşmak ve yeniden 2005’li savaşsız, refah ve mutlu günlere geri dönmektir. Barış Savaştan her zaman iyidir. Ülkemize girilmedikçe halkımıza eziyet ve sıkıntı edilmedikçe; ülke, sınırlarımız ve ötesinde, bizi alâkadar eden, gerçek bir tehdit arz etmedikçe savaş, cinayetten başka bir şey değildir…
Sıcak Denizler
Barışa Adım Atarak, İngiltere, ABD, İsrail ve Rusya’nın emperyalizmini ve Rusya’nın açıktan ve gizli “Sıcak Denizlere İnme”, heveslerini kursağında bırakmak en başarılı ve en aktif siyaset yolarından biridir. 
Suriye, dün, Filistin için Israil’e büyük sed olabilirken, bugün iç ve dış savaşlar ve Esat’a yapılan baskılar sebebiyle, bu ülke ve lideri Esat, can derdine düşürülmüştür…
İdlip bir kara deliktir…Doğu Akdeniz’e ve Sıcak denizlerimize inen İngiltere, ABD ve Rus Savaş Gemileri nereyi bombalamak için oradadırlar?.. Bunlar, Dünya Barışı için bu çıkmaz sokaktan geri dönmelidirler… Türkiye, İran, Rusya, Suriye; Barışa Adım Atmak için birleşmelidirler.
Kazakistan’ın başkenti Astana ve Rus Limanı Soci Görüşmeleri ile sağlanan mutabakata kesin olarak uyulmalı dünyan insanlarının özlemi olan Barışa Adım Atılmalıdır…

Amerika’nın, Suriye’nin Deyr ez Zor Bölgesini, dünyaca kullanımı yasak olan “Fosfor bombası” ile vurduğu, medya haberlerinde yer aldı… Bugün tam da emperyalizmin boğazına pamuk tıkamışken, “Ateş Kes” demek Amerika emperyalizmine devam etmek demektir. Askerlerimiz her ne olursa olsun ateşi
kesmeden sonuna kadar gitmeli ve hedefe varmalıdır. Cesaret, atılganlık, riskin olmadığı hiçbir davanın başarı kazanamayacağını herkes bilmelidir.
Beşer Esat ve Suriye
Bugün için: Beşer Esat, Suriye Halkının resmî Cumhurbaşkanıdır. Yarın ülkelerin başında kimin, kimlerin olacağını kimse kestiremez… On yıl, on beş yıl sonra kimlerin nerede olacağı ve hangi ülkelerin yan yana gelip birleşip bütünleşeceği, hangi liderlerin, yerinde yerlerin eseceği, hangilerinin zirvede ve konuşulan şahsiyetler olacağını kimseler bilemez. Hükümetler geçer giderler, Devlet Politikaları sürekli ve kalıcıdır, buna gereğinden fazla dikkat edilmelidir…
Suriye Halkının resmî Cumhurbaşkanı Beşer Esat’tır. Türkiye, daha dün kol kola gezdiği Esat ile ne zaman düşman olmuştur?..  TRT ve medya kuruluşları, bu konuda kışkırtma ve hasmane tavır takınmamalıdır…  “Rejim Güçleri!..” ne demek? Suriye’yi ve Esat rejimini tanımıyor musunuz?  Bugün gizliden gizliye BOP Başkanlığı hâlâ devam mı ediyor?  Değilse, etrafımızda olan bitenlerin mesuliyetini kim üstlenecek? Bir dönem Amerika’nın bütün isteklerini kabul edip, aynı havuzda vals yaparken, bugün bir ileri iki geri hamlelerin sebebi nedir?.. Böyle politikalara bir son verilmelidir!.. Amerika ile dost muyuz düşman mıyız? Bu şekilde ortaklık devam edebilir mi?.. Devletlerde politika her an ve zamanda değişkendir, değişebilir, değişmelidir… Bugün dost olduklarımızla yarın düşman, düşman olduklarımızla da dost olabiliriz… Bu talihin ve bulunduğumuz coğrafyanın bir cilvesidir.
