26 Temmuz 2009 Pazar

TÜRKÇE YAZ TÜRKÇE KONUŞ
Abdullah ÇAğrı ELGÜN
Bazı bilim adamlarının söylediği: “Benim kullandığım dili kimse anlamamalı”, “Ben aydın olarak farklı olduğumu kullandığım dil ile de göstermeliyim”, “Benim bildiğimi diğerleri de bilirse mahcup olurum” gibi benzeri hazmedilmemiş bilgi kompleksi aşılmış olacaktır.
Onların kullandığı ve bizzat kendilerinin uydurduğu kelimelerle dilimizi ne hale getirdiklerini, nasıl bir çıkmaza soktuklarını da göreceklerdir. Bu kitapta uyduruk kelimeleri kullanmamayı yeğledik.
Dilin geliştirilme mantığına aykırı, uyduruk ve bazan da “Eski Türkçeyi Diriltme” girişimine dayalı hafıza kıtlığı, eğer bir saflık değil ise “asırların, bazan çağların emeği ile, böylesine güzel ses ve mânâ kazanmış kelimelerin neden, şu veya bu hoyratlıklar içinde, anlayanlar için ziyan edilmesi lazım geldiğinin en büyük delilidir…

Arbede- kargaşa
Transformasyon Dönüşüm-değişim-kabuletme-
Portföy Cüzdan - para cüzdanı – para çantası
Çekap Tam bakım- baştan aşağı- bütün –
Süper-hiper- gros market Mağaza
Mikro Küçük-
Mega Büyük – kocaman – dev –devasa – muazzam
Medyaİletişim araçları –İletişim vasıtaları-
Karizma Lütuf – İhsan – büyüleyici özellik
Viyadük Yol – köprüyol
Demo Tanıtım
İlan tahtası Bilboard
Skorbdord Sayı tabelası
Spiker Sunucu
Brifing Bilgi alışı –
Deklarasyon Bildiri-bildirge
Hobby Merak, uğraş, ilgi alanı
Showmen Gösteri adamı-
Diskjokey Radyo sunucusu
Fistlady Hanım Ağa
Shop Marked Dükkan Bakkal
Poşet Torba
Final Son, sonuç
Galeria Bedesten-
Center Sergi yeri
Room, show room-Oda, Göteri odası, gösteri yeri
Damping Ucuzluk
Body guard Koruma, muhafız-
Duayen Sanat ve meslek pîri-
Prestij İtibar,saygınlık
Platform Seki, alan Center Merkez
Bezistân,Bedesten kapalı çarşı
Nostalji Hasret, özlem
Plaza İşhanı
Mersi Sağol,Teşekkür
Flaş haber Çarpıcıhaber
Flora Bahçe çiçekleri Mega Kent Büyük şehir
Garanti Teminat
Star Yıldız
Oley oley Yaşa varol
Ekonomi İktisat
Politika Siyaset
Fast food Yolüstü Lokantası
Menü Çeşitler İçindekiler
Adisyon Hesap
Dubleks İkikatlı ev
Tribleks Üç katlı komşu evi
Villa Köşk
Antre Eşik
Sempatik Sevimli
Antipatik Sevimsiz
Spekülotör Vurguncu
Mafya Eşkiya
Kuzen-Kardeş çocukları-
Spansörü-Koltuk çıkma
Örüntü-karışıklık
Süreç-Süre
Ölçüt-Ölçü
Yaşam-Hayat(Ömür)
Problem-puroblem
Plan-Pilan
Psikoloji-Pisikoloji
Pratik-Pıratik
Belirtke-Belirtme (Gösterme)
Saptanmış-Belirlenmiş
Örneklem-Örneği(Örnek)
Salt-Sadece
Gerekler-İhtiyaçlar
Kapsamak-İçine Almak
İçermek-İçine Almak
Koşul-Şart
Öncül-İlk, İlkönce Gelen
İlkin-Önce
Benzeşik-Benzer
Tahmin-Yordama
Hatalı-Özürlü
Uyarınca-Gereğince
Öncüller-İlkler,İlkönce Gelenler
İstemi-İsteği
Özgül-Kendine Has(Bir Türle İlgili)
Olasılık-İhtimal
Olgu-Dayanak (Sonuç,Vakıa)
Olgusal-Sebebe Bağlı(Sonuca Bağlı)
Göreli-Nisbî(Nisbeten, Yeteri kadar)
Neden-Sebep
Ötürü-Dolayı
Ulus-Millet
Us-Akıl
Sayıltı-Rakam
Özgü-Hasa
Seçimlik-Seçmeli
Essey-Yazılı Yoklama
Karşın-Rağmen
Tümel-Bütün
Evren-Bütün(Tamamı)
Kubaşık-Birlikte
İsterleriİhtiyaçları
(Çözümleri)
Başat-Daha Baskın
Binişmek-Üstüste(Üstüstü Gelme)
Boyut-Uzunluk
Tasarı-pilan
Öykünme-İmrenme(taklit, benzeme isteği)
Delgeç-Matkap
İşgörüsü-Görevi
Düzen-Seviye
Bilişsel-İlmî(Bilgiye dayalı)
Kombinezon-Düzenleme
Göreli-Görünen
Birey-Kişi(Fert,Şahıs)
Kuram-Metot (Yöntem, Teori, Pirensip, İlke)
Feed Beek-Özet(Kısa Sonuç, Dönüt, Tıransfer, Geri Verim, Geri Bildirim)
Gösterme-Gösterim, (Sunum, Sunu)
Süreç-Süre(Vakit, Zaman)

