3 Temmuz 2018 Salı

SEÇİM ve SONRASI, Abdullah Çağrı ELGÜN


SEÇİM ve SONRASI
Abdullah Çağrı ELGÜN

"İYİ PARTİ",  MHP'den ayrılan muhalifler tarafından kuruldu. Muhalifler TÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, ÜLKÜCÜ ve İDEALİST INSANLARDI… Ülkücüler, Başbuğlarının vefatından sonra, MHP’nin liderliğine seçilmiş (6 Temmuz 1997), Dr. Devlet BAHÇELİ’nin partisini iktidara taşıyamamış olmasına, içten içe kızıyor ve bu itiraz günden güne büyüyordu.  
MHP'nin bu hantal, uyuşuk, müzmin, iktidarsız; yirmi bir (21)yıldır, İKTİDAR OLMAYA AYAK DİREYEN ve DİRETEN:; fakat hâlâ genel başkanlıktan vaz geçmeyen tavrından, teşkilat ve üyeleri arasındaki memnuniyetsizlerin sayısı, bir çığ gibi büyüdü.
Dr. Devlet BAHÇELİ buna aldırmıyor, yönetime baş kaldıranlar ve biraz ileri gidenlerin yönetimdeki görevine son veriyor, hatta parti disiplin kurulu vasıtasıyla üyeliklerini sonlandırabiliyordu…
BAHÇELİ, kendisine sunulan Başbakan Yardımcılığı, Başbakanlık, hatta Cumhurbaşkanlığı tekliflerini, defalardır reddetmiş, “HAYIR!..” diyen tavrında, direttikçe diretiyordu.  Halbuki kırk yıllık bir davanın mensuplarının: sakalları ağarmış, kimileri ebediyete intikal etmiş, kimi o devir gençlerinin yaşı: atmış beş, yetmişi çoktan geçmişti…
İKTİDAR olarak devlete hakim olmak, Ülkücülerin görevi, hakkı hem de onun nimetlerinden gelecek mükafatlara sahiplenmek tabii haklarıydı...
Ülkücüler, vatana olan bedeli fazlasıyla ödemiş, idam sehpalarında can vermiş, tek hücrelik koğuşlarda işkenceden işkenceye maruz kalmış, Yusufiye Medreselerinde yıllarca çile çekmiş, işkencelere maruz kalmış, vatan için giriştiği mücadelede bu bedeli hakkıyla ve fazlasıyla ödemişti... Onun için iktdar olmak, yıllarca, çilesini çektikleri davalarının gerektirdiği plan ve projeleri uygulamak istiyorlardı... 
Dr. Devlet BAHÇELİ ise ülkücüleri iktidar yapmamak; fakat büyük partilerin koltuk değneği ve parasız pulsuz destekçisi yapmak için adeta anlaşmış görünüyordu. Ülkücüler, iktidara hazır olmadıklarını defalarca telaffuz ettiler.. Yirmi bir(21) yıllık BAHÇELİ yönetiminde, az buçuk iktidarın kıyısından köşesinden tutmuş olsa bile, bu durum, Ülkücü yiğitlere büyük dava sahiplerine kafi değildi. Bu sebeple, lideri bulunduğu partiyi, iktidar yapmamak için direnen ve dahi direten Bahçeli’ye karşı sıkılmış bir yumruk, azgın bir bakış, sert ve dik bir duruşla baş kaldırdılar…
Böylece, MHP teşkilatı içerisinde baş kaldırmalar, yönetimden istifalar ve Dr. BAHÇELİ’nin liderliğine karşı konuşmalar, tartışmalar ve teşkilatın bizzat genel başkan yardımcılarınca isyanlar, ve televizyon açıklamalarıyla ve istifalar başladı. Bunun üzerine yeni lider arayışları ve adayları ortaya çıktı: Ümit ÖZDAĞ, Sinan OĞAN, arkasından, Dr. Seyfi ŞAHİN, Dr Mesut TÜRKYAR, Meral AKŞENER, Koray AYDIN, ve daha bir çok isimler adaylıklarını açıklayarak dönem dönem genel başkan aday oldular...   Bunlar içerisinde son kongreye kadar Ümit ÖZDAĞ, Sinan OĞAN, Meral AKŞENER, Koray AYDIN, Özcan YENİÇERİ, Yusuf HAŞLAÇOĞLU, başı çekerek bütün imkansızlıklara ve engellemelere rağmen  MHP teşkilatlarını "Tüzük Kongresi" yapmaya çağırdılar. Bu kongreye toplam: 824 delege, kimi söylentilere göre de 1200 delege katıldı...