Mensup olduğumuz milleti kendimiz seçemediğimiz gibi komşularımızı da biz seçemiyoruz. Yarın bunlar da değişebilir. Devlet adamlığında ve liderlerdeki cesaret, bazan bir ülkeyi, bir orduyu ve bir devleti kurtarır bazan da ülkeleri başka devletlerin hegemonyası altına sokar…
Azim ve Kararlılık

“Beş milyon Türk vatandaşı olmuş Suriyelinin hakkını teslim etmek üzere!..” girip Suriye’yi alacaksınız. Musul, Kerkük, Telefer, …vb. bize ait ne varsa alacaksınız… Mültecilere teslim ederek, Türk bayrağını oraya dikeceksiniz… (Kırk yıl boyunca parça parça sürekli savaş yapılmaz. Bir defa girilecek ve iş noktalanacaktır!..) Askerimizi, güvenlik güçlerimizi, orada tutacağız, kısaca yerleşeceğiz. Soruyorum mağdurları, bizim de vatandaşımız olan Suriyeli Göçmenleri, oraya yerleştirmeye kimsenin itirazı olabilir mi?.. Biraz cesaret!.. Beşer Esat, Özgür Suriye Ordusu, Kürt Grupları, Türkmenler veya Türk Ordusunun sarsılmaz azmi ve ezici gücü… Kiminle yapacaksanız yapın ve elinizi çabuk tutunuz… Azim ve kararlılık ile bu işi bitiriniz!.. Bazı işler, gecikme kabul etmez!..
Üç beş çatlak ses için de meşhur Türk Ata Sözü yeterlidir: “İt ürür, kervan yürür!..” Yapamıyorsanız Suriye üzerinde halen hakim unsur üzerine politikalar kurulmalı ve stratejiler ona göre belirlenmelidir…
Amerika Birleşik Devletleri
Türkiye’de her ne olursa olsun ABD üstleri tamamen kapatılmalı, Amerika Ortadoğu’dan sökülüp atılmalıdır.  Kesin kararlılık, biraz cesaret bunun için yeterli olacaktır. Bir ileri iki geri adımlarla politikalar yürütülemez…
İran ve Rusya’nın bize bu konularda yardım etmesini beklemek hayal olur; ancak ABD ve İsrail’i kendimize güldürürüz.
Suriye Savaşını görüşmek üzere İngiltere, ABD, Almanya, Fransa, Ürdün, Suudi Arabistan 14 Eylül 2018’de Mısır’da bir istişare toplantısı yaptı. Neticede, ülkeler ve halkları ve teröristleri savaşa sokanlar bilmelidir ki savaş bitip taşlar yerine oturunca, besledikleri teröristler sahiplerine geri dönerler “Besle kargayı, oysun gözünü!..”  o zaman yanlışlarını telefi edemezler…Ortadoğu, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasının ardından İngiltere ve Fransa gibi Batılı sömürgeci güçlerin kontrolü altına girmiştir. Böylece bölgeniz zenginlik kaynakları yıllarca, bu bölge halkına değil, bu sömürgeci güçlerin baştaki yöneticileri tarafından Batı’ya aktarılmıştır. Ülkenin halkını ise yıllarca baskı ve şiddetle susturmuş, aç, açık, yoksul ve eğitimsiz bırakmıştır.
G 20 Zirvesi 

Bu zirve hakkında bir çok medya kuruluşları yazıp çizdi, yorumlar ve değerlendirmelerde bulundu. Bunun için burada çok fazla konuşmanın yersizliği kanaatindeyim; fakat sonuç ve durum halkın vicdanında sübut bulmuş olduğu kanaatindeyim. Şöyle ki:
Zirve görüşmelerinin hemen akabinde veya aynı anda ve derhal parasını ödeyip teslim almamız gereken malların kargoya verilerek yola çıkarılması gerekmez miydi?...
Biz o gün: “Türkiye’ye haksızlık yapıldığını kabul ediyoruz!” söylentilerine kanmayız!..