Yaşam- Hayat (Ömür, Yaşantı)
Stand-by_ Hemen kullanılabilecek
Stajyer- acemi, yeni öğrenen
Spazm-Kasların iradesiz kalması
Statiko- Olması gereken durum
Tekzip- Yalanlama
Paradoks- Gerçek dışı
Peder bey- Baba
Mamişgo- Anne


Mesire yeri, kır gezintisi –Picnic ve benzeri gibi böyle beldelerin girişinde bile "welcame", çıkışında da "goodby" lokantalar ve alışveriş dükkanlarının bazılarında görülen home-good gibi kelimelerin kullanıldığını üzülerek ve mahcubiyetle görmekteyiz.

Dilin bu şekildeki kullanılışı kavramlardaki kargaşayı da açığa gidererek, bu kişilerin oluşturduğu kavram kargaşasını önleyecek, halk ile aydın arasında iletişim kolaylığını sağlayacaktır.
Bir ilim adamının sözlerinden Örnek: (Bu (tümceler?!.). ne diyor? …Sürecin dayattığı çağsal ödevleri kocaman bir öngörüyle yatsıdı. …Haz ilkesine bağlı yeti ve davranışlar ise kaygısal bir gereksinmedir. … Erek bireylerin ekinli olması koşulu ise ulus olarak özveride bulunup, köksel esintilerden yararlanarak, belirli veri ve doğurganlıklar elde edilebilir.)

