11 Haziran 2017 Pazar

KATAR KATAR GELİR, KATAR YARDIMI, Abdullah Çağrı ELGÜN

KATAR KATAR GELİR, KATAR YARDIMI
Abdullah Çağrı ELGÜN
Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn Libya, Birleşik Arap Emirlikleri, Maldivler, ondan fazla ülkenin ilişkilerini kestiği KATAR’a yaptırımlar başladı
Osmanlı Türkiyesi’nin Katar’ı, 1915 yılında İngilizler’in işgaline uğradı. Katarlılar, Osmanlı Türkiyesi içerisinde 1916 yılına kadar kalabildiler.
İngilizler’in Birleşik Arap Emirliklerinin Konfederasyonun içinde yer almasını teklifine karşı çıktı. Bunun üzerine 1918’de Katar, tek başına bağımsızlığını ilan etti.  Modern KATAR’ın kurucusu, Kasım El Sani önderliğinde, 1971’de bağımsızlığın da verdiği bir güçle Katar’da, doğalgaz ve petrol rezervleri (1940) keşfedilip işlenerek zengin bir devlet haline geldi.
Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Seyfullah KORKMAZ bana gönderdiği bir yazıda diyor ki: “Niye mi Katar Katar diye inliyorum? Oralar bizimdi. İnsanları kardeşimizdi. Bir ayak oyunlarına kurban gittiler. Ben Refik KORALTAN’ın Hatıraları’nda okudum. Atatürk diyor ki: “Biz güçlenip etrafımıza bakar hale geldiğimizde, bizden İngiliz oyunları ile koparılıp ayrılan Arap kardeşlerimizle, üçüncü kol ile ilgilenip onları uyandıracağız. Onları tam bağımsızlıklarına kavuşturunca kurulacak olan İslâm Birliğini hayal ettikçe heyecanlanıyorum.” Atatürk’ün bu sözleri nerede mi? Devletin Kırmızı Kitabının olduğu yerde…”Seyfullah Kardeşim böyle yazmış ve dahası var… Onu başka zaman anlatacağım.
Katar her fırsatta Türkiye’ye olduğu gibi Müslüman Kardeşler ve HAMAS’a da sahip çıktı. Bugün, Ortadoğu’da ABD çıkarlarına karşı çıkan KATAR’a, ABD, TERÖRE DESTEK verdiği iddiasını ortaya atarak, her türdeki yaptırımlar ile ablukaya aldı. Amerika’nın yeni başkanı Donald Trumpun Suudi Arabistan’ı ziyaret etmesinin ardından, Katar’ın bitirilmesi için düğmeye basıldı.
Katar, Osmanlı Türkiyesi’nin sadık bir teb’ası ve Müslüman kardeşimiz olduğu gibi, İmparatorluğun yıkılmasından sonra da Türkiye ile çok iyi ilişkiler içerisinde oldu.  Rusya krizinde Katar: “Türkiye’ye en ucuz gazı ben veririm.” diyerek büyük bir cesaret ve kardeşlik örneği gösterdi.
KATAR, küçük bir devlet olmasına rağmen dünyanın en zengin en refah ve gelir düzeyi en yüksek olan devletlerdendir. Erkeklerin nüfus oranı kadınlardan çok fazladır. Bunun sebebi oraya işçi olarak gelenlerin tamamının erkek olmasından kaynaklanmaktadır. Katar, Türkiye’ye yaptığı büyük yatırımlarla hem ülkemiz ekonomisini hem de Türkiye’ye destek verdi.  Türkiye’nin her zor ve en zor zamanlarında yanında yer alan, en cesur Müslüman kardeşimiz olmuştur.