Sonuç ne? O günden bugüne kadar parasını ödediğimiz mallarımız bize hâlâ teslim edilmemiş ve teslim edilmek için de bir adım atılmamış olarak görünüyor. Hâlâ yalvarmakla, aman dilemekle, etmeyin, tutmayın, “Parasını ödedik yahu!..” larla vakit öldüremeyiz! Başka alternatifler ve yaptırımlar, göz dağları ve çıkışlar yapmalıyız…
Yüz Yıl Duran Türkiye  

Dün zor şartlar içinde olmak hasabiyle tek kurşun sıkmadan emanet bıraktığımız eyaletlerimizin İnisiyatifi İngiltere’nin hoyrat ve acımasız ellerinde kardeşlerimiz aç, yoksul, sefil ve eğitimsiz bir vaziyette birbirlerine düşürülmüş ve savaşa şartlandırılmıştır… Buna bir son vermenin zamanı geldi ve geçiyor..
17 aralık 2010’da Tunus’ta, seyyar satıcılık yaparak geçinen Muhammed Buazizi’nin kendisini yakmasıyla başlayan ve adına “Arap Baharı” denen ayaklanmaların her anlamda öncü ve önemli gelişmeleri oldu. Bugün bu gelişmeler, Barışa Adım Atılarak halkın, refah ve mutluluğu yönünde gelişmelere sahne oldu. İslâm dünyası Modern Türkiye ve onun halkı yanında Avrupa’yı tanıma fırsatı elde etti. Bu durum Doğu halkının ne kadar geri kalmış, yoksul, eğitimsiz ve kendi zengin kaynaklarının kendilerine değil, Batıya akıtıldığını, yöneticilerinin kırallar gibi; fakat kendilerinin Batı ve Türkiye karşısında geriliğini fark etmesine ve yöneticilerine seslerini yükseltmelerine sebep oldu. Kısaca, Müslüman halkı uyandı!..
Bu gelişmelerle Barışa Adım Atılarak Bu Doğu Müslüman Halklarının yoksulluktan kurtarılıp, refah ve mutluluk yönünde bir ivme kazandırılabilir. Büyük ve güçlü devletlerin   zayıf ve güçsüz devletlerin zenginliklerini, yer üstü ve yer altı kaynaklarını sömürerek halklarını yoksul ve sefalete terk etmeleri doğanın adaletine ters bir davranış olup Allah’ın  hakkaniyet kurallarıyla bağdaşmaz…
Dünya kaynakları savaşa değil, insanların huzuruna, sağlık ve refahı yönünde insanların mutluluğu için kullanılmalıdır.
Bugün gerçekleştirilmesi gereken tek şey, ülke halklarını, makul, ülkeleri içinde kendi tercihleriyle müreffeh ve huzur içinde yaşamaları için onlarla iş birliğine gitmek olmalıdır. Bunun yolu da yerinde ve zamanında yapılacak kesin bir savaş ve sonrasında Barışa Adım Atmaktan geçer…
SONUÇ OLARAK:
· İngiltere, ABD, İsrail başka ülkelerin topraklarından ve zenginlik kaynaklarına el koymaktan vaz geçmelidirler. Bunlar hiç bir zaman Türk ve Türkiye dostu olmamış, Ortadoğu'da İsrail'i korumak ve Büyük İsrail Kurmak için dost görünüp kuyumuzu kazmışlardır...
· İngiltere, ABD ve İsrail savaşa sebep olan devletlerle, Suriye, Türkiye, İran, Rusya, Çin ve kendini savaşın ortasında bulan devletler, savaşa sebep olan unsurları ortadan kaldırarak, Barışa Adım Atarak, Ortadoğu’da barışı derhal sağlamalıdırlar.
· Bunca meşakkât ve acılar içinde yaşayıp vatan özlemi ile dolu olan Mülteciler, bir an önce sahip oldukları vatan topraklarına yeniden döndürülmelidirler.
