11 Ocak 2017 Çarşamba

OYUN ve TUZAKLAR; Abdullah Çağrı ELGÜN

OYUN ve TUZAKLAR

Abdullah Çağrı ELGÜN

Avrupalıların yüzyıllardır ele geçiremedikleri Anadolu toprakları, bugün topsuz tüfeksiz, silahsız ve kültürel olarak beyin gücü ve düşünüş olarak ele geçirilmiş bulunmaktadırlar.
Ülkemizin, hemen her millî kuruluşu satılmış veya tamamen tasfiye edilmiş; veya yabancı ve dış sermayelerin eline geçmiştir. Yer altı ve yer üstü kaynakları tamamen özelleştirilmiş ve yabancıların kullanımına devredilmiştir. 
Özelleştirme, Sözleşmeli Personel, Taşeronluk Şirketleri ile Devlet Baba Geleneği toprağa gömülmüş, milletin devlet babaya olan güveni kırılmış, insanlarımız güvenden yoksun, tereddütlü, gelecek endişesi ile pısırık ve korkaklaştırılmıştır.
Aydın korkak, aydın pısırık, aydının zihni bulanmış, aklı karıştırılmıştır. Dini bir araç gibi kullanarak, ülkemizde, milleti çeşitli etnik kimliklere bölen, ayrıştıran, bu ayrılık ve farklılıklardan nemalanan bir sitem mevcuttur. Ülkeyi ve halkını ayrıştırıp mozaikleştirerek küçültüp, bölen ve kolay yönetmeğe çalışan kapitalist düşman ile karşı karşıyayız. Gelinen noktada Millî Devlet, mozayik bir devlet olarak gösterilerek, millî devlet algısı bulandırılmıştır. Saf, temiz, Türk ve Müslüman vatan evlatları ayrıştırıp kamplaştırılarak samimi insanlar para babaları ve küresel güçler tarafından yönlendirilerek gerçek niyetlerini gizlemeyi başarmışlar; ve iktidarın her alanını ele geçirmişlerdir. Ülke bu oyun ve tuzaklara maalesef düşmüş ve hâlâ bu düşüşten kurtulamamıştır…
Basın yayın ve görsel medyada gerçekleştirilen Bizans oyunları ve zihinleri bulandıran, korku ve güvensizlik ortamı, ekonomide de çöküşe doğru bir eğilme yaratmıştır. Ülkenin dört bir yanı Kurtuluş Savaşı gibi PKK, PYD, İŞİD, DAİŞ, ve Küresel Güçlerin işgaline uğramışken ve bir İç ve Dış Barış ve bir İstiklâl Savaşı verilirken, Anayasa, Başkanlık Sistemi gibi tali unsurlarla uğraşılması anlamsız ve beyhudedir. Normal zamanlarda olması gerekenlerin “Yangından mal kaçırır gibi”  bugüne sıkıştırılması oldukça manidardır.