Suutlar, Katar’ı nüfuslarına bir türlü katamadılar ve bunu da hiç bir zaman hazmedemediler. ABD başkanı Donald Trump’un Suudi ziyareti sonrasında, Suutlar, Katar’a yaptırımları uygulamaya koydu. Katar, Mısır’a Suriye’e ve Suidi Arabistan’a rağmen Türkiye’nin her zor zamanlarında yanında yer almayı tercih etti. Katar’dan sonra yaptırımların Türkiye’ye geleceği konusundaki uzman görüşleri yer almaktadır. Bugün Katar, Türkiye’ye verdiği desteğin bedelini ödemektedir.
Böyle olunca bizim teklifimiz: “KATAR’I “BİRLEŞİK TÜRKİYE” NİN SANCAK BEYLİĞİ YAPALIM.” Bu da olmazsa kabul ederlerse fahri de olsa 82 vilayetimiz olarak teklifte bulunalım…

IRAK ve BARZANİ
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, PKK-PYD’yi tercih ederek, Türkiye ile yakınlaştığı için ABD’nin tepkisini çekmektedir. Bu sebeple Barzani’yi köşeye sıkıştırmayı düşünen ABD’ye karşı Barzani, masada Rusya kartını gösterdi.
Barzani, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi sınırları içindeki petrol sahalarının arama, işletme ve pazarlaması konusunda, Rus petrol şirketi Rosneft, doğalgaz sahaları için de Gazprom ile 50 yıllığına bir anlaşma yaptı. Barzani, Ruslarla yapılan eşit ortaklığa “Evet!” dedi. (ww.yeniakit.com.tr/haber/dunyanin-en-zengin-ulkesi-katar-hakkinda-sasirtan-11-bilgi-343086.html)
İKTİDARLAR ve DİN
Hangi iktidar din sömürüsüne dayanmış yıkılmıştır.
1949’da CHP iktidarı Din derslerinin mecburi olmasını kabul etti. Bol bol İmam Hatip Lisesi yaptırdı. Gerçekte dini çok mu seviyordu?  Halkı din üzerinden istismara kalkıştı. Ne oldu? Yıkılıp gitti.
Saidi Nursi Menderes’e: “Ayasofya’yı aç darbeden kurtul!” diyordu. İnönü bağırıyor, “Menderes demokrat olan Said Nursi’ye, seçim propagandası için bir araba kiralamış. Onunla Said Nursi’yi gezdiriyor diye bağırıyordu. (http://www.risalehaber.com/said-nursiden-basbakana-ayasofyayi-ac-darbeden-kurtul-235612h.htm) Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden Said Özdemir: “Said Nursi'nin darbeyi önlemek için Menderes'e, iki tavsiyede bulunduğunu söyledi.”:  "Ey Menderes senin başına bir felaket geliyor. Bu felaketi iki büyük sadaka ile def edebilirsin. Birisi: Risale-i Nur, imanları kurtardığı için büyük bir sadaka olarak kabul edilir. Onları bolca neşret. İkincisi: Ayasofya'yı yeniden ibadete aç. Bu iki şeyi yap, bunlar seni beladan kurtaracak." 
1957’de DP Menderes: Said Nursi’nin Cübbesini Bayrak Yaptı. Gerçekten İslâm dinine hizmet mi, dini iktidar hırsına alet ve istismar mı ? Ne oldu? Yıkılıp gitti.
1960’ların ortalarında Süleyman DEMİREL: Nurcuların, Tarikatların, Süleymancılarla yakınlaştı, onların sakallarını okşadı. Ne oldu? Yıkılıp gitti.
1983’lerde iktidara gelen Turgut ÖZAL: Bütün bir milleti Hac’ca götürmek için Haç Seferleri düzenlemeye ve Adıyaman başta olmak üzere Yeni Kapı ve diğer bütün Cemaatleri Köşke davet ederek, iftar verip arka kapıdan uğurluyordu… Gerçekten İslâm dinine mi hizmet ediyordu?.. Yoksa dinî liderlerden istifa, dini istismar ile iktidar koltuğunda daha fazla mı kalmak mı istiyordu?..   ANAP önce yüzde yirmilere doğru geriledi,  daha sonra da yıkılıp gitti.