BAHÇELİ,  kongreye, kongrede alınan kararlara ve tüzük değişikliğine de karşı çıkarak Ankara Cumhuriyet Savcıları'nın vermiş olduğu kararı, Hükümetin de desteği ile Sivas/Şarkışla İlçesinin Cumhuriyet Savcılığından alınan bir kararla bozdurdu...
Düşününüz bir kere, koca ülke Türkiye/Ankara, başkent savcılarının verdiği ve doğru bulduğu bir kararı, ufacık ilçeden (Sivas/Şarkışla) çıkan deneyimsiz bir savcı bozabilir mi?... "Korsan Kurultay” benzetmesiyle, bu kurultayı ve kurultay taraftarlarını, teşkilattaki görevlerinden uzaklaştırarak MHP’yi kendi direktifine aldı.
MHP'den atılan; disiplin kurulu vasıtasıyla uzaklaştırılan Ülkücüler,  İYİ PARTİ adıyla bir araya geldiler.  MHP’nin içinden ayrılarak İYİ Parti’yi kurmuş olan bu Ülkücülere her yönden çamur atmaktan geri kalmayanlar oldu:  “Bunların alayı da FETÖcü!..”  FETÖ'ye su taşıyorlar...
AKŞENER liderliğinde partileşen, büyük bir grup Ülkücüler, halk arasında da büyük bir rağbet ve karşılık bulmuştur.  Akşener, ilk zamanlarda kuruluş amaçları doğrultusunda Türkçü, Ülkücü Milliyetçi, Atatürk ilke ve inkılaplarını özümsemiş Cumhuriyetçi söylemleri ile çok büyük kalabalıkları arkasına almıştı… Seçimlerin öncesinde teşkilatlanma, teşkilatlarda görev verdiği kişi ve yöneticilerin seçimi ve millet vekilliği adaylarının belirlenmesinde, seçim beyanatları ve seçim sonuna doğru söylemlerinde sergilediği tavırlarla partiyi, MİLLİYETÇİ, ATATÜRKÇÜ, CUMHURİYETÇİ, TÜRKÇÜ ve ÜLKÜCÜ, olmaktan çıkarıp " Merkez Sağ" yapmak istediği anlaşıldı…
Geçmişe gidildiğinde, bugüne kadar iktidar olan ve iktidarlıklarından şikayetçi olunan ve hatta, bir tanesinin başbakanı idam edilerek asılan Adnan MENDERES dahi “Merkez Sağ” partinin lideri olduğu anlaşılır...
Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye’yi kuran Türk halkına "Türk Milleti" denir. Bu "Türk Milleti",  Kurtuluş Savaşı'nda ve büyük önder Mustafa Kemal Atatürk döneminde olduğu gibi ülkesinin yönetimini de kendisi üstlenmek ve kendisi gibi millî ve yerli Türkçü, Milliyetçi, Atatürkçü ve Ülkücü, "Türk Milleti" olmak istemektedir.
“Merkez Sağ”partiler ise ülke yönetimini milî ve yerli sermayeyi Batı'ya, yabancı sermaye ve şirketlerine bağımlı kılmış, hatta onun emrine vermişti. Bunu başta bulunan AKP hükümeti de en aşırı bir şekilde uygulamış olmakla ekonomi çökmüş, faizler yükselmiş, Dolar ve EURO alıp başını gitmişti. Dövizle yapılan dış borç,  800.Milyarr Dolar'a ulaşmış, sanayici ve esnaf gırtlağına kadar borçlanmış, hükümetin bu gidişine itiraz etmekte ve şikayette bulunmakta idi. Bu sebeple iktidar eden hükümet, süresinin dolmasına henüz on yedi ay(17) var iken ve her istediğini yapabilecekken, erken seçim talep ediyor; ve erken seçime gidiliyordu…
Merkez Sağda bir çok parti zaten var; ve en büyüğü de AKP iken, bu oluşum Merkez Sağ adı altında (İYİ PARTİ) puan alamazdı...  Böyle bir bulvarda yer kapmak beyhudeydi; fakat ilk durumda bu MHP'den ayrılarak partileşen ÜKLÜCÜ GRUP tarafından anlaşılamadı. Halk da bunu anlayamadı; ancak yeni bir parti olduğu ve kendisi gibi Türkçü, Milliyetçi, Atatürkçü ve Cumhuriyetçi olduğu için halktan destek bulmuş ve iyi bir rüzgar yakalayarak iktidara koşuyordu… Bu ekip, ESKİ ÜLKÜCÜLER ZANNEDİLİYORDU...