YENİ ANAYASA ve BAŞKANLIK  
Yeni Anayasa gelirse, Millî devlete son verilerek, ABD’den ithal edilen Başkanlık modeline geçilerek yeni özerk bölgeler ve eyaletler ortaya çıkacaktır. Bu ise bir başlangıçtır. Gerisi sonradadır… Bu ise tek adamlığa hatta diktatörlüğe doğru gidişin bir göstergesidir. ABD’den ithal edilen başkanlık sistemi ile:
Millet Meclisi ve Vekilleri etkisiz ve yetkisiz kılınıyor.
Milletin ve Meclisin yetkisi tek ele devrediliyor.
Millî devleti ortadan kaldırarak,   eyalet ve özerklik yapılanmasına yol açılıyor.
Türk tipine uygun olmayan bu sitemde, çoğulcu demokrasiden ve çok partili sistemden uzaklaşarak esas iki partiden bahsediliyor. Halk için değil halka karşı ayakta durmak için iki partili bir sisteme geçilmek istemektedir. Bu sistemde iki parti de sistemi ayakta tutabilmek için rakip partiye ihtiyaç duymaktadır. Bu Kapitalist sistemde partiler, para babaları, finans baronları, silah tüccarları ve kodamanlar buradan nemalanırlar. Ezilen ve fakirleşen halktır.
Türkiye, 1988’de Srazburg’da  “Yerel Yönetimler Yasası” na imza atmıştır. Türkiye,  bu yasa ile yerel yönetimlere özerklik veren ve ülkeyi on iki(12) eyalete, küçük birimlere bölerek,  küresel bankerlere bağlanma tuzağına düşmüştür.
2006’da BOP Başkanlığını kabul edenler Başkanlık Sistemi ile Türkiye on iki bölgeye ayırıyor. Her bölge, kendi yatırım kararını alacak ve bunun için Küresel Valiler, Belediye Başkanları ve Özel Sektör Yetkilileri ile birlikte Bölgesel Yasalara imza atacaklar.
Eyaletler, Merkezi yönetimden ayrı olarak icraat yapacaklar. Yaptıkları projeleri için küresel bankerlere borçlanacak ve parayı aldıkları bankerlerin emirlerini yerine getirmede tereddüt etmeyeceklerdir; veya borç batağında boğulacaklardır.
Türkiye’de bu uygulamayı gerçekleştirmek ve mevcut Yerel Yönetim uygulamaları konusunda yol haritası belirlemek için girişimde bulunmuşlardır. Böylece Belediye Başkanları, Yargıçlar, Federal Yönetimler ve Federal Mahkemeleri yerinde görüp incelemek ve uygulamayı öğrenmek için Kolerada ve Arizona Eyaletlerine giderek uygulamaları yerinde görüp bilgilendirilmişlerdir. Hatta bunun için Federal Mahkemeler ve kurulacak (12) on iki Eyalet için Kayseri’de Eski Dikimevi Yıkıntıları arsasına büyük bir bina yapılmış ve inşaatın  içi ona göre dizayn edilmişti…
Seçim öncesinde bölünme öncelikle ordu içinde gerçekleştirildi. Böylece Türk ordusu küçültülerek  Korucular dağıtılacak ve Güneydoğu’da sadece bir kolluk gücü oluşturulacak ve özel ordu oluşturulması için yerel yönetimlere yetki için  düğmeye basılmıştı…
“Doğuda Valilere ve komutanlara Operasyon yapmayın” emri, “Sınırda Teröristlere Çadır Mahkemelerinin Kurulması, ve dağdakilerin yargılanmadan serbest bırakılması, Doğudaki Belediye Başkanları ve Eş Başkanların Eyalet Yasaları oluşturması; Asker ve Polis Birimleri Kurması; Yerel Mahkemeler Kurarak Türkiye Cumhuriyeti Savcılarını Yakalatıp Yargılama durumuna gelmeleri… vb.” hepsi bunun içindi. Güneydoğuda Türk ordusunun yer almayacağını, Bölgenin özel güvenlik şirketlerine ve bölgesel silahlı güçlere bırakılacağı dahi açıklanmıştı.
Geçen seçimden sonra gelinen noktada imzalanan sözleşmelerle emperyalistlerin oyununa gelmiş: “Yanıldık, yanıltıldık, kandırıldık”,  POP Başkanlığı, Çözüm Süreci; Eyaletlerin Kurulması, Akil Adamlar, Ülkeyi kan gölüne çeviren önemli eylemler tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. Küresel Güçlerin ve Emperyalistlerin sıkıştırması ile Emperyalistlerin kıskacına girmiş, ve çıkış yolu, ve tarihî bir hatadan dönüş için teröristlere yapılan yeniden operasyonlarla şehirler halaç pamuğu gibi dağıtılarak boşaltılmış, göçler başlamış ve nihayet geçmişteki bir yanılgı düzeltilerek tarihî bir yanılgıdan dönüşe  imza atılmıştı…

OYUN ve TUZAKLAR
Bugün yapılmak istenen Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi ile ülke Küresel Efendilerin eline verilecektir. Oynanan bir oyun ve tuzaktan başka bir şey değil. Bizi yönetenler bir kez daha kandırılacak, bir kez daha aldatılacaktır.
Küresel güçlerin hedefi Başkanlık sistemi ile ülkeleri küçük parçalara bölmek ve küçük lokmalar halinde kolay yutabilmektir. Bu getirilmek istenen Başkanlık ve Sistemde:
Anayasada Türklük kavramı olmayacak,
Milliyetçiliğe yer verilmeyecektir.
Uluslararası sözleşmelere bağlı kalınacak,
Yerel Yönetimlere Özerklik şartı uygulanacaktır.
Egemenlik uluslararası kuruluşlarla paylaşılacaktır.
Azınlık Halkların kendi kaderlerini tayin için hukukî dayanak yaratılacaktır.
Meclis Yetkisiz, etkisiz olarak, Vekiller sadece Başkan’ın memuru olarak uşak muamelesine tabi olacaklardır.
Devletin bütün kurumları tek kişinin iki dudağının arasından çıkacak söze bağlanacaktır.