Bu ölçüsüzlük, her söze yeni bir kelime bulma ve eskiyi diriltme girişimi, eğer bir ahmaklık değilse, milletimizin millî savunmasına, millî güvenliğine yönelmiş sinsi bir saldırı, milletin hafızasına indirilmiş acımasız bir balyoz; millete ve vatana ihanetin ta kendisidir.
Millet olmanın ilk şartı, fertlerin ortak bir millî dile sahip olmalarıdır. Millî kültür, millî felsefe, millî tarih, millî corafya, millî edebiyat o dilin kelimelerinide âbideleşerek ebedîleşir. Onun için bir millet, dili varsa vardır. Millî değerelere millî kültüre has unsurlar dilde yer bulur. Millî kültürün gelecek nesillere aktarılması dil ile mümkündür. Tarihin, dilini dolayısı ile millî kültürünü kaybetmiş milletlerin mezarlığı olduğunu hatırlayarak, çocuklarımıza millî dilimizi, millî tarihimizi, millî coğrafyamızı öğretmek boynumuzun borcudur.
Aynı dili konuşmak, aynı imlâ noktalamayı kullanmak, imladâ birlik bir millî şuur, bir var oluş, yok oluş, hatta millî güvenlik meselesidir. Her şeyini kaybetmiş; ama dilini kaybetmemiş milletlerin kaybettiklerini tekrar elde ettiklerinin misâlleri çoktur. Dilini kaybetmiş bir milletin varlığından ise bugün ancak tarihler söz ediyor…
Dilimizde bugün kullanılan bir kelime için birden çok söz, belki bu dilin zenginliğini göstermek açıcından da önemlidir; fakat bu kadarı zihinleri bulundırmak, anlaşmayı zorlaştırmak ve hafızayı bulundırmaktır. Bunun için aşırı sadeleşmede olduğu gibi, aşırı eskide de ısrar etmeyelim. Halk bizim için en önemli bir kaynak ve en güzel bir ölçüdür.
Halkımız “Plan, Spor, Stat” sözlerini “Pa-lan, Pe-lan, Pı- lan, Po-lan Pö-lan., Pu-lan, Pü-lan; Sa-por, Se-por So-por…; Sa-tat, Se-tat, So-tat…” diye değil “Pi-lan, Si-por, Sı-tat, pilan, sipor, sıtat” gibi diğer benzer kelimeleri de aynı şekilde söyleyip okumaktadır. Bizim de önerimiz okunduğu ve söylendiği gibi yazılmasıdır.
“Ünlü ünsüz, sesli sessiz; tonlu tonsuz; vokal konsonant, ötümlü ötümsüz, güdümlü güdümsüz, çıkraklı çıkraksız, … gibi” aynı anlama gelen kelimeler gibi, “Duyuşsal, bilişsel, davranışsal, kavramsal …vb” uyduruk kelimelerden, aynı anlama gelen herkesçe malum, bilinen kelimeyi kullanmayı tercih etmeliyiz. Doğu dillerinden alınan kelimelerde olduğu gibi dilimize yerleştiğini kabul ettiğimiz ve artık Türkçe olarak düşündüğümüz bu kelimeleri yazarken de Türkçenin kurallarına uygun ve halkın ağzında yaşadığı ve kullandığı gibi yazmayı yeğledik, şöyleki:

Doğu Dillerinden Alınan Batı Dillerinden Alınan
Ellah Allah Prova Purova
Nana Nane Plan Pilan
Gûl Gül Spor Sipor
Manâra Minâre Proğram Puroğram
Çeher-şenbih Çarşanba Tren Tiren
Lahme baci Lahmacun Psikoloji Pisikoloji
Azm-i terkova Köprücük kemiği Treleybüs Tireleybüs
Azm-i harkafa Kalça kemiği Prensip Pirensip
Sahlap Sâlep Stad Sıtat
Sahîh Sâhî Gramofon Gıramofon

Doğu ve Batı dillerinden dilimize giren bu kelimeleri, halkımız, nasıl ki aslında olduğu gibi değil; kendi diline Türkçeye uydurarak, benimseyip kullanmışsa, ilim adamları da aynı şekilde kullanmalı ve yazmalıdır. Böylesinin en doğru olduğu kanaatini taşıdığımız için böyle yazdık.
Aklın yolu birdir. Doğrusu da budur. Bütün herkese de tavsiyemiz bu ve benzeri kelimeleri böyle, halkımızın söylediği gibi kolay ve külfetsiz, iki ünsüz harf arasına bir ünlü harf getirilerek okuduğumuz ve konuştuğumuz lisan ile yazmalarıdır.

Kaynaklar:
1) ELGÜN, Abdullah Çağrı, Türk Dili 1999 Kayseri Geçit Yayınları
2) ELGÜN, Abdullah Çağrı Türk Dili 2001 Kayseri LaçinYayınları
3) ELGÜN, Abdullah Çağrı (2000). Edebî Söz Sanatları, Lâçin Ltd. Şti.: Kayseri.
4) DURBİLMEZ, Bayram (1984).Vatanımın Bağrında- Şiir Tomurcukları, İleri Matbaası: Yozgat. 5)Kayseri’de YABANCI DİLDE Kullanılan Levhalar