· Mevcut beş milyon mültecileri vatan topraklarına döndürmek için kendi gençlerinden de oluşturulabilecek iyi bir ordu gücüyle Irak, Suriye tamamen alınarak teröristler temizlenmeli barış sağlanarak huzur ve müreffeh bir hayata adım atılmalıdır…
· Barışa Adım Atmak, sadece kendimiz ve kendi milletimiz için değil dünya insanlığı ve milletleri için de örnek bir davranış ve insanlığın zaferi olacaktır.

11 Haziran 2017 Pazar

KATAR KATAR GELİR, KATAR YARDIMI, Abdullah Çağrı ELGÜN

KATAR KATAR GELİR, KATAR YARDIMI
Abdullah Çağrı ELGÜN
Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn Libya, Birleşik Arap Emirlikleri, Maldivler, ondan fazla ülkenin ilişkilerini kestiği KATAR’a yaptırımlar başladı
Osmanlı Türkiyesi’nin Katar’ı, 1915 yılında İngilizler’in işgaline uğradı. Katarlılar, Osmanlı Türkiyesi içerisinde 1916 yılına kadar kalabildiler.
İngilizler’in Birleşik Arap Emirliklerinin Konfederasyonun içinde yer almasını teklifine karşı çıktı. Bunun üzerine 1918’de Katar, tek başına bağımsızlığını ilan etti.  Modern KATAR’ın kurucusu, Kasım El Sani önderliğinde, 1971’de bağımsızlığın da verdiği bir güçle Katar’da, doğalgaz ve petrol rezervleri (1940) keşfedilip işlenerek zengin bir devlet haline geldi.
Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Seyfullah KORKMAZ bana gönderdiği bir yazıda diyor ki: “Niye mi Katar Katar diye inliyorum? Oralar bizimdi. İnsanları kardeşimizdi. Bir ayak oyunlarına kurban gittiler. Ben Refik KORALTAN’ın Hatıraları’nda okudum. Atatürk diyor ki: “Biz güçlenip etrafımıza bakar hale geldiğimizde, bizden İngiliz oyunları ile koparılıp ayrılan Arap kardeşlerimizle, üçüncü kol ile ilgilenip onları uyandıracağız. Onları tam bağımsızlıklarına kavuşturunca kurulacak olan İslâm Birliğini hayal ettikçe heyecanlanıyorum.” Atatürk’ün bu sözleri nerede mi? Devletin Kırmızı Kitabının olduğu yerde…”Seyfullah Kardeşim böyle yazmış ve dahası var… Onu başka zaman anlatacağım.
Katar her fırsatta Türkiye’ye olduğu gibi Müslüman Kardeşler ve HAMAS’a da sahip çıktı. Bugün, Ortadoğu’da ABD çıkarlarına karşı çıkan KATAR’a, ABD, TERÖRE DESTEK verdiği iddiasını ortaya atarak, her türdeki yaptırımlar ile ablukaya aldı. Amerika’nın yeni başkanı Donald Trumpun Suudi Arabistan’ı ziyaret etmesinin ardından, Katar’ın bitirilmesi için düğmeye basıldı.
Katar, Osmanlı Türkiyesi’nin sadık bir teb’ası ve Müslüman kardeşimiz olduğu gibi, İmparatorluğun yıkılmasından sonra da Türkiye ile çok iyi ilişkiler içerisinde oldu.  Rusya krizinde Katar: “Türkiye’ye en ucuz gazı ben veririm.” diyerek büyük bir cesaret ve kardeşlik örneği gösterdi.
KATAR, küçük bir devlet olmasına rağmen dünyanın en zengin en refah ve gelir düzeyi en yüksek olan devletlerdendir. Erkeklerin nüfus oranı kadınlardan çok fazladır. Bunun sebebi oraya işçi olarak gelenlerin tamamının erkek olmasından kaynaklanmaktadır. Katar, Türkiye’ye yaptığı büyük yatırımlarla hem ülkemiz ekonomisini hem de Türkiye’ye destek verdi.  Türkiye’nin her zor ve en zor zamanlarında yanında yer alan, en cesur Müslüman kardeşimiz olmuştur.