Kim ki bu yüce dini, gerçek hizmetin dışında, kendi emel ve arzuları doğrultusunda kullandı ise asla iflah olmamıştır… Elinde Kur’an siyaset meydanlarında nutuk atan bugünkü siyasilerin  sonu da bunlardan farksız belki de daha hazin alacaktır. Allah’ın Âlemlere, alem salkımlarına; Kâinatlara, kâinat salkımlarına; Evrenlere, Kübik, Pirizmal, Santrifüj Evrenlere ve Bütüne, Nizam, Sistem, Düzen ve Lâ Mekana indirdiği kaide ve kuralları kim çiğner ve bunu kendi çıkarlarına âlet eder ve ona dinî bir kılıf uydurursa ALLAH’ın GAZABINDAN KURTULAMAMIŞTIR… Bunlar, Kuran’daki âyet ve delillerle sabittir.   
1983 rakamlarına göre Diyanet İşlerinde Başkanlığında 46.bin personel yer alıyor. Bunun 23 bini ilkokul mezunu. Peki o zaman Bu kadar fakülte enstitü ve İmam Hatip Liseleri ne için kurulmuştur?.. Niçin o kadar  yıl boyunca eğitilmiş olduğu dalda hizmet vermez? İmam ve Hatip olmazlar?..  Bu Fakülte ve Enstitüler ne işe yarıyorlar?  Bakın ne işe yaradıklarına: Bunlar Hukuk Fakültelerine gidip savcı ve hakim oluyorlar. Bunlar Siyasal Bilgiler Fakültelerine gidip Kaymakam oluyorlar.
Yapılan bir araştırma Kaymakam yetiştiren Bölümlerin öğrencilerinin yüzde 41’nin İlahiyat kökenli olduğunu ortaya koyuyor. Bu nasıl oluyor?.. Hukuk Fakültesi Mezunu olup da daha önce İmam Hatip mezunu olanlara BURS veriyorlar. Burs verilen öğrenciler de sınavsız savcı ve yargıç oluyorlar.
2000 yılına geldiğimizde:

Vali İlahiyat Fakültesi Mezunu
Emniyet Müdürü İslam Enstitüsü mezunu
Kaymakam İmam Hatip Lisesi Mezunu olduğunu görüyoruz.
Olmasın mı? Olsun! Dini bütün, samimi dindarlardan kim korkacak?. Allah’ı bilen adaleti Kura’na göre uygulayandan kim korkar? Öyle olmadığını bugün Pazar, 11 Haziran 2017 tarihine gelinceye kadar devlet ve millet olarak geçirdiğimiz bunca musibetten sonra anlayabildik…  
Madem İlahiyat Fakültesi, İslam Enstitüsü ve İmam Hatip Lisesi Mezunları Vali, Kaymakam ve Emniyet Müdürü oluyorlar, o zaman: tıp fakültesi mezunları gazetecilik, edebiyat fakültesi mezunları da kendi işlerini yapmayı bırakıp doktor olarak atansınlar. Et ve süt ürünleri bölümlerinden mezun olan Ziraat Mühendisleri de genel cerrah, kulak, burun, boğaz, göz, doktoru olabilirler. Berberler ve terziler öğretmen, Sanayideki zanaatkârlar da öğretim görevlisi olarak iş bulabilirler… Madem bu okullar bu işi yapamıyorlar ve bu işe yaramıyorlar, biz bu enstitü ve fakülteleri kapatalım veya adlarını değiştirelim daha iyi olmaz mı?.. İmamlar da ilkokul mezunu olarak kalmaktan ve kulaktan dolma bilgilerle kalmaktan kurtulur, yüksek bir eğitim görmüş olarak millete daha iyi hizmet vermeye devam ederler.
Niçin cahil kaldığımız gelişmemiş devletler kategorisinde olduğumuz anlaşılmıyor mu?  
