5 Kasım 2015 Perşembe

SESSİZ ÇIĞLIK; (Pratik Yaklaşım) Abdullah Çağrı ELGÜN

SESSİZ ÇIĞLIK
Abdullah Çağrı ELGÜN
PRATİK YAKLAŞIM
Vatandaş, iktidarın kazanımlarını ve bunca zaman ülke içinde ördüğü otobanları, köprüleri,  yer üstü ve yer altı tünellerini, hava yollarını, hızlı trenleri, alış veriş merkezlerine yaptığı yatırımları, paradan attığı altı sıfırları gördü. Yolsuzluğu, hırsızlığı, adam kayırmayı, rüşvet alış verişlerini, baskı, dayatma, gerçekleri karartma, ihanet çetelerini; Türkiye'nin içine düşürüldüğü aczi, hazin tabloyu 1 Kasım 2015 seçimlerinde, iktidarın geçen on üç yılda,  içine düşürüldüğü kaos ve hezimet dönemini, doğu vilayetlerimizde beyaz toroslarla korkutulmuş halkı,  terörle yıldırılmış vatandaşları, canlı bombalarla huzuru kaçırılmış insanlarımızı, ekonomik tehlikelerin geleceğine dair söylemler ile aklı karıştırılmış, demokratik olmayan uygulamalar ile iradesinin albukaya alınmışlığını seyrettiği ve "Çözüm süreci" korumasında üç yıl operasyonsuzlukla geçen sürede: Komşularımızda baş gösteren Mülteci Akımı ve Savaş, İçimizde Doğudaki İç Savaş sebebiyle uğraşacak ve düşünecek zaman değildi. Görüldüğü ve denendiği üzerine “Koalisyon Çok Başlılık”  şimdilik uygun değil, dedi;  ve  “Pratik Yaklaşım ve Zekasıyla” iktidarın takdir edilesi güzel yaptıkları azını, kötü yaptıkları çoğuna tercih etti!..

“Hükümetin az yaptıkları yeniden çok yapacaklarının, delilidir.” Dedi. Öyleyse bunca çığırtkanlığa, kaosa, diğerlerine verdiği oyun maharetsiz ellerde, haybeye gitmesine üzüldü. Kavgalı söylemlere, çatışmalara,  gereksiz sataşmalara, onay vermedi. Kararsızlığı sevmedi. “Sessiz Çığlığını” kimselere anlatamadı. Düşündü, taşındı, son ana kadar sessizliğe büründü. Zaten her gelen bir çok olumsuzluklar yapıyordu. Yiyor, içiyor, haksızlık da yapıyor… Yapıyor; ama gelen gideni aratır. Şu nedametli coğrafyada her tarafımızda savaş şimşekleri çakarken “Dere geçilirken at değiştirilmez!.. “diyerek tepki göstere göstere, üzüle üzüle, bunca zaman yapılan adaletsizliği, yaşanmadık rezalet, planlanmadık tuzak, oynanmadık oyun, yapılmadık haksızlık kalmadığını, ötekileştirmeyi bile bile, göre göre, kerhen “iktidarın ihtiraslı isteğine”  Pratik Yaklaşım ile cevap vererek, görevden aldığı, tahtından indirdiği mevcut iktidara yüklendi ve onu hak ettiği oyların çok çok üstüne çıkararak iktidar yaptı…
SONUN BAŞLANGICI
İktidarda olanlar, bu avansı iyi kullanmalı; çünkü bu iktidar için sonun bir başlangıcı olacaktır. “Kuruluş İlkeleri”nden ayrılıp: Hak, Evrensel Hukuk Sisteminden Uzaklaşma, Durumu Gidermek İçin Yasa Yapma, İnsanlar Üzerinde Tahakküm Kurma, Din ve Vicdan Özgürlüğünü Engelleme, Adalet, Eğitim, Sosyal Güvenlik, Taraf Tutma, Bütün Halkın Kucaklanmaması, Eşit İşe Eşit Ücret, Maaşlardaki Dengesizliğin Giderilmesi, Nefreti Yaygınlaştırma, Mülkiyet ve İnsan Haklarını Hiçe Sayma ve Halkın Bir Kısmını Bir Kısmı Üzerinde Otoriter Yapmak Amaçlı İktidar Gücünü Kullanma ve Diğerlerini Mağdur Etme alışkanlığına devam eder, “Kuruluş İlkeleri”nden ayrılırsa % 80 oy almış olsa bile bu iktidar devam edemez… Bu kazanımlar “sonun başlangıcı” olur ki bunu ne millet ne de iktidar istemez…

Zaten 7 Haziran 2015 Seçimlerinde, vatandaş iktidara, bir ihtar çekti, göz dağı verdi. İktidar ile oyun oynadı!.. Muhalefete de: “ Buyur, sen yap!” dedi; fakat muhalefet icranın başına geçmek, Meclisi Çalıştırmak, halka söyledikleri vaatleri gerçekleştirmek yerine, birbirleri ile dalaşmağa, birbirlerini itham etmeğe ve söz düellosuna başladı… Konumunu ve milletin kendisine verdiği bu AVANSI, YETKİYİ kullanamadı… Millet de  dört ay gibi kısa bir sürede yaşanan kaosu gördü Ekim Ayının başlarında gördü, son haftasında kararını verdi ve verdiği avansı, yetkiyi değerlendiremeyenlerden geri aldı!..
İktidar ise bugün, kendisine KERHEN oy veren; ama düşünce birlikteliği olan oyları, yeniden ÖDÜNÇ OLARAK almıştır; fakat bu “Hükümet Etme” iktidarın SON ŞANSIDIR…
Bunca zamanki iktidarında insan için, insanlık için, hak, hukuk, insan hakları, adalet, eğitim, sosyal güvence, işsizlik, yarı aç yarı tok gezen vatandaşları için yapabilecekleri iyileştirmeleri ertelemiş, geçiştirmişti. Bütün bunları bir “Devlet Politikası”,”İnsan Hak ve Özgürlükleri”  açısından “olmazsa olmaz” bir mecburiyet kabul etmedikçe başarılı olamaz… İnsana, insanın huzuruna, refahı, ve insanlığın gelişmesine yatırım yapmayan hiçbir iktidar uzun süre iktidarda kalamaz… 
7 HAZİRAN 2015, SONRASI MUHALEFET
7 Haziran 2015 Seçimlerinde Gerçek Bir Meclis Tablosu ortaya çıkmıştır. Muhalefet, ortaya çıkan genç, dinç ve eylemci, icraatçı vekillerin enerjisini, performansını heba etmiş, yüzde atmışlık blokun (%60), bilgi birikimi, devlet deney ve tecrübesi olan KILIÇTAROĞLU ve koalisyon tecrübesi olan BAHÇELİ ve DEMİRTAŞ dahil bu tecrübeyi kullanmada acze düşmüş, hatta birbirlerine düşmüşlerdir. Meclisin çalışmasını sağlayamamış, Meclis Başkanlığını bu anlaşamamazlık sebebi ile azınlığa düşen iktidara, altın tepsi içinde sunmuşlar. Mecliste gerçekleştirilmesi gereken vaatlerini yapma konusunda, yan yana gelememişlerdir. İktidarın oyununu ve taktiklerinin kurbanı olmuşlar, Meclis başkanını  iktidardan düşenlere hediye etmişler, meclisi çalıştırmak istemeyen iktidarın tuzağına düşmüşlerdir. Meclis doğru dürüst çalıştırılamadan, seçim kararı alınmış, kazanan yüzde altmışlık grubun seçim vaatleri askıda kalmıştır. 
Hiçbir parti iktidar hariç; basın yayın ve televizyonlarda kendi dertlerini, kendi haklılıklarını halka anlatamamışlardır.
Çoğunluk, söylemler ve iddialarında haklı oldukları halde, İktidar olduklarının farkına varamayıp, gücünü seçimde söyledikleri vaatlerini gerçekleştirerek hayata geçirmek yerine, birbirleri ile atışmalarda, sataşmalarda ve fikir ayrılıklarının ifade edilmesinde harcamışlar, Meclisi çalıştırmak istemeyen iktidara kolaylık sağlamak için olsa gerek birbirlerine düşmüşler, birbirlerini kötülemişlerdir.
CHP (132), MHP (80) ve HDP (80) Toplam: 292 vekil, azınlığa düşen iktidar: 258’olup muhalefetten 34 vekil daha az iken, seçimin galibi olmuş gibi hareket serbestliği içinde hareket edebilmiş, Meclis Başkanını hiçbir takıntıya uğramadan büyük bir siyaset uzmanlığı ile seçmiştir… Kazananlar ise yeterli vekil çoğunluğuna sahip ola ola “Koalisyon Kurabilecek” gerçek bir iradeyi gösterememişler; hatta 1 Kasım 2015 seçimine kadar Meclisi çalıştırıp propagandalarını Mecliste yapabilecek iken, bunu bile başarmakta acze düşmüşlerdir. Böyle olunca halkın iktidara taşıdığı çoğunluğa güveni kaybolmuş, sessizliğe bürünüp şikayet ve sitem ettikleri iktidardakilere yöneltmiş ve çoğunluk verdiklerine de: “Madem böyle, size verdiğim oyları alayım da görün bakalım! Bu kadar bağırıp çağırabilecek misiniz ”diyerek sessiz bir çığlık içinde seçimi beklemeğe başlamışlardır. Seçim sonrası sonuç ortadadır.
1 KASIM SEÇİMLERİ ve SONUÇLARI
Milletin iktidara cevabı şöyle oldu: Seçim sonuçları hem anket sahiplerini hem siyasetçileri hem bu konuda ahkam kesen duayenler için tam anlamıyla bir sürprizdir…
Seçimlerde beklenilen şey MHP, CHP oylarını yükseltirken AKP ve HDP’nin oylarının azalacağı ve olası bir CHP, MHP koalisyonunun olacağı varsayımları üzerinde duruluyordu.
Vatandaş duayenleri, anketleri ve seçim stratejistlerini yanılgıya ve yenilgiye uğrattı… Bilakis iktidarın son ana kadar yaptığı mücadeleyi, azmi ve kararlılığı gördü, intiharı önledi. İktidara yeniden bir tolerans, hoşgörü ve şans vererek  400 vekil vermedi; ama tek başına idareyi tekrar al, bu çatışmaları bitir, kaosa son ver, ikilikleri gider. Halka doğru bilgiler ver. Tarafsızlığı yeniden tesis et. Hak, hukuk, adaleti gerçekleştir. Milletin devlete ve bürokratlarına olan güvenini yeniden sağla… Ayırımcılığa son ver, seçimlerde vaat ettiğin sözleri yerine getir. Dedi.
MHP’NİN DURUMU
MHP elli yıla yakın varlığında, Devlet BAHÇELİ’nin liderliğinde, on yedi seçim geçirmiş, hiçbir vakit “Tek Başına İktidarı” yakalayamamıştır. Bütün Ülkücüler tarafından “Dava” diye bilinen “Ülkü”, “Uzak Yurtlar”, “Turan”, “Kızılelma” idealini gerçekleştirme, fikirlerini bir program dahilinde uygulayabilme eyleminden hep yoksun kalmışlardır.
Ülkücüler, ilk üstadları, yaşları ve ömürlerinin sonlandırıp, bu ülkü uğrunda geçirdiği bunca meşakkat ve çileli yılları, birer birer tamamlayıp, hayat sahnesinden çekilerek teker teker ebediyete yolcu olurlarken:
Görmeden ölürsem millette ümit ettiğim feyzi;
Yazılsın seng i kabrime: “Vatan mahsun, ben mahsun!”. Diyerek kederli ve gözü açık gitmişlerdir…
Sn. Dr. Devlet BAHÇELİ: Bu gün dahi MHP hareketinin içinde, panikleyen, endişeye kapılan, daha hızlı gitmek isterken menzil şaşıran, “Dava”nın otobüsünden birer birer atlayarak; ve, veya dava disiplinine baş kaldırarak, garip eylemlerde bulunup; dolmuşa, taksiye, uçağa binip: “hiç olmazsa düşüncelerimi iktidar yapayım. Sermayeden, iktidardan, paradan, makam ve mevkiden istifade edeyim.” hevesi ile otobüsten inenleri görmüş, sadece seyretmiş, gönül burukluğu, iç çekmesi ile onlara sadece el sallamış; fakat asla üzüntü duymamış; hak bildiği yolda tek başına kalsa da devam etmeğe karar vermiştir.
Bu davanın gelenleri, gidenleri, ihanet edenleri, dalga geçenleri, dalkavukları, bukalemunları; ve gerçek idealistleri olacaktır; fakat bu dava asla bitmeyecektir!.. Omuzdan omuza, dededen babaya, babadan oğula, oğul ve kızlardan torunlara ve daha genç nesillere, bir şelâlenin gürlüğünde, bir kısrağın şahlanışında, bir aslanın haykırışında, ülkücülerden ülkücülere, zamandan zamana akıp ilelebet ve sonsuza kadar gidecektir…
Biz de diyoruz ki:
Uğruna öldüğümüz Türk’ün Kızılelması, bir gün gerçek olacak,
Bize yâr olmasa da, bugün şu kahpe felek, yarın süre dolacak.
Ey Türkoğlu, hazır ol, tufan olsa yer küre, gök yarılıp, zelzele!
Türk’ün Turan illeri, Türk’ün Kızılelması elbet gerçek olacak!..
BİLGE LİDER BAHÇELİ ve DEĞİŞİM ZAMANI
MHP’de lider her zaman ve her vakitte Alpaslan TÜRKEŞ’tir. Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ bu davanın kırk yedi yıllık sarsılmaz eri, bilge ve güçlü lideri, MHP’nin on yedi (17) yıllık başkanıdır. Başkan olduğu günden bu yana MHP’yi iktidara taşımak gibi bir misyon takip etmemiş, “ülkücü, dava adamları yetiştirme ve bu dava adamlarının bir kısmını hazır kuvvet olarak MHP’de tutma, diğer bir kısmını da diğer partilere dağıtarak, ‘ülkücü’ fikri, düşünceyi, kişileri ve fikirleri, “Dünya Türklüğü ve Müslümanlığı Açısından” iktidar yapma davasını güttüğünü, MHP’nin bir iktidar partisi değil, bir misyon partisi olduğunu bir bir konuşmalarında, arkadaşlarımıza ifade etmişlerdir…
Uzun soluklu bir mücadelede Sn. Dr. Devlet BAHÇELİ bu anlamda çok başarılı olmuştur. Ülkücüleri eylemlerden, mafyalıktan ve kötü görünümlü imajlardan ve sokaktan  kurtarmıştır.
Bugün biz Ülkücüler için bundan sonraki hedef, Ülkücüleri kitle olarak, grup olarak, hareket olarak, parti olarak, fikir, düşünce olarak da iktidar yapmaktır. Böyle olunca MHP’de Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ yaşı, devlet tecrübesi, koalisyonlar tecrübesi açısından da bilgi ve birikiminden yararlanılacaktır; fakat 1 Kasım 2015 seçim itibarı ile bu misyonu başarı ile tamamlamıştır.
Hiçbir fani  ölümsüz değildir; fakat Atatürk’ün de dediği gibi: “Mesele ölmek değil; ölmeden önce idealimizi yaratmak, yapmak, yaşatmaktır…”   MHP’nin bunca yıllık Bilge Lideri Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ, MHP’nin başında yine MHP’nin şu andaki teşkilatı içinden ve dışındaki ülkücülerden, donanımlı, sadakat sahibi, ahde vafayı kendine düstur edinmiş, devlet adamlığı kimliği olan (Bunu sn. Bahçeli gözlemlemiş, izlemiş ve bilmektedir veya ilgililer ile istişare edecektir.) beş veya on yeni lider adaylarını bulacaktır, bulmalıdır.
Sn. Dr. Devlet BAHÇELİ’nin bizzat seçeceği, onay vereceği özellikleri olan bu lider adayları alınacak ve Genel Merkezde çağın bütün icaplarına göre, her türlü donanım ile yetiştirilecektir. Onları bugün MHP’nın başına geçecekmiş gibi yetiştirecek. Kendisi de bizzat bu hareketin içinde kalarak seçtiği yeni lider adaylarına: deney, tecrübe, bilgi birikimi, siyaset adamlığı bilge liderliğini aktaracaktır. Kendisi arzu ettiğinde, hazır olduğu kanaatine vardığında da bu adaylardan birini, kendi yerine getirecek; ve Türkiye akıp giden bu zamanda MHP’nin iktidarında huzura olan susuzluğunu giderecektir vesselam…