Suutlar, Katar’ı nüfuslarına bir türlü katamadılar ve bunu da hiç bir zaman hazmedemediler. ABD başkanı Donald Trump’un Suudi ziyareti sonrasında, Suutlar, Katar’a yaptırımları uygulamaya koydu. Katar, Mısır’a Suriye’e ve Suidi Arabistan’a rağmen Türkiye’nin her zor zamanlarında yanında yer almayı tercih etti. Katar’dan sonra yaptırımların Türkiye’ye geleceği konusundaki uzman görüşleri yer almaktadır. Bugün Katar, Türkiye’ye verdiği desteğin bedelini ödemektedir.
Böyle olunca bizim teklifimiz: “KATAR’I “BİRLEŞİK TÜRKİYE” NİN SANCAK BEYLİĞİ YAPALIM.” Bu da olmazsa kabul ederlerse fahri de olsa 82 vilayetimiz olarak teklifte bulunalım…

IRAK ve BARZANİ
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, PKK-PYD’yi tercih ederek, Türkiye ile yakınlaştığı için ABD’nin tepkisini çekmektedir. Bu sebeple Barzani’yi köşeye sıkıştırmayı düşünen ABD’ye karşı Barzani, masada Rusya kartını gösterdi.
Barzani, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi sınırları içindeki petrol sahalarının arama, işletme ve pazarlaması konusunda, Rus petrol şirketi Rosneft, doğalgaz sahaları için de Gazprom ile 50 yıllığına bir anlaşma yaptı. Barzani, Ruslarla yapılan eşit ortaklığa “Evet!” dedi. (ww.yeniakit.com.tr/haber/dunyanin-en-zengin-ulkesi-katar-hakkinda-sasirtan-11-bilgi-343086.html)
İKTİDARLAR ve DİN
Hangi iktidar din sömürüsüne dayanmış yıkılmıştır.
1949’da CHP iktidarı Din derslerinin mecburi olmasını kabul etti. Bol bol İmam Hatip Lisesi yaptırdı. Gerçekte dini çok mu seviyordu?  Halkı din üzerinden istismara kalkıştı. Ne oldu? Yıkılıp gitti.
Saidi Nursi Menderes’e: “Ayasofya’yı aç darbeden kurtul!” diyordu. İnönü bağırıyor, “Menderes demokrat olan Said Nursi’ye, seçim propagandası için bir araba kiralamış. Onunla Said Nursi’yi gezdiriyor diye bağırıyordu. (http://www.risalehaber.com/said-nursiden-basbakana-ayasofyayi-ac-darbeden-kurtul-235612h.htm) Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden Said Özdemir: “Said Nursi'nin darbeyi önlemek için Menderes'e, iki tavsiyede bulunduğunu söyledi.”:  "Ey Menderes senin başına bir felaket geliyor. Bu felaketi iki büyük sadaka ile def edebilirsin. Birisi: Risale-i Nur, imanları kurtardığı için büyük bir sadaka olarak kabul edilir. Onları bolca neşret. İkincisi: Ayasofya'yı yeniden ibadete aç. Bu iki şeyi yap, bunlar seni beladan kurtaracak." 
1957’de DP Menderes: Said Nursi’nin Cübbesini Bayrak Yaptı. Gerçekten İslâm dinine hizmet mi, dini iktidar hırsına alet ve istismar mı ? Ne oldu? Yıkılıp gitti.
1960’ların ortalarında Süleyman DEMİREL: Nurcuların, Tarikatların, Süleymancılarla yakınlaştı, onların sakallarını okşadı. Ne oldu? Yıkılıp gitti.
1983’lerde iktidara gelen Turgut ÖZAL: Bütün bir milleti Hac’ca götürmek için Haç Seferleri düzenlemeye ve Adıyaman başta olmak üzere Yeni Kapı ve diğer bütün Cemaatleri Köşke davet ederek, iftar verip arka kapıdan uğurluyordu… Gerçekten İslâm dinine mi hizmet ediyordu?.. Yoksa dinî liderlerden istifa, dini istismar ile iktidar koltuğunda daha fazla mı kalmak mı istiyordu?..   ANAP önce yüzde yirmilere doğru geriledi,  daha sonra da yıkılıp gitti.
