26 Temmuz 2009 Pazar

IRAK YARASINI SARALIM
Abdullah Çağrı ELGÜN

Irak’ta Mahmur Kampı, PKK, Barzani, Talabani unsurları güya müttefikimiz(!) Bu oyun, ABD’nin zorda kaldığında Türkiye’ye karşı kullandığı bir kozdan ibarettir. Bunun için yarası kangren olan Irak’ı ameliayata alıp yarasını saralım.
ABD Türkiye için değil; ama her zaman ve her fırsatta kendi çıkarları için hareket eder. ABD’nin bize uygun masum ve lehimize gibi görünen hareketlerini de Türkiye yararına olarak görmek saflık ve gafletten ibarettir.
Ne Kandil Dağı’ndaki PKK teröristi ne Irak’daki terör ne Mahmur Kampı ne de Türkmen kardeşlerimizin derdi ve menfaatlerimiz başka devletlerin hele hele ABD’nin gönlüne, keyfine ve insafına terk edilemez.
Türkiye kendi menfaatlerini yine kendi korumalı ve bunu asla ve asla başka devletlerin insiyatifine terk etmemelidir. Bu acze düşmek: “Bizim: “ Kamplarınızda teröristler var!”, “Gelin bu teröristleri durdurun!..” Kerkük, Musul, Telefer, Süleymaniye… bizim kan bağımızın olduğu yerler bunu Peşmergelere anlatın…” Olur! Çok bekleyin… Bunlar bizim babamızın oğlu. Gelip bizim Türkmenleri kurtarırlar!.. Oralara Peşmergeleri yerleştirmezler, Kerkük’e, Musul’a, Süleymaniye, Telefer’e sahiplenmezler…
Türkler, kendi kaderini yine kendileri tayin edecektir. Bunu bir başka devletin himayesine ve insiyatifine asla terk edemez. Bu bir Kurtuluş Savaşı’dır. Kendisi girmese bile tamamen Türkmenlerden oluşturulacak bir ordu ile dışarıdan da 400.000 kişilik bir ordu ile Irak’ı güneyden, kuzeyden, doğudan ve batıdan kuşatacak. Türkiye, Irak’a girecek hiçbir güce ABD dahil izin vermeyecek ve bunu da KIBRIS’a ve KARABAĞ’a benzetmeyerek bu meseleyi kökten çözerek Irak’ta TÜRKMEN, ARAP, KÜRTLERDEN oluşacak yeni bir hükümet kuracaktır. Bir yıl sonra veya daha kısa bir zamanda yapılacak bir referandum ile Irak’ı Türkiye’ye dahil edecektir. Türk’ün hoşgörü ve müsamahası ile bu bulanık bölge durulacaktır. Ortadoğu’da BARIŞ, GÜVENLİK, HUZUR ve GELİŞME TÜRKİYESİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR.
Türkiye Amerika’dan, İngiltere’den, Avrupa’dan, İran’dan, Arap’tan medet ummamalı, umamaz da… Amerika Saddam’ı Müslümanlar’ın en kutsî gününde asmakla bütün İslâm âlemine gözdağı vermiştir. Bunu anlamamak gaflet hatta dalâlettir. Şimdilerde Suriye ve İran’a gözdağı vermekte, Türkiye’yi ise müttefik safsatasıyla uyutmakta iken Kerkük, Musul Süleymaniye, Telefer’i Kürtleştirerek Türkiye’nin gırtlağına basarak nefessiz bırakmaktadır.Eğer gerçekten müttefik ise bu bölgeyi Türkiye teskin eder… Bölgeyi Türkiye’ye bıraksın. Herkes için en hayırlısı da budur. Yoksa biz bildiğimizi yapalım.
Kıtalar ötesinden gelerek Irak’ı karıştıran ve petrollerine el koyan ve bizim desteğimizde bizim hayat damarımızı kesmek isteyen müttefik(!) ABD de olsa müsamaha edilemez… Müdahale mutlak olmalı ve bu Türkiye’nin hakkıdır. Buna bütün komşuları ikna etmeli; ikna edemese de Türkiye kendi hayat damarlarını kurtarmak için IRAK’ta olmalıdır. Tapuları bizde olan bu topraklarda hak aranmak da ne ola ki? Hak, her zaman güçlünündür. Türkiye kırk kilometre uzağında olan bitenlere seyirci kalamaz. Bunca