Ey ilgili ve bilgililer!.. Her meslek sahibi, kendi işini yapmalı. Ne için eğitilmiş ise o dalda, o branşta faaliyet göstermeli. Böylece, insanını, milletini, vatanını en çok seven; işini en iyi yapan ve en başarılı insan olacaktır. Halk bilgi yüklü, aydınlanmış olduğu için de ülkede  böyle kargaşalar olmayacaktır. 
ATATÜRK ve DİN
“Türk milleti bütün sadeliği ile dindar olmalıdır.”  Diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün Annesi, Zübeyde Hanımdır. Zübeyde Hanım asıl adı Molla Zübeyde’dir. Balkanlarda Ünlü Bektaşi Şeyhi Rıfat Efendi’nin Mürididir. 
On iki (12) İmam’dan biri olan Ali Rıza’nın adını, babası oğluna İmam ı Rıza’ya ithafen veriyor. Böylece Mustafa Kemal’in babasının adı İmam ı Rızaya ithafen Ali Rıza oluyor. İşte Atatürk’ün babası, bu zat ı muhterem Ali Rıza Efendi’dir.
Mustafa Kemal, yedi yaşında Kuran’ı hatmediyor. Sekiz yaşında, Hafız ı Kelam oluyor. Mustafa Kemal, zamanın en güçlü Hafızı, Yaşar Efendi’nin dizinin dibinde Kuran’ı öğrenerek Hafız ı Kelam olma payesini kazanıyor.  
Balıkesir Nasrullah Cami’inde 60 sayfalık Hutbe icra ediyor. İstiklâl Mücadelesinin kararını Hacı Bektaşî Dergahı’nda Cemalettin Çelebi Efendi’nin yanında alıyor. İstiklâl Mücadelesine katılmaya ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına bu Bektaşî Dergahı’nda karar veriyor.
ATATÜRK’e dinsizlik yakıştırmasını yapanların çoğunun, İslâm dini ile alâkaları, haberleri dahi yoktur.
Atatürk’e dinsiz diyen, Ona iftira atan Osmanlıyı yıkanlardan biri olarak gören bu ahlâk yoksunlarına bakınız… “H.Nihal ATSIZ’ın şu şiiri bu durumu çok güzel izah ediyor : Bir kemiğin ardın saatlerce yol giden; itler bile gülecek…” Vatanın her karış toprağını yabancılara peşkeş çekmiş, kiralamış veya satmış, aldıkları ihalelerle Haliç’te Boğazda yalı ve villa almış; “kamu arazilerini, dağ ve taşlardaki maden tapularını üzerlerine geçirmiş, TC’yi silmiş, Türklüğü inkar etmiş, dolarları evlerine ve villalarına balya balya yığmış” olan yandaş yalakalar vatansever; Atatürk ise hain öyle mi?.. Pazar, 11 Haziran 2017
KAYNAKLAR:
1. http://www.cografya.gen.tr/siyasi/devletler/katar.htm
2. http://www.aljazeera.com.tr/ulke-profili/ulke-profili-katar
3.ww.yeniakit.com.tr/haber/dunyanin-en-zengin-ulkesi-katar-hakkinda-sasirtan-11-bilgi-343086.html
4.https://onedio.com/haber/gundemin-merkezindeki-katar-hakkinda-bilgi-sahibi-olmak-icin-ogrenmeniz-gereken-14-sey-773421
5.http://www.yeniakit.com.tr/haber/dunyanin-en-zengin-ulkesi-katar-hakkinda-sasirtan-11-bilgi-343086.html
6.Haydar BAŞ’ın masabaşı konuşmaları, Ankara, 2017
7.http://www.risalehaber.com/said-nursiden-basbakana-ayasofyayi-ac-darbeden-kurtul-235612h.htm
8.http://www.sorularlasaidnursi.com/dp-iktidari-said-nursi-ve-yirmiyedi-mayis-ihtilali/
9.http://www.yeniakit.com.tr/kimdir/Turgut_%C3%96zal
10.Dr. Devlet BAHÇELİ grup konuşmaları yazılı tebliği, 2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme