19 Ağustos 2015 Çarşamba

Milletin Sizlere Verdiği Yetkiyi Kullanın ve Bu Kirli Oyunu Bozun!., Abdullah Çağrı ELGÜN

MİLLETİN SİZLERE VERDİĞİ YETKİYİ KULLANIN!..
                                                        Abdullah Çağrı ELGÜN
7 Haziran seçimleri sonrasında, Deniz BAYKAL’ın Meclis Başkanı seçilmesi ve sonrasında CHP’den koparacağı Millet Vekilleri ile AKP-BAYKAL HÜKÜMETİ’nin kurulmasının istendiğinden, daha o günlerde yazdığımız bir makale ile bahsetmiştik. Kurulması planlanan bu koalisyonu, büyük bir uzak görüşlülük ile kavrayan sayın Dr. Devlet BAHÇELİ, bugüne geldiğimizde nasıl bir zeka ile bu oyunu bozduğunu, daha oyun başlamadan ters yüz etmiş, olduğunu göstermiştir.
Gelinen noktada sn. Dr. Devlet BAHÇELİ CHP, MHP ortak adayı Sn. Ekmelettin İHSANOĞLU’nu Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdi. Bu oyunu kavrayamayan CHP lideri, Sn.Deniz BAYKAL’ı aday olarak göstererek “ortak adayın” Cumhurbaşkanı olmasını engelledi.  Bunun üzerine oynanan oyunlar ve kurulması düşünülen koalisyonlar ve AKP’nin blöflerini göremeyerek, oyalanan ve vakit kaybeden CHP, seçim öncesi tamamen karşı olduğu ve bir çok tavizler de vererek koalisyon kurmak için gittiği Davutoğlu’nun söylemlerine kanmış; fakat koalisyon teklifi dahi yapılmadan geri döndürülmüştü.
Halkın % 60 lık blok olarak gördüğü ve iktidarı, muhalefet karşısında yenilgiye uğratarak AKP’yi tek başına iktidardan aldığı halde; AKP’nin iktidar olma, iktidarda kalma arzusu, hırs ve hatta ihtirası, millete rağmen devam etmiştir. Hükümet edenlerin  İktidardan bir dakikalığına da olsa vazgeçmeye niyetleri yoktur… Üstelik, son gelinen noktada:   “İster kabul edilsin, ister kabul edilmesin, yönetim sistemi değişmiştir.” denilerek Başkanlık sistemine geçildiğini, ilan etmiştir. Tabii PKK’da doğuda yerel yönetimlerinin bağımsızlığını ilan etmiştir.
Rejim değiştirmek, bir anayasal süreçtir. Böyle bir süreç yaşanmadan yönetim, değişti demek nasıl bir iştir anlaşılamamıştır… Eğer böyle bir şey olacak ise buyurunuz SEÇİMSANDIĞI yaklaşmıştır. Pusulaların arasına bir de bu tercihi koyarsınız “Başkanlık Sistemini” de bu seçimde birlikte oylattırırsınız. Eğer halk buna oy verir, %60 “Evet!” der ise “Başkanlık Sistemine” geçmiş oluruz… Sıkıntı da ortadan kalkar… Böyle olmayacaksa, gereksiz dayatmalardan vazgeçip normalleşme yolunda adımlarımıza kuvvet verelim.
Bugün AKP diye bir parti yoktur.  Kalmamıştır; çünkü AKP-CHP’nin kuracağı  koalisyonunu bütün iş adamları, ortak akıl istediği halde Davutoğlu gerçekleştirememiştir… CHP ve MHP’ye giden AKP, koalisyon kurmak için bir gayret sarfetmiş; fakat vesayet sebebiyle bu konuda eli kolu bağlı kalmıştır. Kırk gününü oyalama taktiği ve oyun içinde oyun ile oyalayarak geçiren AKP, parti olarak sahnede yoktur, sahneden çekilmiştir. Bu hali ile bir siyasi kuruluş AKP’den söz etmek mümkün değildir. Bütün AKP’liler de bunu görmektedir. Hatta Basındaki haberlere göre Sn. Davutoğlu’nun muhalefet partilerine, uzun uzun görüşmeler esnasında, terör hakkında bilgi verdiği, kendi görüşlerini anlattığı; fakat koalisyon yapmayı teklif dahi etmediği aktarılmaktadır.
BU OYUN DA BOZULACAKTIR
Hükümeti kuramayarak değil, bilerek ve isteyerek hükümet kurma alternatiflerini bitiren, hükümeti kurdurtmayarak, her türlü riski göze alarak, tek başına iktidar olmak için yeniden seçime giden hükümet, bu konuda başarılı olamayacaktır.
Sebebi şudur ki: Üç yıldır devam eden ve uğrunda bugüne kadar 50.000 masum vatandaşımızın canını alan terör duracak;  halk savaşsız bir ortamda huzur ve sukûn bulacak; bayraklar indirilmeyecek; yollar kesilerek yolcular öldürülüp, arabalar ateşe verilmeyecek; okullar içindeki öğrencileri ile birlikte, camiler ibadet edenler ile birlikte  yakılmayacak; iş yerleri, fabrikalar ateşe verilmeyecek; yerel yönetimler ilan edilmeyecek; öğretmen, doktor, hemşire, asker, polis dağa kaçırılmayacak, devletin görevlileri çarşıda, pazarda, evinde, ensesine kurşun sıkılarak öldürülmeyecek; bazı esnaf ve  iş yeri sahipleri devletten para almak amacıyla PKK’ya gelin benim iş yerimi yakın diye yalvarmayacaktı… Bunu gerçekleştirecek olan ve dağdan inip Meclise giren koalisyonun muhataplarına koalisyon için çağrı dahi yapılmadı… Peki bunlar ile yapılmıyorsa, bu konuyu kimin ile görüşeceksiniz, görüşüyorsunuz?!..
Vatandaş bu oyunu da görüp bu oyunu da bozacaktır. Sizin gördüğünüzü vatandaşın göremediğini sanarak yanılgıya düşmek, vatandaşı hiçe saymak, halkı hafife almak, onu es geçmek mümkün değildir. Bunu, yeni seçim sonrasında da göreceğiz…
İktidar muhataplarına: "Dağdan inin, siyasete girin." Çözüm süreci sona ermiştir, Çözümü buzdolabına kaldırdık.”, diyerek onların % 10 barajını geçerek seksen(80) Millet Vekili çıkararak Meclise girmesine yol veren, geçmişte CHP, şimdi de AKP olmuştur.  İkisi de aynı ölçüde veballidir… Kiminle neyi çözüyorsunuz? Şimdi niçin çözmüyorsunuz?!.. Şimdi onlar söylenenleri dinledi gereğini yaptı… Siz neden yapmıyorsunuz?!.
Sn. Devlet BAHÇELİ’nin öne sürdüğü AKP, HDP koalisyonunun  gerçekleşerek halkın dertlerinin bitirileceği, olmaz ise AKP-HDP, daha olmadı, AKP,CHP,HDP koalisyonunun mümkün ve de uyumlu olacağını, MHP’nin de memnuniyetle Muhalefette kalabileceğini belirtmesine rağmen, AKP tek başına iktidar hırsı sebebiyle, bu koalisyonları denememiş hatta HDP’ye dağdan inin siyasete girin demesine rağmen koalisyonu HDP’ye teklif dahi etmemiştir… Halkın seçtiği ve büyük bir teveccüh göstererek Meclise taşıdığı bu partiyi partileştiren, siyasete girmelerine yol açan, dağdan indiren  odur. Arınç bunu itiraf etmiştir…Eee!  Niçin ortak olamıyoruz?.. Ortaklık dahi teklif edemiyoruz?...
  Halbuki bu parti, terörü durduracak tek muhatap, Meclis’e kadar taşınmış tek meşru siyasî partidir. Meşru yolla  veya olmadan gelmiş olsa bile tek muhataptır.  Böyle olmak ile birlikte son günlerde sanki dağdaki PKK seçimi kazanmış gibi  HDP dışarıda kalmış, PKK, Kandil, bu partiden daha öne geçer olmuştur…
Peki ne oldu ki muhataplar ile iktidar arasında ipler gerildi?   7 Haziran sonrasında gereksiz söylemler çoğaldı: “PKK sizi tükürüğü ile boğar.”, “Herkes silahlansın.” , “Bizim ne olduğumuzu size göstereceğiz!..”  Tabii bunlar gereksiz anlamsız Vekillere yakışmayan sözlerdir… Meclis’e girerek söz sahibi olmuş ve dahi bu kadar halkın teveccühüne mashar olmuş iken bu sözler  “GEREKSİZ”, “BOŞ”  “BEYHUDE”  ve anlamsızdır… Ne istiyorsunuz? Ne yapıyorsunuz?!.. 
Türk ordusunun karşısında hangi gücün bir fonksiyonu olabilir? Tarih,  bu konunun açık olarak, bir değil, bir çok belgeleri ve örnekleri ile dolu olup denemek bile acı, ıstırap ve çok büyük kanın akması sebep olur. Kardeşin kardeşi yok etmesi demek olur ki bu düşmanlarımızın işine yarar. Kazanan kimse olmaz. Kaybeden bu ülke ve vatandaşı olur…
Önümüzdeki beş günde de yeni bir altarnatif belirmez ise seçim tek mecburi istikamet olduğu belirmiş olacak… Bu seçimde Başkanlık sitemi de halk tarafından oylansın, konu sonlandırılsın.
Koalisyon, koalisyonlar,  AKP için büyük risktir. “İntihar edecek hali yok!”  Sözü ile de teyit edilmiştir. 7 Haziran’da yazdığımız makalemiz, ve ”Deniz BAYKAL’ın manevrasına karşı, sayın  Dr. Devlet BAHÇELİ’nin yaptıkları MHP’nin doğru yolda olduğunu gösteriyor…
SONUÇ OLARAK:
AKP'nin hiç bir şekilde iktidarı bırakmak gibi niyeti yoktur; çünkü bırakacağı bakanlıklarında da  bu kadar yolsuzlukları ve kirli işleri çıkabileceği endişesini taşımaktadır. Bürokratlarını ise içten içe bir korku sarmıştır.  İktidardan çekilmeleri halinde, adalet önüne çıkarılacaklarını ve yapılan yanlışların hesabını veremeyeceklerini bilmektedirler. Bunun için iktidara sıkı sıkıya sarılmıştır. PKK, Yerel yönetimlerin bağımsızlığını ilan etmiştir. Acil ve köklü bir çözüme ihtiyaç vardır.
Türk ordusunun PKK’lı 5000 kişiyi öldürdüğü, “Çözüm Süreci”nin inşasında Obama’nın eli varlığı ve Ortadoğu’nun şekillenmesine el atacağı düşünülmelidir. Türk siyasi sisteminin çöktüğü ayan beyan ortadadır. Ülke Diktatörlük ve Bölünme arasındaki süreçte seçime doğru ilerliyor…
Muhalefet için,,  CHP, MHP ve HDP’nin birbirlerine  yakın söylemleri ile MHP’nin ileri sürdüğü şartlar: 17-24 Aralık, soruşturmasının yeniden yapılması; Dört bakanın yargılanması olayları,
"Çözüm Süreci" sona erdirilmesi, süreçleri ilgili partilerin muhataplarınca kabul edilmemiş bir koalisyon gerçekleştirilememiştir. Böyle bir durumda muhalefetin yan yana gelmesi ve ülkeye sahip çıkılması zaruri ve hatta bir mecburiyettir… Vekillere sesleniyoruz: İKTİDAR kaybetmiş, MUHALEFET kazanmıştır. Bu gerçeği görün, ve bu milletin sizlere verdiği yetkiyi  kullanın... (Ankara, Çarşamba, 19 Ağustos 2015)