zaman susmakla yapılan yanlış telafi edilmelidir. Türkiye, ülkedeki oldu bittiler ve terörle sağ kolunun kesilmek istendiğini bilecek ve Irak’taki savaşı kendi gücü ile yine kendisi bitirecektir. Bu ise Irak’ın tamamına hakim olmak ile mümkündür. Irak’a Türk Askerlerinin huzur getirmesi azami iki günlük bir mesai gerektirecektir. Bundan sonra sular durulmaya ve yaralar sarılmaya başlanacaktır. ABD ise bölgeden tamamen çekilmelidir; çünkü bölge en yakın müttefiki Türkiye’nin kontrolündedir.
Kerkük’te referandum gündemde iken Türk vatandaşı Ermeni gazeteci Grant DİNK bir suikst ile öldürülüyor. Oyun içinde oyun!.. Bu yakın geçmişimizdeki Şeyh Sait Ayaklanması, Kubilay’ın Asılması olaylarını hatırlatıyor. Yani bu cinayetten anlayacağımız şudur ki: Kerkük oldu biti ile Kürtler’in Otonom devletine başkent yapılırken Türkler Türkmenler’i unutup Grant DİNK’i kim öldürdü ile uğraşsınlar deniliyor… Ne güzel ne âlâ… Kerkük, Irak elden gidiyor…
Böyle bir hata Kıbrıs’ta ve Karabağ’da yapılan hatadan daha beter olur ki bizi uzun yıllar uğraştırır. Uğraştırır ne demek, hayat damarlarımızı felç eder… Bunun için Irak meselesi ile terör olayı kökten temizlenmelidir. Bir taş ile iki kuş… Bunun için Türkiye şunu yapmalıdır:
1) Güçlü bir Türk donanması her şeyi ile savaşa hazır bir durumda silahlarını Irak’a yöneltmiş bir vaziyette denizde bekletilecek.
2) Irak’a ve Türkiye’ye giriş ve çıkışlar kontrol altında tutulacak ve çok sıkı tedbirler alınacak, haince saldırı, bombalama, vatana ihanet, yandaşlık, yataklık olursa anında idam edilerek cezalandırılacak.
3) Komşu devletler Suriye, özellikle İran, ikna edilerek karşılıklı menfaatler çerçevesinde 400.000 kişilik ordu, “Huzur Harekatı” adı ile Irak sınırları içerisinde dört koldan ilerleyerek herhangi bir mukavemet olduğu takdirde şiddetle müdahale ve imha edilerek ilerlenecektir.
4) Bu arada Irak’ta Türkmen, Arap, Kürt ve diğer azınlık guruplar var ise bunların katılımlarının da sağlandığı huzur veren bir hükümet kurulacak, Türkiye’ye ilhak için yapılması gereken ne var ise bu arada yapacak ve hemen işi fazla uzatmadan referanduma gidecek ve Irak’ın Türkiye’ye kesin olarak dahil edilmesi sağlanacaktır.
5) Bizim bu ani müdahalemizden ABD, İngiltere (çünkü Irak petrollerinin yüzde 75’inin kendilerine ait olduğunu açıkladılar) ve Avrupa Devletleri ile Ortadoğu hatta Arap ülkeleri şüphesiz üzerimize gelecek ve belki de aleyhimize ayağa kalkacaktır; ama buna rağmen Türkiye Irak’ın tamamına girecek huzur ve sükûnu sağlayacak dengeleri kendi lehine değiştirecektir…
Atatürk: “Uyuşuk beyinlerden ve durgun kafalardan oluşan yığınlar, taş ve çakıl yığınlarından farksızdır.” diyor. “Kerkük’ün başkent olduğu bir Kürt devleti, petrolün yüzde yetmiş beşi benim” oldu bittilerini, taş ve çakıl yığınları gibi yerimizden kımıldamadan sessizce seyredemeyiz… Otuz dokuz aşiret reisi: “Türkiye’ye dahil olalım.” derken bu fırsatı değerlendirelim.

Dipnotlar:
1) Yılmaz ÖZTUNA, Durum, Türkiye Gazetesi 16 Ocak 2007
2) Rahim ER, Entelektüel Boyut, Türkiye Gazetesi 17 Ocak 2007
3) Mustafa Necati ÖZFATURA, Dış Politika, Türkiye Gazetesi 1 Ocak 2007