Halkın ihtiyacı “AKP, (Merkez Sağ)”ile yeteri kadar zaten karşılanmış; fakat halkın büyük çoğunluğu, bu tarz yönetim tarzından şikayet ile yeni arayış ve beklentilere yönelmişti…  AKP'den kurtulmak istiyor ve bir alternatif  ve yeni bir güç arıyordu  İşte tam da o sırada bir şans ortaya çıktı ki bu şansı ve müjdenin adı İYİ Parti idi.
Bu Cumhuriyeti kuran asıl unsur: Atatürk ve silah arkadaşları dahil TÜRK HALKIDIR... Doldurulması gereken boşluk Türklük, Milliyetçilik, Cumhuriyetçiliktir...
"Merkez Sağ" değildir; çünkü Meral Hanım da  “Merkez Sağ"cı olmak istemektedir...  Burada bir boşluk olmayıp, yerini bir çok parti olmak üzere AKP yeteri kadar, hatta fazlası ile doldurmaktadır.
Halk bu "Merkez Sağ" oluşumdan, söylemlerden, yapılan savurgan icraattan ve ülkenin bütün kaynaklarının yabancı sermaye ve mallarına tesliminden sıkılmıştır...
Halk, ülke genelinde, elindeki avucundaki, varı yoğu bu parti tarafından alınmış, yağmalanmış, savurulmuş; memleket ve millet kaynaklarının vurgun ve talancılara peşkeş çekildiğini izliyor, görüyor ve anlıyordu… Bu sebeple İYİ PARTİ'ye kucak açıyor, onu bir şans ve gelecek güzel günlerin müjdecisi olarak görüyor, ona ve ekibine gösterilen engellemeleri, zorlukları görmeseler de ârifce ve izanıyla kavrıyor ve tam destek veriyordu… 
Öyle olmadı!.. Halkın bir kısmı, bu gidişatın diğerinden farklı olmadığını İYİ Partinin yaptığı çıkış ve beyanatlar ile anlayıverdi... Bu da "Merkez Sağ" dedi... Tanımadığımla yola başlamak yerine, tanıdığımla devam etmeliyim. “Bildik, tanıdık Şeytan, bilmedik, tanımadık insandan yeğdir.” dedi.
İYİ PARTİ, BÜYÜK ANADOLU OTELİ’NDE TÜZÜK KONGRESİ’NDE YAKALADIĞI RÜZGARI, İNSAN SELİNİ KUCAKLAYAMADI...
Üstelik taa başından bu yana kendisini destekleyerek her türdeki zorluklara birlikte göğüs geren Türkçü, milliyetçi ve Ülkücü grubu dışladı. iktidara aç,  dava ve misyon ustaları, duayenleri, Ülkücü olmasa bile başka parti, başka teşkilat, vakıf, dernek ve konfederasyondan bu partiye akın etmiş halk filozofları, duayenler, ârif ve âlimleri teşkilatına yerleştirmede, kadrolaşmada, teşkilatlarının başına getirmede: ilçe ve il teşkilatlanmalarında, iştişare kurulları oluşturma, İhtiyar Heyeti, Danışma Kurulları ve dahi Milletvekilliği sıralamasında, ya saf dışı bıraktı  veya çıkamayacakları yerlere dağıttı. İllerde belirlenen adayların çoğunluğu: halkça hiç bir karşılığı olmayan, kişilerden oluştu. Bu partiyi kuranlar ve ilk hareketi başlatan Ülkücülerce de, umulan ve beklenilen olmadı... Bu sebeple İYİ PARTİ Genel Başkanı AKŞENER, hem kendisi hem de partisi bu seçimde iktidar olmak fırsatını kaçırdı...
Türkçülük ve Milliyetçilik yolu, dünyanın bütün ülkelerince kayıtsız şartsız kabul edilmiş ATATÜRK YOLUYDU...