Kim ki bu yüce dini, gerçek hizmetin dışında, kendi emel ve arzuları doğrultusunda kullandı ise asla iflah olmamıştır… Elinde Kur’an siyaset meydanlarında nutuk atan bugünkü siyasilerin  sonu da bunlardan farksız belki de daha hazin alacaktır. Allah’ın Âlemlere, alem salkımlarına; Kâinatlara, kâinat salkımlarına; Evrenlere, Kübik, Pirizmal, Santrifüj Evrenlere ve Bütüne, Nizam, Sistem, Düzen ve Lâ Mekana indirdiği kaide ve kuralları kim çiğner ve bunu kendi çıkarlarına âlet eder ve ona dinî bir kılıf uydurursa ALLAH’ın GAZABINDAN KURTULAMAMIŞTIR… Bunlar, Kuran’daki âyet ve delillerle sabittir.   
1983 rakamlarına göre Diyanet İşlerinde Başkanlığında 46.bin personel yer alıyor. Bunun 23 bini ilkokul mezunu. Peki o zaman Bu kadar fakülte enstitü ve İmam Hatip Liseleri ne için kurulmuştur?.. Niçin o kadar  yıl boyunca eğitilmiş olduğu dalda hizmet vermez? İmam ve Hatip olmazlar?..  Bu Fakülte ve Enstitüler ne işe yarıyorlar?  Bakın ne işe yaradıklarına: Bunlar Hukuk Fakültelerine gidip savcı ve hakim oluyorlar. Bunlar Siyasal Bilgiler Fakültelerine gidip Kaymakam oluyorlar.
Yapılan bir araştırma Kaymakam yetiştiren Bölümlerin öğrencilerinin yüzde 41’nin İlahiyat kökenli olduğunu ortaya koyuyor. Bu nasıl oluyor?.. Hukuk Fakültesi Mezunu olup da daha önce İmam Hatip mezunu olanlara BURS veriyorlar. Burs verilen öğrenciler de sınavsız savcı ve yargıç oluyorlar.
2000 yılına geldiğimizde:

Vali İlahiyat Fakültesi Mezunu
Emniyet Müdürü İslam Enstitüsü mezunu
Kaymakam İmam Hatip Lisesi Mezunu olduğunu görüyoruz.
Olmasın mı? Olsun! Dini bütün, samimi dindarlardan kim korkacak?. Allah’ı bilen adaleti Kura’na göre uygulayandan kim korkar? Öyle olmadığını bugün Pazar, 11 Haziran 2017 tarihine gelinceye kadar devlet ve millet olarak geçirdiğimiz bunca musibetten sonra anlayabildik…  
Madem İlahiyat Fakültesi, İslam Enstitüsü ve İmam Hatip Lisesi Mezunları Vali, Kaymakam ve Emniyet Müdürü oluyorlar, o zaman: tıp fakültesi mezunları gazetecilik, edebiyat fakültesi mezunları da kendi işlerini yapmayı bırakıp doktor olarak atansınlar. Et ve süt ürünleri bölümlerinden mezun olan Ziraat Mühendisleri de genel cerrah, kulak, burun, boğaz, göz, doktoru olabilirler. Berberler ve terziler öğretmen, Sanayideki zanaatkârlar da öğretim görevlisi olarak iş bulabilirler… Madem bu okullar bu işi yapamıyorlar ve bu işe yaramıyorlar, biz bu enstitü ve fakülteleri kapatalım veya adlarını değiştirelim daha iyi olmaz mı?.. İmamlar da ilkokul mezunu olarak kalmaktan ve kulaktan dolma bilgilerle kalmaktan kurtulur, yüksek bir eğitim görmüş olarak millete daha iyi hizmet vermeye devam ederler.
Niçin cahil kaldığımız gelişmemiş devletler kategorisinde olduğumuz anlaşılmıyor mu?  