AKŞENER, ya bu anlayışı ( Merkez Sağ) ile değiştirecek veya ATATURK ÇİZGISINDEN ASLA SAPMAYAN TÜRK, TÜRKÇÜLÜK ve MİLLİYETÇİLİK, ÜLKÜCÜLÜK ANLAYIŞI ile MHP'den ayrılarak bir araya gelmiş idealistlere tavır alacaktı.
Bugün, ÜLKÜCÜLER için tek bir yuvada bütünleşmek, mümkün mü?  İYİ PARTİ, BBP ve MHP tekrar yan yana gelebilecek, hiç olmazsa Mecliste bütünleşebilecek mi; veya yeni bir oluşum İYİ PARTİ’de birleşebilecekler mi?
ÜLKÜCÜLER, "Türk Milliyetçiliği, ülkücülük,  ATATÜRKÇÜLÜK ve CUHMURİYETÇİLİK "  görüşünü ısrarla savunmaktadırlar...
İYİ Parti'yi yönetenler, (Büyük Anadolu Otelini ve yollarını taşıran) bu yığınların ruhunu ve düşüncesini anlamalıdırlar…

İYİ PARTİ, Türkçü Milliyetçi bir söylem ile yola çıkmış olmasına rağmen, devamını sağlayamamıştır...
Atatürk"ün çizdiği ve Ülkücülerin de benimsediği bu çizgiden ayrılarak, İYİ PARTİye akın etmiş ÜLKÜCÜ; ve MHP'lilerin de oyunu alarak toparlayıcı olamamış, BÜYÜK ANADOLU OTELİNE AKAN İNSAN YIĞINLARI ve SELİNIN oyunu sahiplenememiş, bu oyları MHP'ye tekrar döndürmüş, “görünen delil ve eldeki belgelere göre MHP, bitmesi gerekirken, oyunu artırmış” İYİ PARTİ, daha çiçek açmadan güllerini soldurarak MHP karşısında çıkardığı milletvekileri sayısıyla, MAĞLUP; ilk defa çıkan bir parti olarak barajı aşarak GALİP  OLMUŞTUR...
İYİ PARTİ,  daha  başarılı olmak istiyorsa, ilçe ve il teşkilatlanmalarını zaman geçirmeden yeniden yapılandırmalı, illlerde halkça karşılığı olan, konu ile ilgi deneyimli, tecrübeli ve halkın sevgi ve teveçcühünü kazanmış, varlık sahibi kişileri bünyesine katmayı başaracak teşkilat yöneticilerine,  teşkilatında ve teşkilatlanmada mutlak yer vermeli ve çok sıkı bir üye kaydı ile il ve ilçelerin denetimine giderek bugünkü durum için de kendini sorgulamalıdır…
KAYNAKLAR:
1.http://www.gazetevatan.com/mhp-de-kurultay-krizinde-son-durum--945176-gundem/
2.http://www.iha.com.tr/haber-mhp-icin-tarihi-gun-559157/
3.https://www.google.com.tr/search?q=B%C3%BCy%C3%BCk+ANadolu+Otelindeki+MHP+KURULTAY%C4%B1&safe=off&tbm=isch&tbs=rimg:CQaW9kia_1xGSIjihszFK5UJ0z0TtKPhtqVhdeejwr0kRoYEwZvtFGVsz3YBGNOFLfMWc_1atnKP7TKkXutZkGwKaoRyoSCaGzMUrlQnTPEXJCMx2y0Z4vKhIJRO0o-G2pWF0Ryo9hRtIxaxIqEgl56PCvSRGhgRGYTPY3RYMSwCoSCTBm-0UZWzPdEV-ZdTU3Pr76KhIJgEY04Ut8xZwRQPUAoNOV76AqEgn9q2co_1tMqRRET1I6ZacopfioSCe61mQbApqhHEbZIERKV4_16R&tbo=u&sa=X&ved=2ahUKEwij9oCn3ILcAhXQmLQKHb3wBnUQ9C96BAgBEBs&biw=1680&bih=868&dpr=1
4.https://www.superhaber.tv/mhpden-tuzuk-kurultayi-iptal-karari-aciklamasi-asil-niyetleri-partiyi-teslim-almakti-haber-59140
5.http://www.karar.com/gundem-haberleri/mhpde-olaganustu-gun-123806