Ey ilgili ve bilgililer!.. Her meslek sahibi, kendi işini yapmalı. Ne için eğitilmiş ise o dalda, o branşta faaliyet göstermeli. Böylece, insanını, milletini, vatanını en çok seven; işini en iyi yapan ve en başarılı insan olacaktır. Halk bilgi yüklü, aydınlanmış olduğu için de ülkede  böyle kargaşalar olmayacaktır. 
ATATÜRK ve DİN
“Türk milleti bütün sadeliği ile dindar olmalıdır.”  Diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün Annesi, Zübeyde Hanımdır. Zübeyde Hanım asıl adı Molla Zübeyde’dir. Balkanlarda Ünlü Bektaşi Şeyhi Rıfat Efendi’nin Mürididir. 
On iki (12) İmam’dan biri olan Ali Rıza’nın adını, babası oğluna İmam ı Rıza’ya ithafen veriyor. Böylece Mustafa Kemal’in babasının adı İmam ı Rızaya ithafen Ali Rıza oluyor. İşte Atatürk’ün babası, bu zat ı muhterem Ali Rıza Efendi’dir.
Mustafa Kemal, yedi yaşında Kuran’ı hatmediyor. Sekiz yaşında, Hafız ı Kelam oluyor. Mustafa Kemal, zamanın en güçlü Hafızı, Yaşar Efendi’nin dizinin dibinde Kuran’ı öğrenerek Hafız ı Kelam olma payesini kazanıyor.  
Balıkesir Nasrullah Cami’inde 60 sayfalık Hutbe icra ediyor. İstiklâl Mücadelesinin kararını Hacı Bektaşî Dergahı’nda Cemalettin Çelebi Efendi’nin yanında alıyor. İstiklâl Mücadelesine katılmaya ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına bu Bektaşî Dergahı’nda karar veriyor.
ATATÜRK’e dinsizlik yakıştırmasını yapanların çoğunun, İslâm dini ile alâkaları, haberleri dahi yoktur.
Atatürk’e dinsiz diyen, Ona iftira atan Osmanlıyı yıkanlardan biri olarak gören bu ahlâk yoksunlarına bakınız… “H.Nihal ATSIZ’ın şu şiiri bu durumu çok güzel izah ediyor : Bir kemiğin ardın saatlerce yol giden; itler bile gülecek…” Vatanın her karış toprağını yabancılara peşkeş çekmiş, kiralamış veya satmış, aldıkları ihalelerle Haliç’te Boğazda yalı ve villa almış; “kamu arazilerini, dağ ve taşlardaki maden tapularını üzerlerine geçirmiş, TC’yi silmiş, Türklüğü inkar etmiş, dolarları evlerine ve villalarına balya balya yığmış” olan yandaş yalakalar vatansever; Atatürk ise hain öyle mi?.. Pazar, 11 Haziran 2017
KAYNAKLAR:
1. http://www.cografya.gen.tr/siyasi/devletler/katar.htm
2. http://www.aljazeera.com.tr/ulke-profili/ulke-profili-katar
3.ww.yeniakit.com.tr/haber/dunyanin-en-zengin-ulkesi-katar-hakkinda-sasirtan-11-bilgi-343086.html
4.https://onedio.com/haber/gundemin-merkezindeki-katar-hakkinda-bilgi-sahibi-olmak-icin-ogrenmeniz-gereken-14-sey-773421
5.http://www.yeniakit.com.tr/haber/dunyanin-en-zengin-ulkesi-katar-hakkinda-sasirtan-11-bilgi-343086.html
6.Haydar BAŞ’ın masabaşı konuşmaları, Ankara, 2017
7.http://www.risalehaber.com/said-nursiden-basbakana-ayasofyayi-ac-darbeden-kurtul-235612h.htm
8.http://www.sorularlasaidnursi.com/dp-iktidari-said-nursi-ve-yirmiyedi-mayis-ihtilali/
9.http://www.yeniakit.com.tr/kimdir/Turgut_%C3%96zal
10.Dr. Devlet BAHÇELİ grup konuşmaları yazılı tebliği, 2016